Terörle yaşamaya alışma rehberi

Terörle yaşamaya alışan bir ülkede hayatta kalmak ciddi bir çaba gerektiriyor ama imkansız değil.

14.03.2016 22:42
Çağdaş-Üngör

cagdasungor@yahoo.com

Türkiye’de “teröre yardım ve yataklığın” zemini her geçen gün genişliyor. Akademisyenler (evet içeriği belki tartışmalı ama neticede söz olsa çoktan uçup gidecek) bir metin imzalıyor; teröre yardım ve yataklık ettikleri gerekçesiyle işlerinden oluyor. Ankara’da 90’lı yıllarda ODTÜ minibüslerine bindiğimiz, binerken çiçekçilere bakarak hayallere daldığımız yerde bir bomba patlıyor; “önlemi alınamaz mıydı?” diye soranlar terör örgütlerine arka çıkmakla suçlanıyor. Dış politikada sergilenen “Ortadoğu’da bizden habersiz kuş uçmaz” özgüvenine, sürdürülemez Suriye politikasına bir çift laf söyleyecek oluyorsunuz; hoop teröre meşruiyet kazandırmakla itham ediliyorsunuz. Neyse ki bu esnada bize “terörle yaşamaya alışmamızı” öneren sağduyulu bir gazetecinin sesi duyuluyor. Ülkemiz coğrafi konumu itibariyle terör/savaş/rejim değişikliği fay hattı üzerinde olduğu için herhalde bu alışma evresi hepimiz için kaçınılmaz. Peki Türkiye’de yaşayan sıradan insanlar olarak bu sürece nasıl katkıda bulunabiliriz? Daha doğrusu terörist yaftası yemeden hayatta kalmayı nasıl başarabiliriz? İşte bazı tavsiyeler…

 

 

1.  Kınayın telin edin 

“Terörle yaşamanın alışkanlık haline geleceği” bu yeni dönemde öncelikle herkesin terörü samimi, içten ve inandırıcı bir şekilde kınaması gerekecek. Bu size basit ya da yüzeysel bir eylem gibi görünebilir; yararını da sorgulayabilirsiniz. Ama Türkiye’de daha sonra söyleyeceğiniz sözün (ki aslında söylemeseniz daha iyi) kilidini açan sol anahtarı budur. Ayrıca terör örgütünün ismini bizzat vererek kınamadığınız her an kendinizi yardım ve yataklık kulvarında bulabilirsiniz…

 

2.  Birlik beraberlik mesajı verin

Samimiyetinizin ölçülebileceği diğer bir veri “Teröre karşı omuz omuza/tek yürek” fikrine destek çıkılan platformlarda yer almanız. Buralarda mümkünse “terörün sizi yıkamayacağına/yıldıramayacağına” dair mesajlar atın. Geceleri uykunuz kaçıyor; metrobüse binerken iki kez düşünüyor; hayatını kaybedenlerin sizden daha genç yaşta olduğunu düşünerek kahroluyor olabilirsiniz. Ama bunları ulu orta söylemeniz bir zaaf olarak algılanır; moral bozar ve en kötüsü de niyetiniz hakkında şüphe uyandırır.

 

3. Sicil kaydınızı hazırlayın

Terörle yaşamaya alışmanın en önemli veçhelerinden biri, kendi sicilinizin “makul şüphe”ye falan yer bırakmayacak derecede apolitik bir berraklık içinde olmasıdır. İŞİD, PKK, TAK, DHKP-C militanı, sempatizanı ya da şakşakçısı olmadığınızı; bunlarla ilişkili olabilecek herhangi bir darbeci, faizci, cemaatçi, 28 Şubatçı kişi ve gruba da bağlı olmadığınızı gerektiğinde yetkili makamlara ibraz edebilmelisiniz.

 

4. Yayın yasağını benmseyin

Terör ve medya ilişkisi Ankara’da bombalar patlamadan önce de çok tartışılan bir konuydu. Yayın yasaklarının nedenini sorgulayan olursa, “medya olmasaydı terörün de olmayacağını” söyleyen Batılı akademisyenleri referans gösterin. Hal buyken Facebook ve Twitter kullanımını engelleyen mahkeme kararının düpedüz “terörle mücadele” girişimi olduğundan dem vurun.

 

5.  “Özgürlük diyene güvenlik" deyin

Etrafınızda demokrasilerde haber alma hürriyetinin kutsallığından bahseden, hatta medyanın yasama, yürütme ve yargıyı denetleme iddiasındaki 4. güç olduğunu dile getirenler olabilir. Oysa terörle yaşamanın alışkanlık haline geleceği bir ülkede “güvenlik” çok daha önemlidir. Birey-devlet ikilemi önünüze felsefi bir soru gibi çıkartıldığında hangisini yeğleyeceğinizi artık biliyorsunuz. Hala “önce özgürlük” diyen olursa basitçe “hayır efendim, güvenlik” diye karşılık verin. Gerekirse 11 Eylül sonrası Amerika’yı örnek gösterin

 

6.  “İstihabarat zaafı” diyeni susturun

Ankara saldırısında da, tıpkı diğer bombalı eylemlerde olduğu gibi “istihbarat zaafı” olduğunu iddia edenler oldu. Onlara öncelikle “medeni ülkelerde terör saldırılarından sonra böyle tartışmaların olmadığını” söyleyin. (Gerçi Le Pen, Paris saldırılarından sonra Hollande’ı yetersiz ve beceriksiz istihbarat yönetimiyle suçlamıştır ama kendisini medeni dünyadan saymamak için çok neden var) Tartışmada daha da baskın çıkmak isterseniz bizimki gibi ülkelerde kişinin “kendi kendisinin istihbaratı” olması gerektiğini söyleyin. Yani belki de Emniyet Müdürlüğü’nün açtığı terörist ihbar hatlarını daha sık kullanmalıyız. Gündelik hayatınızda bir teröristle hiç karşılaşmamış veya şüpheli bir paket görmemiş olabilirsiniz. O halde etrafınıza biraz daha dikkatle bakmanız gerekecek.

 

7. Başkanlık sistemini savunun 

En başta ilgisiz görünebilir ama konuya makro düzeyde bakmak zorundasınız. Terörün yol açtığı tahribat ve insan ölümlerinin önüne sadece ve sadece başkanlık sistemiyle geçilebileceğine inanın. İstihbarat birimlerinin koordinasyonu gibi, ekonominin büyümesi (uzun vadede terörün kökünü kazıyacak bir gelişme) ve ailenin korunması da (bu da bir yönüyle terörizmle mücadele stratejisi) ancak başkanlık sistemiyle sağlanabilir.

 

Gördüğünüz gibi, terörle yaşamaya alışan bir ülkede hayatta kalmak ciddi bir çaba gerektiriyor ama imkansız değil. Yeter ki olmadık yerde güvenlik zaafı, ihmal, dış politika açmazı vs. arayıp “alışamadım” diye diklenmeyin.

 

Yazarın Tüm Yazıları

Bu yazıya ilk siz yorum yapın.

Yorumlar(0)

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.