Peki aslında hangi takımı tutuyorsun?

Peki aslında hangi takımı tutuyorsun?

23.09.2014 14:43
Demiray-Oral

oraldem@gmail.com

Anneme ördürdüğüm kırmızı-beyaz bere, entertipte dizilip basılan şehrin dört sayfalık siyah-beyaz gazetelerinin “spor sayfalarından” kestiğim maç kupürleri ve lig panoramalarını senelerce yapıştırdığım harita-metod defteri, bir İstanbul seyahatinde Kadıköy Altıyol’daki spor mağazasından aldığım kırmızı-beyaz parçalı ilk formam, Sümerbank’tan alınan kumaşlarla diktirilen bayraklar, nereden nasıl bulduğumu şimdi hatırlamadığım kulüp flaması, o flamayı bisikletimin ön lastiğinin her iki yanına taktırmam, ilkokul defterlerimin her sayfasına paso çizdiğim kulüp amblemi, pazar günleri sabahtan itibaren beni maça götürsün diye babamın gözlerinin içine bakmam, o maçlarda dökülen göz yaşı… Arşivlenen anılar demek Balıkesirspor benim için… Ve “hangi takımı tutuyorsun?” sorusuna verdiğim “Fener’liyim ama önce Balkes’liyim” cevabı… Bütün sorular gibi bu sorunun cevabını da hayat öğretmişti aslında bana… Yıl 1980. Sezon yeni bitmişti. Balıkesirspor ikinci lig kırmızı grupta. Senelerce Fenerbahçe’de oynayıp, iki sezon önce Balkes’e transfer olan Osman Arpacıoğlu’nun jübile maçı için sarı lacivertli ekip şehre geldi. Bir tarafta Cemil’li, Alparsan’lı, Cem’li takımım Fenerbahçe, bir tarafta diğer takımım Balıkesirspor… Bir tarafta hayatımda ilk sahip olduğum, sabahtan akşama sırtımdan çıkarmadığım sarı lacivert çubuklu forma, diğer tarafta kırmızı beyazlı forma… Bir tarafta televizyondan izlediğim, cikletten çıkan resimli kartlarını biriktirdiğim FB’li futbolcular, diğer tarafta babamın elinden tutup gittiğim statta izlediğim, avazım çıktığı kadar tezahürat yaptığım, mahallenin boş arsasında maç yaparken yola kaçan topumuz için “Amca amca top” diye bağırdığımızda güzel bir plaseyle bize atacak kadar yanıbaşımızda olan Balkes’li futbolcu abilerimiz… O zamana kadar bu yaman çelişkiyi yaşamama gerek kalmamıştı hiç. Neticede ikinci lig kırmızı gruptaki Balıkesirspor ve birinci ligte oynayan Fenerbahçe, ayrı dünyaların takımlarıydı. Gerçi 1975-76 sezonunda Balkes (ilk kez) birinci ligte oynamış ve sarı lacivertlilerle de karşılaşmıştı ama o zaman da ben yaş durumundan mevzua bu düzeyde vakıf değildim. 1980 senesi Haziran ayının o sabahı içim içime sığmaz halde kalktığım andan itibaren hep aynı soruyu sormuştum babama: “Peki bugün biz kimi tutucaz?” Babam sessiz kalınca içimden kendime cevap veriyordum. Ben bugün Fenerliydim, öyle olmalıydım sanki, o en büyük takımdı çünkü… O gün öğlen hınca hınç dolu Balıkesir Atatürk Stadı’nın kapalı tribününe oturduk. İki takım sahaya birlikte çıktı, birlikte resim çektirdi; stat alkış ve tezahüratla inlemeye başladı. 007980oajm5 Hayranı olduğum Fenerli futbolcular oradaydı işte, gökteki yıldızlar kadar uzak o yıldızlar şimdi elimi uzatsam dokunacağım kadar yakınımda ısınıyorlardı… Fakat bir baktım ben de herkesle birlikte “Bal bal bal – kes kes kes / Balkes Balkes hey” diye bağırıyorum. Maç başladı; (yanlış hatırlamıyorsam) ilk golü Balkes attı. Çok sevinmiştim ama gerçeği hâlâ kendime itiraf edemiyordum ve hesapta hâlâ Fener’i tutuyordum. Sonra o gün gerçekten şahane oynayan Fenerbahçeli Cemil’in golü geldi. Bu gole öyle üzülmüştüm ki, işte o sorunun cevabını hayat bana o anda vermişti. Ardından karşılıklı birer gol daha geldi, maç 2-2 bitti. Ve ben maçın sonunda Balıkesirspor kazanamadı diye epey üzgündüm. 07 Haziran 1980-Balıkesirspor-Fenerbahçe maçı (Osman ArpacıoÄŸlu'nun jübile maçı) Maç sırasındaki tepkilerimden ve maç sonundaki yüz ifademden ruh halimi çözmüş olan babam, “Takım tutmak yürekten gelen bir şeydir oğlum” dedi, “İçinden gelen neyse doğrusu odur.” Bütün bunları şundan yazdım... Malum, Balıkesirspor 39 sene sonra yeniden en üst lige çıktı. Ve cumartesi akşamı da yenilenmiş olan aynı statta Galatasaray’ı 2-0 yendi. Maçı heyecanla ekran başında beklerken kadim dostum Vatoz, tribünlere asılı “75 Ruhu”nu hatırlatan pankartı sordu önce. Ona Balkes’in 1975’te ilk kez birinci lige çıktığını ve Galatasaray’ı bu statta 1-0 yendiğini, pankartın da buna atıf olduğun anlattım. Ve sonra o soruyu sordu Vatoz: “Peki Fener maçında kimi tutacaksın bakalım?” Bu sorunun cevabını 34 sene önce verdiğimi söyledim ona. Ve yukarıdaki hikâyemi anlattım. Sonra da oturdum yazdım… Kayıtlara geçsin de artık ne kimse bana sorsun, ne de ben kendime sormayayım diye…
Yazarın Tüm Yazıları

Bu yazıya ilk siz yorum yapın.

Yorumlar(0)

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.