MEB müfredat taslağı konusunda değerlendirmeler ve öneriler (II)

İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi dersinin yeni müfredat programı, haklardan değil değerlerden yola çıkmasıyla, “bize ait olanı koruma” felsefesiyle, getirdiği milliyetçi-devletçi “görev ve sorumluluk” sınırlamalarıyla, mevcut kural, yasa ve yönetmelikleri itirazsız kabul anlayışıyla, “birlikte yaşama”dan homojen yurttaşların birlikte yaşamasını anlamasıyla, yeniden yazılmayı gerektirecek mahiyette.

29.01.2017 09:24
Hidayet-Ş. Tuksal

htuksal@gmail.com

 

MEB’in değerlendirmeye açtığı müfredat taslaklarından, fikir beyan edebileceğimi düşündüğüm 17 tanesini inceledim. Bunları gruplayarak değerlendirmelerimi aktaracağım. Öncelikle bu taslakların içerik düzenlemeleri hakkında biraz bilgi vereyim. Taslaklar farklı gruplar tarafından üretildiği için biçimsel farklılıklar içerse de, öğretim programının temel felsefesi ve genel amaçları, programın öğrenme-öğretme yaklaşımı, temel beceriler, değerler eğitimi, rehberlik, dersin yapısı, öğrenme alanları ve kazanımları gibi kısımlar her programda ortak unsurlar olarak yer almaktadır.

 

Ben incelemeye ilkokul 4. sınıflar için hazırlanan İNSAN HAKLARI,  YURTTAŞLIK VE DEMOKRASİ Dersi Öğretim Programından başladım. Çünkü şöyle düşündüm: İlkokul 4. sınıfta böyle bir eğitim alan öğrenci, çok temel bir vizyon kazanacak ve daha sonra alacağı pek çok dersi de bu vizyona göre değerlendirme şansı bulabilecektir. Ancak programın temel felsefesini okumaya başladığımda ilk şaşkınlığımı yaşadım.

 

Konuyla ilgili literatürde ve insan hakları metinlerinde insan hakları kavramı,  hak kavramına dair yaklaşımlar ve mücadelelerle ilişkilendirilerek açıklanırken, burada insanın değer üreten, yani tercihlerde bulunup kararlar veren bir varlık olmasından hareketle, erdem ve adalet gibi değerler üzerinden bir tanımlama yapılmış ki, şahsen ben böyle bir açıklamaya ilk defa rastgelmiş bulunuyorum. Ayrıca şu cümlelere de hiç bir anlam veremediğimi ifade edeyim: “İnsan Hakları  Yurttaşlık ve Demokrasi Dersi öğretim programı öğrencinin temelde kendisini korumasını ve kendisine zarar vermemesini, diğerlerini korumasını ve zarar vermemesini, bize ait olanı korumasını ve bize ait olana zarar vermemesini sağlayacak bir yapı içerisinde  geliştirilmiştir.” Doğrusunu söylemek gerekirse, bu cümleyi okuyunca, bize ait olanı koruma amacıyla pek çok insan hakkı ihlalinin nasıl işlendiğini, nasıl cezalandırılmadan hasır altı edildiğini hatırlamadan edemedim.

 

Programın devamında, Müfredatta dersin amaçları olarak sıralanan maddeler yine de umutlandırıcı. Bir kaç örnek vermek gerekirse:

 

• İ̇nsan hakları ve özgürlüklerine saygı duyan;

• Kendine, diğer yurttaşlara, topluma ve devlete karşı sorumluluklarını yerine getiren;

• Adil ve eşit davranan ve bunları gözeten;

• Sorunları uzlaşıya dönük ve şiddetten uzak bir şekilde çözen;

• Birlikte yaşama kültürünü benimseyen ve buna katkı sağlayan öğrenciler yetiştirmekten söz edilmekte.

 

Doğrusu bu amaçlara yönelik bir ders benim açımdan çok önemli bir işleve sahip. Ancak böyle sıralandığında kolayca pratize ediliverecekmiş gibi duran bu maddeler, iş uygulamaya geldiğinde pek çok tartışma konusunu da içinde barındırıyor. Tam da bu tartışma konularına yönelik uyarılar, Öğretim Programının Uygulanmasında  Dikkat Edilecek Hususlar başlığı altında sıralanarak, müfredatın nasıl sınırlandırıldığını da ortaya koyuyor:

 

• Öğretmen, öğrencilerin millî, manevî, kültürel, insanî, evrensel değerlerini pekiştirmeli; millî, üniter, çağdaş, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı görev ve sorumluluklarını yerine getirmeleri konusunda onlara rol modeli/yol gösterici olmalıdır.

• Birlikte yaşama kültürünün vatan, millet, bayrak ve devlet birliği ile gerçekleşeceği vurgulanmalıdır.

 

Bu sınırlamalarla birlikte, ünitelerin nasıl işleneceğinin ve hangi kazanımların hedeflendiğinin açıklandığı bölümde, insan hak ve özgürlükleri konseptine uygun kimi bölümlerin oluşturulduğunu sevinerek görüyoruz. Ancak buna rağmen bazı ünitelerle ilgili uyarı ve değerlendirmelerim şöyle:

 

Uzlaşı ünitesinde, anlaşmazlıkların doğal olduğu, ancak anlaşmazlıklarda uzlaşı gereken ve gerekmeyen durumlar olabileceği işlenirken, kural-yasa-yönetmelik ile belirlenen konuların uzlaşı aranmayan-gerekmeyen konular olduğu ifade edilmekte. Bu ifadeler, başörtülü kadınların yıllarca mağdur edildiği; eğitim, çalışma, saygı görme haklarından mahrum edildiği; disiplin cezaları ve işten atılmalarla cezalandırıldığı günleri hatırlattı bana. O zaman da  karşımıza yasa ve yönetmelikler çıkarılıyordu. Ve biz bu yönetmeliklere karşı yıllarca mücadele ettik. Şimdi çocuklarımıza bu yönetmelik gibi şeylerin tartışma dışı olduğunu mu öğreteceğiz, hem de insan hakları, yurttaşlık ve demokrasi dersinde?

 

Kurallar ünitesinin de kuralların özgürlükleri sınırlandıracağı ana fikrine dayalı olarak içeriklendirilmiş olması, yine dersin ruhuna aykırı bir tasarruf. Dersin son ünitesi olan Birlikte yaşama ünitesi de, homojen yurttaşların bir arada yaşama deneyimi olarak kurgulanmış görünmekte.

 

Sonuç olarak şöyle söyleyeyim: Bu ders içeriğindeki olumlu bölümlere ve kazanımlara rağmen, genel olarak devletçi, milliyetçi bir üst aklın sınırlandırdığı bir yapıyla maluldür. Dersin adının insan hakları, yurttaşlık ve demokrasi olması, bu kusurları aklamaz, affettirmez. Bu yüzden, dersin adına daha yaraşır bir vizyonla yeniden yazılması gerekmektedir.

 

Yazarın Tüm Yazıları

Bu yazıya ilk siz yorum yapın.

Yorumlar(0)

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.