Pinokyo ödülleri (1) Doğu Perinçek

Bu sabahın, aşağıdaki konuyla ilgisiz çağrışımı: Ömer Seyfettin “Gayet Büyük Bir Adam” öyküsünde, 1908’de bir kere küçük bir arkadaş çevresince omuzlara kaldırıldıktan sonra o tesadüfî, kazara edinilmiş şöhretin tadına doyamamanın yol açtığı düşüşü anlatır.

29.10.2018 09:58
Halil-Berktay
Yaşarken ve Okurken
yazarlar@serbestiyet.com
@HalilBerktay

 

[29 Ekim 2018] Neredeyse on gün oluyor; ilk okuduğumda, kendi kendime aşkolsun, dedim, gördün mü tek bir bireyin özgün iradesi ve benzersiz yeteneğiyle neler yapabileceğini! Nice derin devlet aygıtı yanında haltetmiş. Çerçeveleyecek benzetmeler, metaforlar, mübalağalar aradım. “Kadri bilinmemiş kıymetler” sözü geldi aklıma (yıllar önce, bir zamanların bu kadar bölünmemiş Türkiye’sinde Murat Belge’nin Cumhuriyet’e, sanırım Hasan Cemal’in Cumhuriyet’ine yaptığı sayfalarda böyle eskizler de vardı diye hatırlıyorum). Fakat küçük insanların küçük iddialarına dönük alaycı, sarkastik tonu asla karşılamadı, benim bu muazzam iddia karşısındaki son derece gerçek hayranlığımı.

 

Oradan Mehmed Âkif’e döndüm. Çanakkale Şehitleri’nde, “bu topraklar için toprağa düşmüş asker” için kullandığı epik, abartılı övgü ve yüceltme ifadelerine baktım. “Bir hilâl uğruna, ya Râb, ne güneşler batıyor” veya “‘Gömelim gel seni târihe’ desem, sığmazsın” veya “Seni ancak ebediyyetler eder istiâb” dizeleri üzerinde özellikle durdum. Bunları bu kabına sığamayan çağdaş kahramanlık değerlerine nasıl adapte edebileceğimi düşündüm. Asla erişilemeyen ama bir türlü de dinmeyen iktidar susuzluğu... Ne pahasına olursa olsun yükselmek, farkedilmek ve bütün platformlarda kendinden söz ettirmek arzusu... Bu uğurda belki kırk kere kimlik değiştirmesi ve gene de her seferinde, ben hep en doğru yerde durdum ve duruyorum diyebilmesi... 1960’lardan bu yana Cumhuriyeti her kritik noktada hep kendisinin kurtarmışlığı... Saygıyla eğildim hepsinin önünde. Ama Âkif’in belâgati ve aruz veznine hâkimiyeti tabii bende yok. Tumturaklı dizelere dökemedim. Nobelim de yok ki vereyim. Geçmişe ve kendisine dair her yeni kurgusunu yüzde yüz inanarak ve içselleştirerek dile getirme kabiliyetini  -- 2018’in bitimine daha iki ay da olsa, bu yükseklikteki bir çıtayı artık kimsenin aşamıyacağı anlaşıldığından -- bu yılın Pinokyo Ödülleri’nde ilk sıra ve altın madalyayla ödüllendirmekten başka çare bulamadım.

 

                                                               *          *          *

 

Ha, pardon, gerekçeyi de söyleyecektim, değil mi? Yani ne yapmış da bu şerefe hak kazanmış? Bu kadar huşû ve heyecan yüzünden az kalsın unutuyordum. Yeni Akit’te Mehmet Koçak, Doğu Perinçek’le konuşmuş; “merak ettiği” bazı konularda şu cevapları almış ve (onun da sezgisi ve idraki çok yüksek olmalı ki, fazla kurcalamaksızın ve akla gelebilecek en basit bazı soruları dahi sormaksızın) “samimî” bulup 20 Ekim 2018 tarihli yazısında alıntılamış: (1) “...ben ateist değil Müslümanım.” (2) “Bayram namazlarını kaçırmam, Cuma namazlarına vakit nispetinde gitmeye çalışıyorum.” (3) “Hz Peygamberimiz” [burada sadece hitap tarzı ilginç]. (4) “Bugün İslâm dünyasındaki dağınıklık ancak ümmet anlayışıyla aşılabilir.”

 

Şimdi lütfen bırakın ki ben de şu küçük köşemde kendi trans (vecd ve istiğrak) halimi yaşayayım. Gerisini izahtan vareste sayıyorum.

 

 

Yazarın Tüm Yazıları

Yorumlar(1)

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.

fazıl29.10.2018 20:39:47
kıymetli hocam daha ne olsun hem kendisi mutlu,hem de sizin şöööyle bir rahatlamanıza vesile olmuş,bence siz takib edin kendisini ki sıkça tekrar eder bu halleri kendisinin