Avrupa’ya dönüş mü?

AB ile Türkiye arasındaki diyaloğun bu kadar sertleşmesi, ilişkinin tabiatına aykırıydı. Bunun sürdürülebilir olduğunu sanmıyorum. Her iki tarafın da normalleşmeye ihtiyacı olduğu bir gerçek. Herşeyin yerli yerine oturması için zamana ihtiyaç var gibi görünüyor.

28.09.2018 09:30
Oral-Çalışlar

oralcalislar@gmail.com

 

 “Türkiye, Osmanlıdan bu yana yüzünü hep Batı’ya döndü. Aradaki gerilime rağmen, aynı yolda devam edeceğiz, etmeliyiz” diyenlerdenim.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir hamle yaparak, gerilim yaşadığı ülkelerden Almanya’ya gitti. İlgiyle karşılandı. BBC Türkçe servisi bu ziyareti şöyle yorumladı: “Türkiye uzmanı gazeteci Sinan Can, ABD Başkanı Donald Trump’ın ‘rahip krizi’ sonrası Ankara’yı, Avrupa Birliği’nin (AB) kucağına ittiği görüşünde. Dövizdeki kur artışı ve ekonomik çalkantı ile mücadele eden Erdoğan, ABD ile yaşanan gerilim sonrası bir anlamda Avrupa ile iyi ilişkilere mecbur kaldı. Sinan Can’a göre, Rusya ile ilişkiler, Türk ekonomisini rahatlatacak boyutta değil. Almanya’nın lira krizinde Ankara’nın yanında olduğu yönündeki mesajları, ilişkilerin gelişmesinde etkili oldu (...) Hollandalı akademisyen Petra de Bruijn da, AB’nin Türkiye ile mülteci anlaşmasını sürdürmek zorunda olduğunu vurgulayarak, Suriye ordusunun İdlib’e yönelik olası operasyonu sonrası yeni bir göç dalgasının yaşanabileceğini söyledi. (...) Hollandalı yorumculara göre, iç politikada seçmene yönelik sert mesajlar verilse de, Türkiye ile Hollanda ve Almanya gibi ülkelerin birbirlerine ihtiyacı var (...)”

 

İki tarafın uyarıları

 

AB ile Türkiye arasındaki diyaloğun bu kadar sertleşmesi, ilişkinin tabiatına aykırıydı. Bunun sürdürülebilir olduğunu sanmıyorum. Her iki tarafın da normalleşmeye ihtiyacı olduğu bir gerçek. Herşeyin yerli yerine oturması için zamana ihtiyaç var gibi görünüyor.

 

İki tarafın da karşılıklı eleştirilerini saklı tuttuğunu görebiliyoruz.

 

Türkiye, Avrupa’yı göçmenler konusunda bencillikle suçluyor. Avrupa’nın da, hak ve özgürlükler konusundaki eleştirileri, büyük oranda haklı eleştiriler. Her iki tarafın, bu “yakınlaşma” sırasında karşısındakinin eleştirilerine daha fazla kulak vermesini umuyorum.

 

Almanya en büyük ekonomik ortak

 

Almanya ile Türkiye’nin, siyasal, sosyal ve tarihi bağlarının yanında, güçlü ekonomik ilişkileri var. 2016 verilerine göre, Almanya, Türkiye’nin ihracatında, yüzde 9.8 payla ilk sırada. İthalatında, yüzde 10.8 payla ikinci sırada. Türkiye’nin Almanya dış ticaretindeki yeri, o kadar tepede olmamakla birlikte, önemsiz de değil. Almanya’nın ihracatı içindeki payımız yüzde 1.9 ile 15. sırada. Almanya’nın ithalatında, yüzde 1,6’ payla 16.’yız.

 

Türkiye’deki Alman sermayeli firma sayısı 2016 yılında 6 bin 846. Bu rakamlar Almanya’nın Türkiye’ deki toplam yabancı firmalar içindeki payının yüzde 13 olduğunu gösteriyor. Almanya’nın ülkemiz ekonomisindeki uzun yıllardan beri süregelen ağırlığını uzun uzun anlatmaya da gerek yok. Umarız yeni ve olumlu adımlar atılır

Yazarın Tüm Yazıları

Bu yazıya ilk siz yorum yapın.

Yorumlar(0)

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.