Kılıçdaroğlu, ABD ile çözüm üreteceğine...

ABD ile yüksek perdeden konuşmanın, tehditkar bir dil kullanmanın, düşmanlaştırmanın, gerginliği geri dönülemez ölçüde sertleştirmenin, şu ana kadar bir yararını görmedik. "Asarız keseriz" demek çare olmuyor. Asıl zor olan, böyle zamanlarda asıl yapılması gereken; duygulara seslenmek yerine, aklıselime çağırmaktır. El artırarak atılan hamasi nutuklardan çok çektik.

10.08.2018 11:43
Oral-Çalışlar

oralcalislar@gmail.com

 

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "Rahip Brunson krizi"nin başından bu yana, şaşırtıcı bir tutum sergiliyor. AK Parti iktidarı, ABD'ye bir söylüyorsa CHP'liler mutlaka bir fazla söylemeyi seçiyorlar. Washington, iki bakanın ABD'deki mallarına el koyma kararı mı aldı; CHP, "Biz daha fazlasını yapalım" diye ortaya çıkıyor.

 

ABD Başkan Yardımcısı Pence'in son çıkışıyla ve yaptırım tehdidiyle ipler iyice gerildi. Ardından İran'a ambargo yürürlüğe girdi. Türkiye'den de sert karşılıklar geldi. Ancak, ekonomisi iyice sıkışan ülkemizin parası aşırı değer kaybına uğramaya başladı. Doların tırmanışı önü alınamaz bir hale geldi.

 

ABD ile girişilen ve nerede duracağı belli olmayan siyasal krizin, zaten zorda olan Türkiye ekonomisini nereye doğru sürüklediğini, hep birlikte izliyoruz.

 

İşte bu ortamda Ana Muhalefet Partisine önemli görevler düşüyor. İktidarı tabii ki eleştirmeli ve gördüğü yanlışların üzerine gidip düzeltilmesini istemeli. Bu noktada hepimiz hemfikiriz.

 

Peki CHP ne yapıyor?

 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, AK Parti yönetimini şöyle eleştiriyor: "Eskiden Merkez Bankası dolara müdahale ederdi, bugün dolar Merkez Bankasına müdahale ediyor. TL’nin değer kaybını önlemek için Amerika’ya heyet üzerine heyet gönderiyorlar… Sesleri bile çıkmıyor… Öyle ya, tepedeki zat ne diyordu? 'Borç alan emir alır…' Dik duramadılar, emir almaya gidiyorlar… Ne diyorduk? Türkiye yönetilmiyor, Türkiye savruluyor.."

 

ABD ile yüksek perdeden konuşmanın, tehditkar bir dil kullanmanın, düşmanlaştırmanın, gerginliği geri dönülemez ölçüde sertleştirmenin, şu ana kadar bir yararını görmedik. "Asarız keseriz" demek çare olmuyor.

 

ABD’nin haksız bir tutum içinde olduğunu düşünsek bile, Rahip Brunson konusunun Amerikan toplumu içinde duygusal bir tepkiye neden olduğunu dikkate almak zorundayız. Sorun iyice Türkiye aleyhine bir tırmanışa geçince, devlet "diyalog" yolunu seçti ve konuyu sert nutuklar atarak değil masa başında konuşarak çözme yolunu tercih etti. Şu anda Türkiye'den giden heyetler, Washington'da görüşmeler yapıyorlar. Geç kalınmış da olsa, heyetteki kişilerin bir kısmı yanlış seçilmiş de olsa, bu desteklenmesi gereken bir hamle.

 

Kılıçdaroğlu ne yapılmasını öneriyor? "Sesleri bile çıkmıyor" diyerek, sanki kavgayı teşvik ediyor gibi. Ulusalcı tepkilerin siyasi istismara açık bir hale geldiği ortamlarda, genel rüzgarın savurduğu konuşmalar yapmak kolaydır, sempatik gelir.

 

Asıl zor olan, böyle zamanlarda asıl yapılması gereken; duygulara seslenmek yerine, aklıselime çağırmaktır. El artırarak atılan hamasi nutuklardan çok çektik.

 

CHP'nin çözüm amaçlı, akla uygun bir ortam yaratılması için çabalaması gerek. Diyalogu savunması, diplomasinin önünün açılmasını teşvik etmesi gerekir.

Ana muhalefete bunun için ihtiyacımız var.

Yazarın Tüm Yazıları

Bu yazıya ilk siz yorum yapın.

Yorumlar(0)

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.