Kim savaş ister ki!

Bir ulusun kaderini etkileyecek, bölgenin geleceğini belirleyebilecek bir olayla karşı karşı karşıyayız. Sosyolojik ve demografik bir dönüm noktasındayız. Ortak bir irade oluşturmak için diyaloğa her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Silahlar çekildiği zaman, meseleleri sakin sakin konuşmak neredeyse imkansız hale gelir.

11.10.2019 11:23
Oral-Çalışlar

oralcalislar@gmail.com

 

Artık silahlar patladı. Sorunu masa başında çözmek, konuşarak çözmek bir süreliğine de olsa geriye gitti.

 

Türkiye’nin Suriye topraklarına girme gerekçesi, güney sınırlarında bir “terör koridoru” oluşmasını engellemek.

 

“Terör koridoru” derken, PYD-PKK egemenliğinde bu bölgede kurulan özerk bölgeden, ya da bölgelerden söz ediliyor.

 

TSK, bu bölgeden PYD-PKK’yı çıkarırken, Türkiye'ye sığınmış milyonlarca Suriyelinin bir bölümü bölgeye yerleştirilecek.

 

Yani iki hedef söz konusu:

1) PYD-PKK’nın askeri güçlerinin buradan çıkarılması,

 

2) Suriyelilerin yerleştirilmesi. Kritik soru ise, bu güvenli bölgelerin kurulduktan sonra nasıl hayatta kalacakları. Son günlerde takip edebildiğimiz kadarıyla; bu askeri operasyon, Avrupa, ABD, Avrupa Birliği, İsrail, İran, Mısır, Suudi Arabistan vb. ülkelerce kabul edilmiyor.

 

İspanya ve Macaristan olumlu yaklaşıyor. Tekrarlarsak: Türkiye'nin hedefi, harekatı adım adım genişleterek güney sınırlarındaki PYD-PKK egemenliğini tamamen bertaraf etmek. Tabii bu oldukça uzun, engebeli ve riskli bir süreç. ABD Senatosu’nda Cumhuriyetçilerle Demokratların ortaklaşa yaptırım uygulama tasarısı var. AB'den de benzer yaptırımlar beklenebilir.

 

Kuzey Suriye’nin geleceği

 

Bir ulusun kaderini etkileyecek, bölgenin geleceğini belirleyebilecek bir olayla karşı karşı karşıyayız. Sosyolojik ve demografik bir dönüm noktasındayız. Ortak bir irade oluşturmak için diyaloğa her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Silahlar çekildiği zaman, meseleleri sakin sakin konuşmak neredeyse imkansız hale gelir.

 

Çözüm sürecinin “kırılma”sı; Türkiye'nin Kürt meselesini bölgesel bir sorun olarak, daha da karmaşık bir hale getirmişti. ABD, Suriye’de PYD'yi silahlandırırken stratejik bir hedef güttüğü görüntüsünü verdi.

 

Washington yetkilileri “Bu silahları İŞİD'le mücadele için veriyoruz” diyorlardı. Öte yandan, Kürtleri, İsrail'in Araplar tarafından kuşatılmasına karşı bir denge olarak gördükleri izlenimi ağır basıyor. ABD, PYD'den tamamen vazgeçti mi? Zor bir soru.

 

ABD’nin siyasi kamuoyundaki tepkilerin nereye varacağını kestirmek hiç kolay değil. Rusya şimdilik ABD'yle işbirliğini yapan PYD/PKK'ya soğuk ve mesafeli davranıyor. Ellerini oğuşturuyor gibi. Peki bu hep böyle gider mi?

 

Öngörmek zor. İran bölgenin önemli aktörlerinden ve çok oynak bir siyaset izliyor. Kim savaş ister ki? Umarız fazla kan dökülmeden bir çözüm etrafında birleşilebilir.

Yazarın Tüm Yazıları

Bu yazıya ilk siz yorum yapın.

Yorumlar(0)

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.