ETA makas değiştirirken

ETA’nın kendini feshetmesi ve şiddetinin sadece Bask Ülkesi’nde değil tüm İspanya’da geri dönüşü olmayacak biçimde noktalanması kuşku yok ki olumlu bir gelişme. Ama ETA bundan böyle görüşleri ve inançları doğrultusunda siyasi mücadele yürütmek üzere makas değiştirirken, geçmişi manipüle etmesinin ve çatışma retoriğini iç savaş dönemine kadar gidip bugünlere taşımasının İspanya’nın gereksindiği siyasetin normalleşmesine hizmet etmeyeceği de son derece açık.

24.04.2018 08:15
Akın-Özçer

akinozcer@outlook.com

 

20 Ekim 2011’de tek yanlı silah bırakan, ardından silahlarını sakladığı Fransa’daki zulalarının yerini açıklayarak, usulüne uygun olmasa da uluslararası bir sivil toplum kuruluşunun onayı ile “silah teslim” aşamasını tamamladığını ilan eden ayrılıkçı Bask terör örgütü ETA kendi deyimiyle “silahlı çatışma” aşamasından adım, adım “siyasi mücadele” aşamasına geçiyor. Bu aslında demokratik devletlerin terör örgütlerine “yasal siyaset karşılığı silah bıraktırması” olarak özetleyegeldiğim temel stratejilerine ana hatlarıyla uygun bir gelişme. Her ne kadar ETA silahlarını doğrudan İspanyol devletine teslim etmemiş, neden olduğu zarardan (daño causado) pişmanlık duyduğunu henüz açıklamamış, kurbanlarının ailelerinden özür dilememiş ve daha kendini feshetme (disolución) aşamasına geçmemiş olsa da.

 

Aslında ETA’nın yazdan önce kendini feshedeceğine ilişkin haberler Şubat ayından bu yana toplumsal tabanını oluşturan Yurtsever Sol’un (Izquierda abertzale) Gara ve Beria gibi yayın organlarında yayımlanıyordu. El País’te Nisan başında “ETA, las claves de la paz” (ETA, barışın anahtarları) başlıklı kitabın yazarlarından Luis R. Aizpeolea’nın imzasıyla yayımlanan haber analiz bu hazırlığı doğrulamıştı. Terör örgütü fesih bildirisini 18 Ekim 2011 tarihinde San Sebastian ’da Barış Konferansı düzenlemiş olan Uluslararası Temas Grubu’na (GIC/ Grupo Internacional de Contacto) hazırlatmaktaydı. Bu grubun başını da Güney Afrikalı ünlü arabulucu avukat Brian Currin çekiyordu.

 

Bu konuda El País’e konuşan GİC’e ve Yurtsever Sol’a yakın isimlerden Agus Hernán, ETA’nın bildirisinde fesih (disolución) değil, BM terminolojisine uygun “gayrı faal duruma geçiş” anlamına gelen “desmovilización” sözcüğünün kullanılacağını belirtmişti. Bu sözcük kuşkusuz Rajoy hükümetinin beklentisini tam olarak karşılamıyordu ama Hernán, hangi sözcük kullanılırsa kullanılsın ETA’nın kesin ve net olarak ortadan kalkacağını, bunun da kurban aileleriyle birlikte yaşamı ve ETA mahkûmlarının Bask Ülkesi cezaevlerine naklini kısa vadede olmasa da kolaylaştıracağını düşündüğünü dile getiriyordu.

 

Geçen hafta ETA’nın gayrı faal duruma geçişinin 5 Mayıs günü Bayonne’da düzenlenecek bir basın toplantısıyla ilan edileceği açıklandı. ETA’nın silahsızlanmasının yıldönümü vesilesiyle 8 Nisan’da Bayonne’da açıklama yapan EH Bildu’nun tarihi lideri Arnaldo Otegi ETA’nın önümüzdeki haftalarda yeni adımlar atacağını söyledi. Bu adımlardan birinin örgütün fesih kararı olduğu anlaşılıyordu. Diğerinin ise kurban yakınlarından özür dilemesi olduğu ancak yeni ortaya çıktı.

