Gerçeğin hakkını vermek

15 Temmuz öyle sıradan bir olay değil. Kütüphaneleri devirseniz, yılların tecrübesi içinden gelseniz öğrenemeyeceğiniz derinlikte sarsıcı bir ders. Hiçbir şey, o güne kadar söylediği sözlerini, iddialı sertliklerini insanın yüzüne bu kadar kuvvetli çarpamaz.

 

Siyasal sorunlara ilgisi olanlar; kamuoyuna doğrudan söz söyleme imkânı bulunanlar için söylüyorum: Türkiye; en iddialı olanımızdan, en kuşkucu yaklaşanımıza kadar hepimiz için çok tuzaklı; çok karanlık; anlaşılması ve anlatılması çok zor bir ülke.

 

Bazı şeyleri sezersiniz; görürsünüz; bilirsiniz. Fakat esas önemli olan, gerçeğin gördüğünüz parçasının bütünün içindeki ağırlığını; yüzeyde takip edebildiklerinizin üzerindeki etkisini tam kavrayabilmektir. Zor olan budur. Çünkü Türkiye, sivil, legal, şeffaf siyasal dinamiklerle kıyaslandığında; çok daha köklü, güçlü, tayin edici kapalı dinamiklerin işlediği bir ülke. Güç mücadelelerinin bu karanlık mekanizmalarını, küresel kanallarını hakkıyla bilmeden toplam resmi anlamak hiç kolay değil. Siyaset üzerine konuşmak için, siyasal muhakeme ya da sosyolojik analiz yeteneğini aşan bir kişisel, hatta kurumsal kapasiteye ihtiyacınız var. Diyebilirim ki, etkili işleyen bir istihbarat yapısının parçası değilseniz süreçlerin gerçek yönünü ve derinliğini kavramanız çok zor.

 

15 Temmuz hepimizin gözüne soktu ki, Türkiye istihbaratının merkezinde duranlar bile nasıl bir ülkede yaşadığımız hakkında yeteri kadar güvenilir bir kavrayışa sahip değiller.

 

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

Yazarın Tüm Yazıları

Bu yazıya ilk siz yorum yapın.

Yorumlar(0)

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.