Rojava’nın dönüştürülmesi planı

ABD Suriye’de kaybetti. Kaybetmesinin temel nedeni Rojava’yı Türkiye’ye rağmen desteklemesi, buna karşı Türkiye’nin Rusya eksenli bir siyasete kayması oldu. Bu da ABD’nin Suriye’deki etkinliğini zayıflattı. Geriye tek formül kaldı: Türkiye ile ABD’nin yeni bir işbirliğine gitmesi. Çünkü böyle bir işbirliği inşa edilmezse ABD Ortadoğu’yu tamamen kaybedecek. Kulislerde Rojava’nın dönüştürülmesi projesine Trump’ın da sıcak bakacağı konuşuluyor.

24.12.2016 12:39
Cengiz-Kapmaz



 

Çok da uzak olmayan bir gelecekte PKK, Rojava’da zor günler geçirebilir. Türkiye’nin moderatörlüğünde uluslar arası sahne Rojava’nın dönüştürülmesi projesine tanık olabilir.

 

Fırat Kalkanı ve biraz güneyinde durum

 

Halep’in düşmesinden sonra Rusya, Suriye ve İran rahatladı. Çünkü Şam için çok stratejik bir önem arz eden Halep, rejimin eline geçti. Ancak Suriye rejimi bununla yetinmeyecek.  Ehmed Pelda abori.org sitesinde “Masada Halep sonrası senaryolar var” başlıklı bir yazı kaleme aldı. PYD kaynaklarından bilgi alabilen Ehmed Pelda’ya göre, Suriye Halep’ten sonra gözünü İdlib’e, Rakka’ya, Haseke’ye dikecek.

 

Rakka şu anda (PYD’nin askerî kanadı) YPG’nin elinde değil. Ama (tıpkı Musul harekâtında olduğu gibi) civardaki tüm köyler IŞİD’den alındı. Dört bir koldan sardıktan sonra, gene Musul’daki gibi içeri girecekler; hattâ bazı dış mahalleleri yoklamaya başlamış bulunuyorlar. Ama Rakka YPG’nin eline geçerse, ileride Suriye rejimi ile ciddi bir senin-benim tartışması çıkacak. Bir yandan, bu kentlerin Rojava için büyük önemi var. Diğer yandan, oradaki ABD saha görevlilerinin YPG komuta kademesine Rakka, Haseke, Menbiç, El Bab sizin kendinizi güvenceye almanız için fethetmeniz gereken önemli yerler diye akıl verdiği habberleri geliyor.

 

Diğer yandan, bunlar Suriye’nin kolay kolay vazgeçemeyeceği yerler olmakla kalmıyor. Türkiye’nin Fırat Kalkanı harekât alanıyla neredeyse kesişiyor. Ve YPG’nin eline geçmeleri Ankara’nın da kırmızı çizgileri arasında yer alıyor.

 

İdlib’deki muhalifler ne olacak?

 

Denklemin en hassas problemi İdlib. Türkiye Halep’ten sonra İdlib’in de düşmesini arzu etmeyebilir. Çünkü İdlib’de yaklaşık beş bin civarında muhalif örgüt mensubu bulunuyor. Bu militanların İdlib’den çıkartılması ve Türkiye sınırına doğru hareket etmeleri, ileride Türkiye’nin güvenliği için tehlike oluşturmaları ihtimalini doğurabilir. Eğer Türkiye bu militanları kontrol altında tutacak bir kapasite geliştirebilirse, Menbiç ile Afrin arasındaki bölgenin kontrol altında tutulmasında kullanabilir. Ancak Türkiye’nin muhalifler üzerinde yönlendirme gücü olduğuna veya bundan böyle olacağına kimse ihtimal vermiyor.

 

Bir diğer ihtimal de İdlib’de barınan beş bin militanın Rojava’ya karşı harekete geçecek olmaları. Türkiye’nin bunun önüne geçmek için herhangi bir girişimde bulunması beklenmiyor.

 

Rakka ve Haseke hamlesi gelebilir

 

Halep’in düşmesinden sonra rejim güçlerinin, (İdlib’den önce) o zamana kadar YPG’nin eline geçmiş olmaları halinde Rakka’ya ve Haseke’ye yönelik hamleler yapması daha güçlü bir ihtimal. Rakka rejim için IŞİD’in temizlenmesi dışında da başlı başına önemli, çünkü (a) su kaynaklarına sahip. Ayrıca (b) petrol bölgesi Deyr Zor’a hakim bir yerde. Rakka’ya hakim olan Deyr Zor’a da hakim olur. Üstelik (c) Musul, Kerkük, Suudi Arabistan ve Katar’ı kapsayacak petrol ve doğal gaz hattı için kesişim noktası. Daha da önemlisi (d) ancak Rakka YPG’nin elinde kalırsa, Rojava güvence altında olacak. Haseke ise Musul ve Rakka’ya giden yolları kontrol ediyor. Zengin petrol ve doğal gaz kaynaklarına sahip bir kent olarak biliniyor. Özellikle Rimelan bölgesinde petrol ve doğal gaz rezervleri bulunuyor.  