 

ETA’dan selektif özür

 

ETA Cuma günü Yurtsever Sol’un yayın organlarından Gara ve Beria’dan yayınladığı bir bildiriyle silahlı eylemlerinin neden olduğu zararı (daño causado) üstlendi ve bundan ötürü “(İspanyol devleti ile arasındaki) çatışmada sorumluluğu olmayan” Bask yurttaşlarından özür diledi. Uluslararası medya ağırlıklı olarak ETA’nın tarihinde ilk kez yol açtığı şiddetten zarar görmüş kişilerden özür dilemesini ön plana çıkarırken, İspanyol basını ETA’nın eylemleri ile devletin güvenlik güçlerinin terörle mücadelesini “tarihi ve siyasi” nitelikli bir çatışma olarak sunması ve kurbanlar arasında “bu çatışmadan sorumlu olanlar/olmayanlar” ayrımı yapması üzerinde durdu.

 

Hükümet yanlısı ABC, bu konuda “ETA’nın pişmanlık ‘şakası’: kurbanları teröristlerle eş tutuyor ve çatışmadan söz ediyor” (La «farsa» del arrepentimiento de ETA: equipara a víctimas con terroristas y habla de conflicto) başlığıyla yayımladığı haber analizde, terör örgütünün selektif özrünün propaganda amaçlı olduğu değerlendiriliyor. Tarihinde ilk kez şiddetinin neden olduğu zararı kabul ediyor ve kurbanlarından özür diliyor olsa da ETA’nın kurbanları arasında söz konusu ayrımı yapmasının başta Terörizm Kurbanları Derneği AVT (Asociación Víctimas del Terrorismo) olmak üzere, kurban yakınları ve dernekleri tarafından tepkiyle karşılandığının altı çiziliyor.

 

AVT’nin haber analizde aktarılan görüşüne göre, ETA’nın selektif özrü, “Bask Ülkesi ile İspanyol devleti” arasındaki bu çatışmada devletin de terör uyguladığı temeline dayanıyor ve devletin polis ve jandarmasına mensup kurbanları kapsamı dışında bırakıyor. ETA’nın terörle mücadele birimlerinde görevli olanları adeta teröristlerle eşit görmesine tepki gösteren AVT, örgütün bu anlatımıyla bir dönem uyguladığı şiddetten hiç pişmanlık duymadığını da ortaya koyduğunu vurguluyor.

 

Bu görüşü aynen paylaşan Terörizm Kurbanları Topluluğu Covite (Colectivo de Víctimas del Terrorismo) toplamda 853 kişinin hayatına kastetmiş olan ETA’nın bu tutumuyla aslında cinayetlerinden birçoğunu aklamış olduğuna dikkat çekiyor. Covite bu nedenle ETA’nın selektif özrünün “alkışlanacak bir hareket” değil, “terör kurbanlarına hakaret” niteliği taşıdığının altını çiziyor.

 

ETA’nın aslında Covite’nin bu görüşünü doğrulayan bir notu da var. Terör örgütünün selektif özrünü içeren “neden olunan zarar hakkında açıklama” (declaración sobre el daño causado) eki notta, Bask Ülkesi’nde devlet tarafından işlenmiş “faili meçhul” cinayetler olduğunu ima eden cümleler yer alıyor. Oysa faili meçhuller denildiğinde akla mahkemelerde halen devam eden 300 kişinin ölümüne yol açmış 245 terör eylemiyle ilgili davalar geliyor.

 

Kabul etmek gerekir ki ETA, bildirisinde kullandığı terimlerle de geçmişte terör uygulamış olmaktan herhangi bir pişmanlık duymadığını ortaya koyuyor. Kurbanlarının aslında “tarihi ve siyasi” nitelikli bir çatışmanın kurbanları olduğunu vurgulamak suretiyle özür dilerken söz konusu çatışmayı aslında siyasi platforma taşıyor. Nitekim bildirinin eki not, İspanya ile Bask Ülkesi arasındaki çatışmayı Gernika’nın bombalanmasına kadar götürüyor. Bilindiği gibi, Gernika, Franco dönemindeki iç savaşta 26 Nisan 1937 tarihinde bombalanmıştı. (http://www.abc.es/espana/abci-farsa-arrepentimiento-equipara-victimas-terroristas-y-habla-conflicto-201804201028_noticia.html)

 

