15 Temmuz destanı referandumla taçlanacak...

Anayasa değişikliğinin hedeflediği, kurumsal vesayeti sonlandırmak, yasama ve yürütmeyi birbirinden sert biçimde ayırarak, halk iradesini kurumsallaştırmaktır. Yani özetle, yasama ve yürütmeyi doğrudan çift seçimle aynı gün halka seçtirerek, her türlü vesayet odağını, kadro hareketlerini devre dışı bırakmaktır esas olan.

12.01.2017 09:36
Markar-Esayan

markaresayan@hotmail.com

 

Pazartesi günü başlayan anayasa değişikliği görüşmelerinde dün gece itibarıyla, geneli ve iki madde üzerinde üç oylama yapıldı. Geneli 338, 1. Madde 343, 2. Madde ise 347 “evet” oyu ile Meclis’ten geçti. İlk tur oylamalarda 276 “evet” oyu yeterli olsa da, ikinci tur oylamalarda 330 referandum aralığı geçerli olacağından bu oylamalar önemliydi. Nitekim Başbakan Binali Yıldırım’ın defaten ifade ettiği gibi AK Parti grubu bu tarihi dönemeçte de üzerine düşeni eksiksiz yerine getirdi. Taslağın diğer mimarı MHP de üzerine düşeni yaptı.

 

Gelecek günlerde birçok oylama daha olacak ve bu tablonun değişmesini “ümit” edenler yine sükut-u hayale uğrayacaklar.

 

Çünkü bu değişiklik, isimlerin ve konjonktürel her türlü siyasi meselenin üzerinde bir önem ifade ediyor. İki parti de bunun farkında.

 

1960 ve 1980 müdahalelerinden sonra gelen darbe anayasalarının parlamenter rejim olmaktan çıkardığı, seçilmişlerin üzerinde bir tür komiserlik kurmak amacıyla formatladıkları bu sistem, nihayet halka teslim edilecek ve demokratikleşme yolunda Türkiye devrimsel bir adım atmış olacak.

 

15 Temmuz’dan sonra Türkiye’ye yakışan da bu adımı atmaktı.

 

Sahip olduğumuz parlamenter görünümlü bir vesayet sistemidir. CHP’nin “15 yıldır neyi istediniz de yapamadınız da sistemi değiştiriyorsunuz” türünden iddiaları, yine kendileri tarafından çürütülüyor. Çünkü tüm CHP ve HDP’liler bu sistemin sorunlu olduğunu, vesayet ürettiğini kabul ediyorlar.

 

Cumhuriyet rejimi değişmemekte, bilakis daha sağlam temellere oturmaktadır.

 

15 yılı sanki birlikte yaşamamışız gibi, bu türden çocukça argümanlar ileri sürmek doğru değil. Daha altı ay önce 15 Temmuz zelil işgal girişimini yaşadık. 15 yılda Sayın Erdoğan ve AK Parti’nin hangi darbe girişimleri, hangi yargı müdahaleleri ile uğraştığı ortada. AK Parti bu darbe girişimlerini sisteme rağmen siyasi irade ile aştı. Bu siyasi iradeye güçlü kılan sandıkta artan millet oyu idi. AK Parti dik durdukça, “sistemi demokratikleştir, irademi kurumsallaştır”diyen halkın yolunda gittikçe, halk da sandıkta ona verdiği desteği her seçimde artırdı. Yani vesayet üreten sisteme rağmen bir 15 değerli yıl geçirdiysek, güçlü siyasi irade ve halkın koalisyonu ile bu mümkün olabildi.

 

Onlarcası arasından sadece bir örnek vereyim. Eğer AK Parti 2007 yılında 27 Nisan Muhtırası’na direnmese, 367 darbesini halka giderek aşmasa idi, bugün bırakın AK Parti’yi, ülkenin durumu nice olurdu, yorumu sizlere bırakıyorum.

 

Anayasa değişikliğinin hedeflediği, kurumsal vesayeti sonlandırmak, yasama ve yürütmeyi birbirinden sert biçimde ayırarak, halk iradesini kurumsallaştırmaktır. Yani özetle, yasama ve yürütmeyi doğrudan çift seçimle aynı gün halka seçtirerek, her türlü vesayet odağını, kadro hareketlerini devre dışı bırakmaktır esas olan.

 

Yürütme artık parlamentonun içinden çıkmayacak, onu doğrudan halk seçecektir. Yürütme Cumhurbaşkanı’nın seçilmesiyle doğrudan oluşacağı için, şu anki anayasada yürütmeye, yani başbakan ve Bakanlar Kurulu’na verilen yetkiler Cumhurbaşkanı’na kaydırılmaktadır. Yani zaten var olan yetkilerden daha fazlası ihdas edilmemekte, hatta kısıtlanmaktadır.

 

Demokratikleşme yönünde önemli bir adım olarak, Cumhurbaşkanı artık yürütmeye dair geniş yetkileriyle sorumsuz olmamakta, yaptığı her fiilden ötürü hesap vermesinin yolu açılmakta, aldığı kararlara da yargı denetimi getirilmektedir.

 

Cumhurbaşkanlığı kararnamesi olgusu bugün zaten fiili durumda Bakanlar Kurulu’nun kullandığı bir yetki olup, çıkacak kararnameler de net kurallara bağlanmıştır. Meclis’in yetkisinde olan kanun yapma müessesesi karşısında kararnameler etkisizdir. Yani kanunla yapılacak hiçbir düzenleme hakkında Cumhurbaşkanı kararname düzenleyemez. Eğer Meclis bir kararnamenin düzenlediği konuda yasa çıkarırsa, kararname işlemden kaldırılacaktır. Temel, bireysel, siyasi haklar konusunda kararname çıkarılamaz.

 

Devam edeceğiz.

Yazarın Tüm Yazıları

Bu yazıya ilk siz yorum yapın.

Yorumlar(0)

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.