 

Ehmed Pelda’ya göre, PYD’nin bu iki kente hakim ve egemen olamaması Rojava bölgesinin sihrini yitirmesi anlamına gelecek. Rakka’nın yokluğu güvenlik tehlikeleri, Haseke’nin yokluğu ekonomik kayıplar yaratacak. İstikrarsızlık Arap nüfusuyla Kürt nüfusu karşı karşıya getirebilir. Bunun üzerine YPG daha da sertleşebilir. Çok haşin önlemler almak zorunda kalabilir.

 

 

Barzani harekete geçecek

 

PYD ve YPG’nin Rojava’da sıkışıp kalması, istikrarsızlığın önüne geçememesi halinde, ABD, Barzani ve Türkiye hangi yol haritalarını izleyecek? Türkiye kiminle ortak hareket edecek? Rusya ve İran ile birlikte hareket edip, Rojava’nın Suriye rejiminin eline geçmesine mi çalışacak? Yoksa, Rojava’nın Suriye rejiminin eline geçmemesini arzu eden ABD ve Barzani ile birlikte harekete ederek, Rojava’nın başka türlü bir dönüşüme uğratılmasını mı sağlayacak?

 

Kulislerde konuşulan, Ehmed Pelda’nın da muhtemelen sahadaki kaynaklarına dayandırarak kaleme aldığı “Rojava’nın istikrarsızlaşması” senaryosuna göre, eğer Türkiye ABD ve Barzani anlaşırsa, Barzani, ENKS (11 Esad karşıtı Kürt oluşum tarafından kurulan Suriye Kürt Ulusal Konseyi) üzerinden harekete geçecek. PYD yerine ENKS öne çıkacak. PYD ve YPG geri plana düşürülecek. Türkiye ve ABD de buna destek verecek. Böylece Barzani üzerinden PKK’ye Suriye’yi terk etmesi, kontrol ve gücü ENKS’e devretmesi dayatılacak. İçerideki tazyik ve istikrarsızlığı önleyemediğini gören PYD mecburen çözüme evet diyecek. Rojava Barzani’nin denetimine geçecek.

 

IŞİD yeniden güçlendirilebilir mi?

 

Eğer Suriye, Rusya ve İran bu çözüme evet demezlerse ne olur? Biraz fazla ekstrem ve hayli fantastik gözüken bir senaryoya göre, devreye IŞİD kartı girecek. ABD ve Körfez ülkeleri, geçmiş “hatâ”larından ders çıkardığı takdirde, yeniden eski gücüne gelmesi için IŞİD’e destek verecek. IŞİD’in Humus ve Şam’ı hedef yapması, hattâ Lübnan’a kadar etki gücünü genişletmesi teşvik edilecek.  Bu da Rusya, İran ve Suriye’nin işine gelmeyecek. Rusya, İran ve Suriye için tek kurtuluş var. O da Türkiye ile işbirliği yapmak. Çünkü ABD ve İsrail’in IŞİD’i yeniden güçlendirme kartına Türkiye destek vermezse, proje başarılı olamaz.

 

 

ABD işbirliğine yanaşır mı?

 

ABD Suriye’de kaybetti. Kaybetmesinin temel nedeni Rojava’yı Türkiye’ye rağmen desteklemesi, buna karşı Türkiye’nin Rusya eksenli bir siyasete kayması oldu. Bu da ABD’nin Suriye’deki etkinliğini zayıflattı.

 

Geriye tek formül kaldı. Türkiye ile ABD’nin yeni bir işbirliğine gitmesi. Çünkü böyle bir işbirliği inşa edilmezse ABD Ortadoğu’yu tamamen kaybedecek. Kulislerde Rojava’nın dönüştürülmesi projesine Trump’ın da sıcak bakacağı, bu yönde gerçekleştirilecek işbirliğinin iki ülke arasında yeni bir sayfa açacağı konuşuluyor. Ancak asıl belirleyici parametre ABD olmayacak. Bir yanda Suriye, Rusya ve İran ile diğer yanda Türkiye arasında Rojava konusunda varılacak konsensüs olacak. Bu konsensüs Rojava ile ilgili yeni ve daha farklı bir oyun planına da kapı aralayabilir.

 

Eğer Türkiye çıkarları birbirleriyle çatışan aktörleri (karşısına almadan) ikna edecek bir oyun planı geliştirebilirse, Rojava’da PKK’yi zor günler bekliyor.

 

Rojava'yı önemsemek gerekir. Çünkü Ortadoğu’nun kaderini etkileyecek güç dengelerini belirleyecek.  

 

Yazarın Tüm Yazıları

Yorumlar(1)

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.

sezgin12/27/2016 1:40:04 PM
Serbestiyet yazarlarına göre hep ABD kazanmalı, Türkiye''de ABD''den arta kalanla yetinmeli.. İdlib''de muhkem bir savunma hattı kurabilirse, Türkiye merkez ülke olma hayaline çok yaklaşmış olacak... Lütfen artık gerçekleri görün, mükemmel değiliz ama ne ABD''ye ne de Rusya''ya mecbur değiliz...