Savaşta yeni silâhlar ve PKK’dan yeni katliamlar

PKK bundan sonra hangi silâhın sürpriz etkisiyle sahayı etkilemeye çalışırsa çalışsın, bir kitle hareketi olma özelliğini çoktan yitirmişliği ve kendi insanlarıyla düştüğü ihtilâfları kanlı katliamlara dönüştürmeye başlamışlığıyla, sonun başlangıcında bulunuyor.

15.05.2016 13:51
Fırat-Erez

info@firaterez.com

Geçtiğimiz günlerde güneydoğuda süren savaşta iki yeni olay meydana geldi. “Pelikan Darbesi”ni konu alan yazılara devam sözümü tutmamı, şimdilik ve sadece bu yazıya mahsus olarak engelliyor.


Bazılarının, “Pelikan Darbesi”nin ülke gündeminden bir an önce düşüp unutulmasını istediğini tahmin etmek zor değil.


Kanımca Türkiye’nin genelde ve AK Partinin de özelde geleceğini belirleme özelliği taşıyan “Pelikan Darbesi” hiçbir zaman unutulmayacak; Türkiye de bu düğümü çözmeden, ayağına o etik pranga takılıyken, geleceğine yürüyemeyecek.


Tekrar dönmek üzere “Pelikan Darbesi”ni burada bırakıp yukarıda sözü edilen iki olaya odaklanalım.

 

*          *          *
 

Bunlardan ilki, 12 Mayısı 13 Mayısa bağlayan gece, Diyarbakır iline bağlı Dürümlü mezrası yakınlarında gerçekleşen ve yerde yaklaşık 35 metre çapında bir çukur oluşturan patlamaydı.
Olayın şaşırtıcı detayları ertesi gün ortaya çıktı.


Patlayan, PKK’lıların içini tahminen 15 ton patlayıcı ile doldurduğu damperli bir kamyondu ve iddialara göre, aslında 19 Mayıs’ta gerçekleştirilecek büyük çaplı bir eylem için hazırlanmıştı.

PKK’lılar kamyonu hazırladıktan sonra Dürümlü’den bir önceki Tanışık köyü girişindeki çiftlik evlerinin bulunduğu alanda saklamak istemiş, ancak köylüler buna itiraz etmişti.


Çıkan tartışma kavgaya dönüşmüş ve PKK’lılar bölgeyi terkederek Tanışık-Dürümlü yönüne doğru ilerlemiş; bu sırada, tartışmanın olduğu evlerde yaşayanlar biraz ilerde, Tanışık’ta bulunan akrabalarına haber vererek kamyonun önünü kesmelerini istemiş; kendileri de silahlanarak aracın peşine düşmüşlerdi. 


Kamyon Tanışık’ta durdurulamayıp hızlıca geçmiş ve peşindeki konvoy, Tanışık’tan katılanlarla beraber toplam 7 araç ve 17 kişiye yükselmişti.

Kamyona yetişen Tanışıklılar ile kamyondaki PKK’lılar arasında silahlı çatışma çıkmış ve ardından da patlama gerçekleşmişti.

Patlama sonrası çevrede bulunan bütünlüğü görece bozulmamış bedenlerden hareketle ölü sayısı önce dört olarak açıklandı ve kamyona bomba yüklenirken kaza eseri patladığının tahmin edildiği haberleştirildi. 


Ancak sonradan, Tanışıklıların yukarıdaki doğrultuda verdiği ifadelerle öykü bambaşka bir biçim aldı.

Şu anda Tanışık köyü ahalisinden 15 kişi kayıp ve ilk bulunan bütünlüğü görece az bozulmuş dört beden dışında da çevreden insan parçaları toplanıyor.

 

Olaya en yakından tanıklık edenler kayıp; buna karşılık detaylara vakıf Tanışıklıların ifadeleri iki ayrı olasılığı düşündürüyor.


Bunlardan ilki, konvoy kamyonun yanına ulaşmışken (ve belki durdurmuş, belki de kamyonla birlikte hareket halindeyken) çıkan çatışmada, açılan ateş sonucu yükün patlamış olduğu. 


Diğeri ise konvoy ile kamyon arasındaki çatışmanın iki taraf da hareket halindeyken başladığı, PKK’lıların kamyonu durdurup karanlıktan da istifade kaçarak biraz uzaklaştıktan sonra, Tanışıklılar kamyon etrafında toplanmışken araçtaki tuzaklanmış düzeneği uzaktan kumandayla patlattıkları.


Şu anda, kamyonun peşine düşenlerin tamamının kayıp oldukları ile etraftan toplanmaya devam eden beden parçaları dışında net bir bilgi yok. Kesin gerçeğe de herhalde ya yeni tanıklıklarla ya da DNA analizlerinden sonra ulaşılacak. Ama eklenmesi gereken bir not var ki, o da damperli kamyondaki patlayıcı yükünün hemen hemen kesin biçimde amonyum nitrat veya sülfattan (kimyasal gübre) oluştuğu ve bu yükün bir ateşli silah isabetiyle patlaması olasılığının düşük olduğu.

