Çorlu tren faciası davası yeniden başladı…
10.09.2019

8 Temmuz 2018’de Çorlu’nun Sarılar Mahallesi mevkiinde 25 kişinin hayatını yitirdiği, 300’den fazla kişinin de yaralandığı tren katliamının ikinci duruşması bugün Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor. Duruşma için, Çorlu Halk Eğitim Merkezi’nde 600 kişilik salon hazırlandı. Duruşmada Avukat Mürsel Çoban, iddianamenin iade edilmesi gerektiğini söyledi. Gerekçeleri özetle; katliamdaki ihmaller, soruşturma sürecindeki aksaklıklar, bilirkişilerin kanuna aykırı atanması, sanıklara yöneltilen suç isnadı, yargılanmayan üst düzey bürokratlar olarak sıraladı.

 

Duruşma öncesinde hayatını kaybedenlerin aileleri, yaralılar, avukatlar, milletvekilleri ve sivil toplum kuruluşu (STK) temsilcileri Çorlu Santral Park'ta toplanarak adliyeye yürüyüş düzenledi.Yürüyüşe Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Ahmet Şık, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Ali Şeker, Sezgin Tanrıkulu, Candan Yüceer, İlhami Özcan Aygun ve Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile işine son verilen Veli Saçılık da katıldı.

 

"Bu dava sadece 4 sanıkla ilerleyemez!"

 

İleri Haber'den Tugay Candan'ın haberine göre aileler, duruşmanın yapılacağı Çorlu Kültür Binası'na, “Hak hukuk adalet kaza değil cinayet” sloganları eşliğinde ulaştı. Burada konuşan Oğuz Arda Sel'in annesi Mısra Öz "Davanın bir yıl sonra başlaması, insanlarımıza verilen değerin göstergesidir. Bu dava sadece 4 sanıkla ilerleyemez!" dedi. Öz'ün ardından sözü alan İsmail Kartal ise "O koltuklarınız o kadar rahat ki, rant peşinde koşmaktan bizleri mağdur hale getirdiniz. Bunun hesabını vereceksiniz, o adalet bir gün hepinize lazım olacak!" ifadelerini kullandı.

 

Hayatını kaybedenlerin yakınları ve yaralılar duruşma salonuna alınırken kimlik tespiti yapılmak istendi. Avukatlar, müştekilerin bir kısmının adının iddianamede yer almadığını belirterek itiraz etti. Mahkeme başkanının müştekilere yönelik "İçeri almıyoruz, girmeyen kendi bilir" dediği öğrenilirken, avukatlar, bu duruma tepki gösterdi.

 

Avukat Gökmen Yeşil, şunları söyledi:

“Mahkeme heyetiyle görüşmeden bir yargılama yapılamaz. Mahkeme heyeti tarafları karşısına alacak, verdiği karar neyse bizim de itirazlarımızı dinleyerek bu yönde bir karar verecek. Adliye binasının giriş kapısında yurttaşların, mağdurların kimliği kontrol edilerek binaya alınması diye bir karar söz konusu olamaz. Mahkeme heyeti 'İddianamede isimleri yazılan mağdur ve müştekileri alacağım' diyor.

 

Biz de bütün mağdur ve müştekilerin isminin iddianamede yer almadığını söylüyoruz. İsim isim sayabilir, örnek verebiliriz. Sadece iddianameye dayanılarak mağdur müşteki tespiti yapılamaz. Adliye binasının bahçe dışında kimlik kontrolü yapılamaz. Duruşma salonunun yönetimi mahkeme başkanına aittir tamam, ama burada hazır bulunan tarafları duruşma salonuna almalı, kimlik tespiti yapmak istiyorsa duruşma salonunda yapmalı” dedi. Mahkeme heyetiyle konuşan katip, kendisine mahkeme heyeti tarafından cevaben “Bu bir kimlik tespiti değildir, kimin geldiğini tespit etmek amaçlıdır. Girmeyenler kendisi bilir, duruşma başlayacaktır.”

 

Daha sonra Avukatların, hayatını kaybedenlerin yakınlarının ve yaralıların tamamının içeri alınmadan duruşmanın başlayamayacağını söylemesi üzerine, müştekiler duruşma salonuna alınmaya başladı.

 

Ailelerin salona alınmasının ardından, mağdur ve müştekilerin isimleri okundu. TCDD personeli olan sanıklar Turgut Kurt, Özkan Polat, Celaleddin Çabuk ve Çetin Yıldırım da duruşma salonunda.

 

İddianamenin kabulü okundu. Duruşmanın yürütülmesi ilişkin avukatlar talepte bulundu. Öte yandan, baroların davaya müdahillik talepleri kabul edildi.

 

Avukat Hayrettin Çil, iddianamede ismi olmayan müştekilerin tespit edilmesini istedi.

 

Avukat Can Atalay, verilen tensip-i itiraz dilekçelerinin işleme konulmasını isteyerek "Ailelerin acıları etrafında örgütlenmesi suç değildir, her aileye 3 avukat sınırlaması 149/2 ‘e aykırıdır ve bu karardan rücu edilmelidir” dedi. Atalay, Çorlu emniyet müdürü başta olmak üzere ilk duruşmada ailelere saldıran polisler hakkında işlem yapılmadığını belirtti.

 

Avukat Mürsel Çoban, iddianamenin iade edilmesi gerektiğini söyledi. Gerekçeleri özetle; katliamdaki ihmaller, soruşturma sürecindeki aksaklıklar, bilirkişilerin kanuna aykırı atanması, sanıklara yöneltilen suç isnadı, yargılanmayan üst düzey bürokratlar olarak sıraladı.

Taleplerin değerlendirilmesi için duruşmaya 20 dakika ara verildi.

 

Ne olmuştu?

 

Davanın 3 Temmuz günü Çorlu Adalet Sarayı Konferans Salonu’nda yapılan ilk duruşmasında kazazedelerin aileleri yer olmadığı gerekçesiyle salona alınmadı, aileler ve avukatlar darp edildi. Avukatlar, darp edilme talimatını kimin verdiğinin belirlenmesi için suç duyusunda bulundu. Mahkeme savcısı da suç duyurusunda bulunulması kararını destekleyip, mahkemeden talimatı kimin verdiğinin belirlenmesini istedi. Suç duyurusu ve dilekçe üzerine mahkeme heyeti davadan çekildiğini açıklayarak, dosyayı 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. 2. Ağır Ceza Mahkemesi, heyetin davadan çekilme kararını reddetti.