Sandığın aynasında “Yeni Türkiye”

17.04.2017 23:17
Cengiz-Alğan

cengiz.algan@gmail.com

 

Öncelikle, Adil Gür araştırma şirketi kadar olmasa da, tahminimde yanıldığımı kabul etmeliyim. Bu şirket gibi yüzde 60,8 Evet” gibi uçuk bir tahminde bulunmamıştım ama çıktığım her canlı yayında ve sosyal medyada yüzde 55 civarı Evet oyu beklediğimi yazdım ve söyledim. Böyle düşünmek için gerekçelerim de Erdoğan’ın zaten yüzde 52 oyu bulunduğu, 15 Temmuz direnişinin bu oyu iyice konsolide ettiği, üzerine terörden bunalmış Kürtlerden ve MHP’den gelecek bir miktar oyun ekleneceği idi. Dokuz milyon üyesiyle AK Parti teşkilatlarının ve belediyelerinin müthiş imkanlarıyla yapacakları kampanyalar da sonuç üzerinde etkili olacaktı. Ama böyle olmadı. Alınan oylar, Erdoğan’ın 2014 cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki oranla neredeyse tamamen aynı kaldı.

 

Neden? İller ve bölgeler bazında okuyabildiğim kadarıyla MHP seçmeninden pek bir oy akışı olmamış. Olduğu kadarı da ancak AK Parti seçmenindeki küçük kayıpları telafi etmiş gibi görünüyor. AK Parti yönetimiyle MHP yönetiminin referandum konusunda kurdukları ittifak, paketin meclisten geçmesinde işe yaramıştı fakat sandıkta pek de işe yaramamış. Büyükşehirlerin çoğunda Hayır çıkması bunun bir göstergesi.

 

AK Parti teşkilatlarının ve belediyelerinin, büyüklükleriyle orantılı bir çalışma yürütmediğini bizzat AK Partililer söylüyor. Pek çok yerde Evet oyları (geçtim MHP katkısını) AK Parti’nin önceki seçimdeki oylarına bile ulaşamadı. Belki de önemli bir kısmı yeni sisteme ikna değildi. Belki de yerel veya genel seçimlerdeki gibi çalışmaya ikna edecek çeşitli ‘çıkar’ motivasyonlarının yokluğu, onları yeterince aktif olmaktan alıkoydu. Ağzından kerpetenle bile bir ‘Evet’ sözcüğü alınamayan ‘ağır toplar’ın da AK Parti seçmeni üzerinde negatif etki yaptığını varsayabiliriz. Parti içi değerlendirmelerde bunların muhasebesini kendi içlerinde yapacaklardır. Ancak AK Parti’nin, Erdoğan’ın aldığı oyların üzerine bir şey ekleyemediği apaçık görülüyor.

 

Tek istisna Kürt seçmenden geldi. Ülke çapında oy yükseltilen yerler sadece Doğu ve Güneydoğu’dan çıktı. Kürt oylarında yüzde 7 ila 17 arasında değişen ve ortalama %10’u bulan bir artış gerçekleşti. Kimi yerlerde 1 Kasım oylarına göre yüzde100 artış sağlandı. Üstelik Kürtlerin de yoğun yaşadığı İstanbul ilçelerinde de Evet oyları diğer ilçelere göre epey yüksek çıktı. Evet ile Hayır arasındaki 1 milyon 380 binlik farkın yaklaşık 450 bini böylece geldi. Bu oyların Evet’ten çıkarılıp Hayır’a eklenmesi halinde ne kadar kritik olduğu anlaşılıyor.

 

Kürt oylarındaki artışta bazı temel sebepler sayabiliriz. Birincisi, Kürtler sorunlarına çözümün Türkiye içinde, birlikte olabileceğine ve bunun Erdoğan’ın güçlü liderliği olmaksızın yapılamayacağına olan inançlarının altını bir kez daha çizmiş oldular. İkincisi, önce PKK’ya silah bıraktırılmadıkça, başka hiçbir derde deva bulunamayacağını ve PKK terörüne karşı yürütülen yeni güvenlik konseptinin devamını onayladıklarını gösterdiler. Onca milletvekili ve HDP’linin tutuklanmasına, atanan kayyumlara rağmen, Hayır çağrılarına değil Evet’e yönelen önemli bir kesim çıktı.

 

Üstelik MHP ile ittifak yapıldığı için Kürtlerin Evet’ten uzak duracağı yorumları ‘kesin bilgi’ gibi sunulurken. Üzerlerindeki PKK ipoteği kalktıkça hür iradelerinin işaret ettiği yere yöneldiklerini gördük. Bence çoktan tasfiye edilmesi gereken HDP yönetiminin bozgununa işaret bunlar. Henüz kendilerini bütünüyle terk etmeyen Kürt seçmenin mesajını idrak edecek bir akıl HDP’de kaldı mı bilmiyorum (ve sanmıyorum) ama seçmenin işaret ettiği aklıselimin yönü bellidir.