Bu da ikinci senaryoyu, yani PKK’lıların kamyonu uzaktan tetikleyerek patlattığı olasılığını destekliyor.


Bu feci olaya eklenmesi gereken şimdilik son detay ise, bağlantılı kişilerin hem 7 Haziran hem 1 Kasım seçimlerinde tümüyle HDP’ye oy verilen bir bölgenin insanları olduğu.

 

*          *          *
 

Bu yazıda üzerinde duracağım ikinci olay ise Çukurca’da gerçekleşti ve Genel Kurmay kaynaklarınca şöyle açıklandı:

 
13 Mayıs 2016 Cuma günü saat 04.50 sularında, Hakkâri Çukurca Çığlı üs bölgesinde teröristlerle çıkan silahlı çatışma esnasında altı kahraman silah arkadaşımız şehit olmuş, sekiz kahraman silah arkadaşımız ise yaralanmıştır. Teröristlere müdahale için bölgeye sevk edilen bir Kobra helikopterimiz ise Hakkâri Çukurca bölgesinde saat 05.50 sularında kaza kırıma uğramıştır.” 


Ancak 14 Mayıs sabahı, yüksek olasılıkla bahsedilen olaya ait bir video PKK’ya yakın kaynaklarca servis edildi ve düşen Kobra tipi saldırı helikopterinin HPG’lilerce Rus yapımı bir manpad’den (omuz rampasından) atılan füze ile vurulup düşürüldüğü iddia edildi.

 
Sözü geçen videoda bir SA-16 füzesiyle görüntülen HPG’li, muhtemelen videoyu çekenin 15’e kadar saymasının sonunda silahı ateşliyor ve füze, silueti Kobra helikopterine oldukça benzeyen bir hava aracını kuyruğundan vuruyor. 


Arka sesten Kürtçe “Kobra vuruldu! Kobra vuruldu!” nidaları duyulurken helikopter hızla ve yanarak irtifa kaybediyor ve birkaç saniye içinde yere ulaşarak infilak ediyor.



*          *          *
 

Ortalık bir manpad ile vurulan helikopter görüntülerinden geçilmez olmadığı ve video daha önce de görülmediğinden, PKK kaynaklarının doğru söylediği, videodaki aracın Çukurca’da vurulan TSK helikopteri olduğu tahmini mantıklı olacaktır.


Ve yine diğer bir mantıklı tahmin, helikopterin vurulması ile iki mürettebatının şehit olduğu infilakına kadar geçen sürenin kısalığından ötürü, mürettebatın vuruldukları bilgisini komuta merkezine ulaştıramadığıdır.


İki ek faktör olarak (a) 23 Temmuz’da başlayan bu son savaşta, TSK’ya ait hiçbir uçan aracın bu tür bir silâhtan kaynaklanan herhangi bir saldırıya uğramamış oluşu; üstelik (b) PKK’nın elinde, en azından son zamanlarda herhangi bir manpad’in rapor edilmeyişi, TSK’nın muhtemelen yanlış olan “kaza” tesbitine katkıda bulunmakta.


Muhtemelen yayınlanan video incelendikten ve/ya helikopterin enkazına ulaşıldığında gerçek anlaşılıp açıklanacaktır, ama olay bununla bitmiyor.


“Kaza” açıklaması sonrasında ortaya çıkan görüntü, geçmişin aksine tüm çatışma sonuçlarını ihtiyat yüzünden gecikse de doğru açıklamayı düstur edinmiş; PKK tarafının aksine, karşılıklı kayıpları gizlememeyi ve çarpıtmamayı aynı zamanda bir savaş taktiği olarak da seçen TSK’nın çizgisine gölge düşürdü.


Doğal olarak şu anda sosyal medyada, daha önce kaza olarak açıklanmış bir takım olayların da “kaza olmayabileceği” iddiası, PKK’ya yakın hesaplar tarafından yürütülüyor ve bu olay son savaşta alınmış bir cephe yenilgisi olarak TSK’nın hanesine yazılıyor.


Elbette üzerinde durulması gereken bir diğer konu da (tabii video gerçekse) PKK’nın elinde şimdiye kadar görülmeyen manpad’lerin sahneye çıkması.


Bu doğruysa, söz konusu silâhların sayıları, etkin kullanım yetenekleri, kökenleri/kaynakları ve PKK’nın eline nasıl, ne biçimde geçtikleri, ayrı bir yazıyla incelenmeyi kesinlikle hak eder. Bu saptamayla ve yine “Pelikan Darbesi”nde buluşmak üzere demeden önce, şunu ekleyelim;


PKK bundan sonra hangi silâhın sürpriz etkisiyle sahayı etkilemeye çalışırsa çalışsın, bir kitle hareketi olma özelliğini çoktan yitirmişliği ve kendi insanlarıyla düştüğü ihtilâfları kanlı katliamlara dönüştürmeye başlamışlığıyla, sonun başlangıcında bulunuyor.

Yazarın Tüm Yazıları

Bu yazıya ilk siz yorum yapın.

Yorumlar(0)

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.