İstanbul’a bisiklet

İstanbul’a İstinye-Çubuklu vapur seferi ardından bir hayırlı proje daha: Ucuza bisiklet kiralama servisi eşliğinde sahillere emniyetli bisiklet yol şeritleriyle şehirde bisikletle hareket imkanı. Enerji tasarruflu bağımsız, bireysel davranış kolaylığı. Sivil sosyal yaşama bir destek adımı…

15.01.2018 10:54
İhsan-Bilgin

serbestiyet.bilgin@gmail.com

 

1-Amsterdam’ın kutsalı  

 

“Aman dikkat!” diye uyarmıştı hocam Amsterdam’a ilk birlikte gidişimizde, “….Burada bisiklet Hindistan’daki inek gibi kutsaldır. O da sana çarpsa, sen de ona, daima o haklı olur.” Her fırsatta gideceğim favori şehirlerimden oldu. Gençliğimde özgür gençlik cenneti atmosferi, sonra ortaçağdan postmoderne plan cenneti oluşu cazibelerine kapıldım. Neyse ki hep kazasız atlattım.

 

 

Halkalar şeklinde büyümüş şehrin tam merkezindeki gar, aynı zamanda bisiklet kiralama terminali. Ama herkesin kendi bisikleti de var. Yaşlı kadın ve adamlardan çocuklara herkes bisiklet tepesinde.  

Bunu mümkün kılan topoğrafyasının dümdüz oluşu. Eski veya yeni denizden çalınmış toprak olduğundan viyadükler haricinde eğim yok.

 

Amsterdam

Amsterdam’da otoyol kavşağı üstü bisiklet viyadüğü

2-Düzce                

 

  

Bisikletin Türkiye’nin anılarındaki hikayesi de ne  60’lar efsanesi Rıfat Çalışkan eşliğinde bisiklet sporu profesyonelliğiyle ne de, özellikle de erkek, çocukların atına atlayıp giden kovboy misali otomobil öncesi teenage [onlu yaşlar] bağımsızlık tutkusu tatminiyle sınırlı. Çocukluğumda ailemin bir kısmının yaşadığı Düzce de adının imâ ettiği şekilde Amsterdam gibiydi. Okul müdürü eniştem de başkaları gibi işine bisikletle giderdi. Bu sıradanlaşmış alışkanlığın Düzce’yle sınırlı olmadığını da biliyorum.  

 

 

3-Barcelona’da(bisiklet destekli) butik otel      

 

Barcelona’nın ayakkabı markası girişimi spor temalı butik oteli Casa Camper’in girişinde asılı bisikletler, parasız-pulsuz-fişsiz-kayıtsız alıp gezmek için. Dönüşte aynı yere asılıyor. Kentin düzlüğü de bisiklete müsait. Zaten tamamı kantin nizamlı zemin katı büfesi ve buzdolabından her saat kimseden istemeden her şeyi almak, yiyip içmek mümkün. Saati, kaydı-kuydu yok. Hep [sonuna kadar] açık büfe.

 

Casa Camper, antresi ve zemin katı  

Ayrıca gördüğüm en kullanışlı ve güzel oda konsepti. Birimleri yanyana yerine karşılıklı iki oda birleştirerek büyütmüşler. Biri yatak diğeri oturma/çalışma. Birinin kapısını açınca tam karşısındaki diğerinin kilidi de otomatik açılıyor. Koridoru hızlı geçip itmek yetiyor ötekine girmeye. İki oda da aydınlık. Yatak odası kör köşesindeki duş, lavabo, wc bile ışıl ışıl.  Rambla’ya açılan kısacık sokaktaki bu otel yerine başkasını tercih için neden yok. Yeter ki, ne fahiş ne de ucuz olan bedeli karşılanabilsin. Ehven fiyata hostel gençliği atmosferli 1+1 süit konforu.  

 

Casa Camper, yatak odası ve oturma odası

4-İstanbul’un yokuşları             

 

Bisiklete dönersek, peki İstanbul’un malum yokuşları ne olacak? İstanbul’un hep yamaçlara kurulmuşluğunun türevi bir özelliği daha var: Efsane siluetinin de kaynağı o yamaçlar yokuşlarıyla da birlikte hep suyla nihayetleniyor.  

 

Balat

Kuzguncuk

Üsküdar

Eminönü

Balat

Şehir keşif tecrübeli bir Alman şehirci arkadaşım daha ilk gelişinde “İstanbul’un keşfi zor değil, burnunu bayır-aşağı verdin mi hep suyu buluyorsun. İş sahilin hangi noktasında olduğunu bulmaya kalıyor ki, iskele, durak, sokak adları da onu söylüyor zaten.” demişti. Karadeniz’den Marmara’nın kuytularına kadar geçerli bir gözlemdi.  

 

Barcelona

İstanbul, Barcelona gibi lineer bir sahil çizgisine bitişmiş homojen bir şehir değil. Tersine esasen büyük bir göl olan Marmara’ya açılan Boğaz ve Haliç’le bölünerek uzamış uzun ve hareketli bir sahil şeridi şehri.

 

Bisiklet yolları haritası

Suyun yüzeyi de hep aynı kotta olduğundan sahile kavuşulduğu an sırf yön tayini kolaylığıyla değil, meyilsizliği garanti bir güzergâhla da buluşulmuş oluyor.    

 

Boğaz trafiği 

 

Zaten bisiklet kiralama/teslim terminalleri de hep sahilde olacakmış. Marmara, Boğaz  ve Haliç kıyılarında bisiklet keyfi İstanbullu’ya büyük konfor. Hafta sonu Boğaz keyfi için trafik çilesiyle araba şart olmayacak artık.   

 

 

Otobüs/dolmuş fiyatına kiralanacak bisikletlerle 3-4 kişilik aileyi peşpeşe hayal etmek güç değil. Yakıt ve hava kirliliği tasarrufu da cabası.

Tabii haritada işaretli Unkapanı Bulvarı gibi meyilli caddelerin hayal mahsulü olacağını da hesaba katmak gerek.  

 

 

Bu proje İstanbul’daki bir başka girişimin eğrisini de doğrusuna getirdi. Malum, şuursuz izlenimi veren şekilde yine deniz doldurulup yollar genişletiliyordu.

 

Kanlıca-Çubuklu kazıklı yol inşaatı

Bu proje, Kanlıca-Çubuklu yolundan örneklediğim gibi o kazıklı yolları anlamlı kılıp aslen ikinci bir Boğaz açılması için hafriyat projesinden başka şey olmayan kanal projesi türü saçmalıklardan farklılaştırarak, o yolları yönetici eğlencesi olmaktan kurtarıp bisiklet projesinin altyapısına dönüştürecek.

 

Bisiklet yoluna dönüşmüş Kanlıca-Çubuklu dolgu hattı

Çekmece ekoloji koridorunu riske edecek kanal projesi

Bir de herkesten bisiklete binmeyi bilmesi beklenemeyeceğine göre, yeni bir iş kolu ve istihdam kaynağı olarak bisiklet kurslarını hayal etmek güç değil.  

 

  

İşin başka güzel tarafı, bisikletin alınan noktaya bırakılmayabilmesi, İspark terminalli herhangi bir varış noktasına bırakılabilecek… Kentliyi kayıt-kuyutla oyalamadığı gibi mevcut başarılı İspark örgütlenme ağıyla işleyen akıllı işletme senaryosunun sivilliği de kendi başına takdire şayan, akıllarına sağlık.   

   

 

 

 

Yazarın Tüm Yazıları

Bu yazıya ilk siz yorum yapın.

Yorumlar(0)

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.