ETA bildirisinin eki notta ayrıca militanlarını kurban mertebesine çıkaran ifadeler de yer alıyor. Polis şiddetiyle “yaralanmış”, “işkence görmüş”, “kaçırılmış” ve “yurt dışına kaçmak zorunda bırakılmış” kişilerden de söz ediliyor. Önemli kısmı Franco diktatörlüğü ve izleyen dönemde, bir kısmı da karşı terör örgütü GAL’in (Grupos Antiterroristas de Liberación) etkin olduğu 80’li yılların ilk yarısında meydana gelmiş olayların sanki 2011 yılına kadar devam etmiş gibi sunulmasını “ETA’nın geçmişini aklama çabası” olarak nitelemek yerinde bir değerlendirme kuşkusuz.

 

Hükümetten ETA’ya tepki

 

ETA’nın tek yanlı silah bıraktığı açıklamasından bu yana dile getirdiği tüm talepleri geri çeviren Rajoy hükümeti terör örgütünün selektif özrünü içeren bildirisine de tepki gösterdi. Teröristlerin yol açtıkları zarardan ötürü çok daha önce “koşulsuz olarak samimiyetle” özür dilemeleri gerektiğine dikkat çeken hükümet çevreleri, ETA’nın bu noktaya gelmesinin aslında “demokratik hukuk devletinin silahlarına yenik düştüğünü” gösterdiğinin altını çiziyor.

 

Curri Valenzuela ABC’deki köşesinde yayımlanan “El truco de presos por presupuestos” (Bütçe karşılığı mahkûmlar tuzağı) başlıklı yazısında özetle, ETA’nın kurbanlarından özür dilemeye kalkışmasının, ılımlı Bask milliyetçi PNV’nin Rajoy azınlık hükümetinin bütçesine destek verdiği döneme denk geldiğine dikkat çekiyor. Valenzuela’ya göre, terör örgütü özür jestiyle, bütçeye desteği karşılığında iktidar partisi PP ile pazarlık halinde olan PNV’nin ETA mahkûmlarının Bask cezaevlerine nakli konusunda hükümetten ödün istemesini sağlama amacını gütmüş bulunuyor.

 

Valenzuela halen İspanya’da 243 ETA mahkûmu bulunduğuna ve çoğunun Bask Ülkesi’nden uzak cezaevlerinde yattıklarına işaret ediyor. PNV’nin PP azınlık hükümeti bütçesine verdiği destek karşılığı, ETA’nın kurbanlarından özür dilemesi kaydıyla, bu mahkûmların tutukluluk durumlarının iyileştirilmesini hükümetten talep ettiğini belirten Bayan Valenzuela, ne var ki terör örgütünün selektif özrünün sadece Rajoy hükümetini değil Bask özerk hükümeti Başkanı (lendakari) PNV’li Iñigo Urkullu’yu dahi rahatsız ettiğinin altını çiziyor. (http://www.abc.es/espana/abci-truco-presos-presupuestos-201804220321_noticia.html)

 

Lendakari Urkullu Cumartesi günü özerk polis Ertzaintza’nın kuruluşunun 35. yıldönümü kutlamaları vesilesiyle Vitoria’da yaptığı konuşmada, ETA’nın kendini net bir açıklamayla feshetmesini ve 60 yıllık mevcudiyeti sırasında tüm kurbanlarına verdiği zarardan ötürü özür dilemesini beklediğini vurguladı. Aksi takdirde mahkûmlarının Bask cezaevlerine nakilleri dâhil durumlarının iyileştirilmesi söz konusu değil. İspanyol İçişleri Bakanlığı’ndan gelen açıklamalar bu yönde.

 

Sonuç olarak ETA’nın kendini feshetmesi ve şiddetinin sadece Bask Ülkesi’nde değil tüm İspanya’da geri dönüşü olmayacak biçimde noktalanması kuşku yok ki olumlu bir gelişme. Ama ETA bundan böyle görüşleri ve inançları doğrultusunda siyasi mücadele yürütmek üzere makas değiştirirken, geçmişi manipüle etmesinin ve çatışma retoriğini iç savaş dönemine kadar gidip bugünlere taşımasının İspanya’nın gereksindiği siyasetin normalleşmesine hizmet etmeyeceği de son derece açık.         

 

Yazarın Tüm Yazıları

Bu yazıya ilk siz yorum yapın.

Yorumlar(0)

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.