 

Özetle, yüzde 51,4 aslen Erdoğan’a verilmiş oylardır. Erdoğan’ın olmadığı bir seçimde AK Parti’nin aynı oyu alması neredeyse imkânsızdır. Geçtiğimiz yeni sistemde tüm partilerin şapkayı önüne koyup düşünmesi lazım ama bunu en çok da Türkiye siyasetinin ana aktörü olan AK Parti’nin yapması gerekiyor. Çünkü yeni sistemde bundan sonra çıkarılacak aday her kim olursa olsun, şimdikine benzer bir sonuç alınma zorunluluğu var ve Erdoğan’ın Türkiye siyasetine getirdiği profilin çıtası çok yüksek.

Kürtler önümüzdeki dönem siyasetin de ana belirleyenlerinden olacağını göstermiştir. PKK’nın 15 Temmuz 2015’te başlattığı “devrimci halk savaşı” stratejisinin çöküşü, Kürtlerin şiddeti tamamen reddettiği iyice tescillenmiştir. Kürt mahallesinde alternatif kapıların açılabileceğini şimdiden varsayabiliriz. 3 Kasım 2019 seçimlerine kadar kalan 30 aylık sürede, bir yandan ortaya çıkan yıkım onarılırken, diğer yandan PKK’nın şiddet yoluyla halkı tekrar baskı altına almasının önüne net biçimde geçildiğinde, bölgedeki siyaset kökten biçimde değişecektir.

 

Oyların beklenenden düşük çıkması nedeniyle yürütülen “seçimin meşruiyeti” tartışmalarını ise yersiz buluyorum. Evrensel demokrasinin kuralları işledi ve sandıkta bir sonuç elde edildi. Elbette tartışmalar yapılacaktır ama önce bu sonucu sindirip tartışmaları onun üzerine inşa etmekte fayda var.

 

Yönetim sisteminde tarihsel bir değişikliğe gidildi. Artık elimizde yeni bir model ve onu işletmeden önce geçireceğimiz tam 30 ay var. Bu süreyi bir ‘hızlandırılmış reformlar dönemi’ olarak tarihe geçirebiliriz. Örneğin bir an önce siyasi partiler ve seçim kanunlarıyla ilgili uyum yasalarını konuşmaya başlayabiliriz. Ben iyimser yaklaşanlardanım. Birbirine yakın çıkan sonucun toplumsal bölünmeyi, yarılmayı değil, aksine uzlaşmayı ima ettiğini düşünüyorum. Hatta uzun yıllardır yenilgi psikolojisiyle yaşayan muhalefete bir umut olabileceğine inanıyorum. Yeni ve pozitif bir siyaset anlayışı ve buna uygun dil ve üslup geliştirebilenin önünün açık olacağı inancı taşıyorum. Sandığın yüzümüze tuttuğu aynadan bana yansıyanlar bunlar.

 

 

 

 

Yazarın Tüm Yazıları

Yorumlar(4)

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.

ahmet dönmez18.04.2017 09:11:13
sayın algan 16 nisan refarandum sonuçlarına dönük değerlendirmelerinizden kürt siyasi hareketi hdp ile ilgili çok yerinde bir tespitte bulunuyorsunuz.bende bir kürt olarak artık hdp nin kürtlerin siysi temsilini bütün bu yaşananlardan sonra içime sindiremem.ancak kürt aydın gazeteci yazar akademisyen entelektüellerin de artık pkk vesayetine akrşı daha cesurca ortaya çıkarak yeni bir ülkenin genel sorunları kürt sorunuda başta olmak üzere çözüm odaklı bir siyasi parti kurmaları ve bune hiç vakit kaybetmeden yapabilmeleri 2019 seçimlerine girebilmeleri gerekmektedir.ülkenin sorunlarına chp kılıçdaroğlu kafasıyla çözüm getirelimeyeceği bu refarandumdada bir kez daha anlaşılmıştır.
Roşev Sîtav18.04.2017 11:46:54
yerinde belirlemeler yapılmış..
Fırat Uzun18.04.2017 19:42:02
Çok zorlamışsın kendini be Arkadaş! Hakikat; çanların artık çalmaya başladığı...bir nevii,sonun başlangıcı; bu ufuk dünyanın çok gerisinde kalmaya başladı,önceden öyle değildi.
bekir ziya19.04.2017 20:41:29
Cok dogru ve yerinde tespitler yapilmis.