ABD Daech’e yardım ediyor mu?

YPG’ye silah verilip verilmemesi üzerinden polemik yapmaya hiç gerek yok. ABD Savunma ve Dışişleri sözcüleri PYD/YPG’nin Daech’e karşı müttefikleri olduğunu, bu konuda Türkiye ile farklı düşündüklerini defalarca yüzümüze vura, vura söylemişlerdi. Bir terör örgütüne “müttefik” diyen bir ülkenin başka bir terör örgütüyle mücadelesi “terörle mücadele” kapsamına girer mi çok tartışılır. Hele müttefikiniz PYD/YPG yürütmüyor diye TSK’nın Daech’le mücadelesine destek vermiyorsanız…

30.12.2016 11:41
Akın-Özçer

akinozcer@outlook.com

 

Türkiye’nin Daesh’e yardım ettiğine ilişkin iddiaların, Erdoğan üzerinden Türkiye’ye karşı yürütülen dezenformasyonun ayrılmaz bir parçası olduğu ve Çözüm Süreci’nin bozulması suretiyle AK Parti’nin iktidardan edilmesini amaçladığı belliydi. Belliydi çünkü 7 Haziran 2015 genel seçimlerine gidilirken başta HDP olmak üzere muhalefet çevrelerinde sıkça kullanılmakla kalmamış ayrıca başta Amerikan olmak üzere Batı medyasında bir merkezden çıkmış izlenimi veren argümanlarla desteklene gelmişti.

 

Belliydi çünkü Türkiye’de daha hiçbir iktidar bırakın dine dayalı, “mezhepçi” bir dış politika izlememişti, izleyemezdi de. İzleyemezdi çünkü dışa yönelik mezhepçi bir dış politikanın içe yansıması olur, bir Alevi-Sünni sürtüşmesinin, hatta çatışmasının önüne geçilemezdi. Bu gerçekleri Türkiye’yi yönetenlerin bilmediğini var sayanların, hayal eden veya varmış gibi gösterebileceklerini düşünenlerin bu ülkeye yabancı oldukları belliydi.

 

Bölgede mezhepçi politika izleyen ülkelerin başında İran rejimi gelir. Çünkü ulusal birliğini bir mezhebin, Şiiliğin üzerine kurmuştur. Şiilik, ülkenin iki büyük etnik/kültürel bileşeni olan Farslarla, Türkleri (Azeri) birleştirir. Buna karşılık etnik/kültürel özellikler üzerine inşa edilen bir milliyetçilik, örneğin Azerileri Türk kabul etmeyen Fars milliyetçiliği bu iki grubu karşı karşıya getirir. İran rejiminin Suriye ve Irak’ta Arap veya Kürt milliyetçiliğini savunan bir politikayı desteklediğine ilişkin iddialar, ortaya atılırsa nasıl yanlış olacaksa, Türkiye’nin bölgede “Sünnici” bir politika izlediği iddiaları da o kadar yanlıştır. Ama Batı medyasında bunu hâlâ yazıp çizenler var ne yazık ki.

 

İddiaların tersine dönmesi

 

Türkiye’nin Fırat Kalkanı operasyonlarıyla PKK/YPG’nin yanı sıra Daesh’i de hedef alması, bu iddiaların doğru olmadığını açıkça ortaya koymuştu. Asıl eşiği ise Türkiye’nin Daech’in kalelerinden biri olan El Bab’daki kuşatma oluşturuyor. Ama Suriye’deki askeri varlığını Daech’le mücadeleyle gerekçelendiren ABD komutasındaki uluslararası koalisyon bu operasyonu karadan yürüten TSK destekli ÖSO birliklerine hava desteği vermeyip izlemekle yetiniyor. Türkiye’nin bu konudaki çabaları ve uluslararası camiaya çağrısı Batı medyasının tümüne olmasa da bazı gazetelere yansımış durumda.

 

 İspanyol El País’in konuyla ilgili haberi “Türkiye Suriye’de çabalarını ikiye katlıyor ve IŞID’e karşı uluslararası yardım çağrısı yapıyor” (Turquía redobla sus esfuerzos en Siria y pide ayuda internacional contra el ISIS) başlığını taşıyor.  Cumhurbaşkanı Başdanışmanı İbrahim Kalın’ın basın toplantısına yer verilen haberde, “Türkiye’yi Daech’le mücadelesinde eleştirenler, Azez’den Cerablus’a uzanan bölgede, Dabık ve El Bab’daki operasyonlara gerekli desteği vermiyorlar” ifadesi dikkat çekiyor. (http://internacional.elpais.com/internacional/2016/12/28/actualidad/1482950340_410110.html)

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önceki gün “ABD komutasındaki uluslararası koalisyonun Suriye’de Daech dâhil terör örgütlerine destek verdiğine dair kanıtlar elimizde” sözlerini içeren haberler sadece Rus (https://fr.sputniknews.com/international/201612271029373365-erdogan-syrie-usa-coalition-assistance-daech-kurdes/) ve İran medyasında yer aldı. Batı medyası Ankara’daki ABD Büyükelçiliği’nin Erdoğan’ın suçlamasını reddetmesini beklemiş olmalı. Le Monde Marie Jégo’nun Türkiye’yi eleştiren Aslı Erdoğan davasıyla ilgili haberini vermeyi yeğlerken, Le Monde gibi bir gün susan Le Parisien dün (29 Aralık) bu konuyla ilgili haberini “Erdoğan’ın suçlamaları: Hayır ABD Daech’e destek vermiyor” (Accusations d’Erdogan: non, les Etats-Unis ne soutiennent pas Daech) başlığıyla aktarıyor. Haberde, Ankara’nın Obama yönetimiyle geriliminin giderek arttığı ve Trump ile ilişkilerde yeni bir sayfa açılmasını beklediği dile getiriliyor. Ama haber başlığına ABD Büyükelçiliği’nin açıklamasının taşınmasının suçlamayı önemsizleştirmeye yönelik olduğu da son derece açık.   http://www.leparisien.fr/international/accusations-d-erdogan-non-les-etats-unis-ne-soutiennent-pas-daech-28-12-2016-6502752.php)  

 

ABD ve terör örgütleri masa dışında

 

Obama yönetiminin terör örgütlerine desteğine ilişkin tartışma Perşembe gününe de taşınmış durumda. A Haber’de Murat Akgün’ün sorularını yanıtlayan Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Büyükelçiliğin “PKK’ya, YPG’ye silah vermiyoruz nokta” ifadesine aynı şekilde cevap veriyor: “Amerikan'ın içinde olduğu koalisyon belli bir zamandan beri Fırat Kalkanı'na destek vermiyor, PYD ve YPG'ye silah desteği veriyor nokta! (…) ABD YPG'ye silah vermiştir nokta!

 

ABD’nin artık miadı dolmuş yönetiminin görüntülerle doğrulanan, dahası Türkiye’deki terör eylemlerinin soruşturulması sonucu elde edilen kanıtlara dayanan iddiaları bir Büyükelçilikçe yapılan açıklamalara hiç yakışmayan ifadelerle yalanlamasının, Türk-Amerikan ilişkilerinin geleceği açısından ne derece sağlıklı olduğu tartışılır. Çünkü bu yalanlama, değil bir ülke yönetimiyle, “biz Daech’i vururken ABD nerede” diye soran sokaktaki adamın zekâsıyla bile alay etmek anlamına geliyor. Geliyor çünkü insanlar El Bab’da Daech’e karşı Türkiye’ye yardım edilmemesi bir yana, Musul ve Rakka operasyonlarının ertelenmesiyle terör örgütünün bütün gücüyle üzerimize geldiğini görüyor. Türkiye’nin El Bab’da kayıpları artarsa, bunun faturasının iktidar partisine çıkacağını bekleyenler varsa yine yanılıyor. Yanılıyor çünkü ABD komutasındaki uluslararası koalisyonun bu tutumunun Türkiye’de “Daech’e dolaylı destek” olarak algılanmaması hiç ama hiç mümkün değil.

 

Kaldı ki insanların algılamaları bir yana ortada somut bir gerçek var. O da Türkiye’nin, Rusya ve İran’la Ocak’ta yapılması üzerinde uzlaştığı Astana buluşmasında ABD ve Batılı güçlerin masada olmayacağı. Ama sadece onlar değil, Suriye’deki kara güçleri olarak Batı medyasının her gün bir vesileyle övgüde bulunduğu PKK ve PYD/YPG de yok. Daech ve El Nusra gibi birer terör örgütü oldukları için elbette.

 

Sonuç itibariyle YPG’ye silah verilip verilmemesi üzerinden polemik yapmaya hiç gerek yok. ABD Savunma ve Dışişleri sözcüleri PYD/YPG’nin Daech’e karşı müttefikleri olduğunu, bu konuda Türkiye ile farklı düşündüklerini defalarca yüzümüze vura, vura söylemişlerdi. Bir terör örgütüne “müttefik” diyen bir ülkenin başka bir terör örgütüyle mücadelesi “terörle mücadele” kapsamına girer mi çok tartışılır. Hele müttefikiniz PYD/YPG yürütmüyor diye TSK’nın Daech’le mücadelesine destek vermiyorsanız…

 

İlginç olan şu ki Batı medyası dün (29 Aralık) son dakikada duyurulan Türkiye ile Rusya’nın Suriye’de vardığı ateşkes anlaşmasına umutla değil kuşkuyla yaklaşıyor. Erdoğan’ın ABD’ye yönelik suçlamasına hiç değinmeyen Le Monde’un İstanbul temsilcisi Marie Jégo, Beyrut temsilcisi Laure Stephan ile birlikte, son dakikada “Türkiye ve Rusya Suriye’de imkânsız bir ateşkesi dayatıyor” (La Russie et la Turquie tentent d’imposer un improbable cessez-le-feu en Syrie) başlıklı bir haber geçti. Haberde Anadolu Ajansı’nın duyurduğu ateşkes anlaşmasını ne Moskova ne Şam ne Suriye muhalefetinin teyit ettiğini öne sürüyor. (http://abonnes.lemonde.fr/syrie/article/2016/12/29/la-russie-et-la-turquie-tentent-d-imposer-un-improbable-cessez-le-feu-en-syrie_5055251_1618247.html)

 

Suriye’de altı yıldır süren savaşın bıçak gibi kesilmesi kolay değil, Ama ABD eski Savunma Bakanı Leon Panetta’nın bundan iki yıl önce söylediği gibi Daech’le savaşın 30 yıl sürmesi abartılı olduğu kadar bölge halkları için de felâket anlamına gelir. O bakımdan kim kurdurdu, kimin hatasıyla ortaya çıktı, kim yardım ediyor tartışmalarına girmeden Daech’le mücadeleyi olması gerektiği gibi yürütmeyecek ve PYD/YPG gibi bir terör örgütüne yaslanacak ise ABD’nin ve önderlik ettiği Batılı koalisyonun bölgeden çekip gitmesinde yarar olduğunu bu vesileyle vurgulamak gerekir.    

Yazarın Tüm Yazıları

Bu yazıya ilk siz yorum yapın.

Yorumlar(0)

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.