Bana git de

Filmde Leyal’in hikayesi Ali onu ararken insanların dönen gözlerine, vücut dillerine değdikçe, dokundukça mekanların ezgilerin türkülerin içinden geçerek açılıyor, tıpkı mevsimlerin geçişiyle bir yaprağın açışı gibi.

30.11.2016 10:59
Yıldız-Ramazanoğlu

yildizra@gmail.com

 

Dünya karmaşık, içinden çıkılmaz ve daha az konuşulur bir hale doğru yuvarlanıyor. Amerika’daki seçimin ardından ülkenin hala durulmamış olması daha önce rastlanan bir durum değil mesela. Orta Doğu desek C. Rice’ın yıllar önce açıkladığı paylaşım projesi adına şehirler yerle bir oluyor ve bölge halklarına her farklılığı çatışmaya dönüştürmesi dayatılmış durumda. 

 

Sanat bu yaşananları doğrudan konu edinmediğinde de aslında bu büyük sıkıntının içinde yol alır ve çıkış yolu aramakla mükellef. Nadir kadın yönetmenlerden Handan Öztürk bu günlerde gösterime girecek olan Bana Git De (2016) filminde, yaşadıkları boğucu, köşeye sıkıştıran, özünü tüketen ortamlardan kurtulmak için yola çıkmış iki insanın çarpışan hikayesini anlatıyor. Ali, dedeleri Amerika’daki Ford fabrikasında çalışmış olan ancak aslen Almancı bir ailenin oğlu ve güzel bir Güneydoğu şehrinde babaanne tarafından büyütüldükten sonra müzik aşkıyla İstanbul’a göç etmiş. Kadir kıymet bilmez, lümpen, popülist müzik ortamlarına yem olan ruhunu kurtarmak, değerli olanla karşılaşmak için köklerinin, babaannenin bulunduğu yerlere doğru her şeyi yüzüstü bırakıp yola çıkar. Leyal ise ad vücut bulur düsturunu kanıtlarcasına uzun bir geceyi yaşamakta. Ailece müziğin içinde yüzerler bir bakıma; annenin manileri, konuşurken yükseliveren ağıtçı ezgicilik, dayıların sesle şarkıyla yol bulan varoluş çabaları. Leyal yol ortasında Ali’nin karşısına ana yola çıkmak isteyen yirmi yaşlarındaki genç bir otostopçu olarak çıktığında az zamana çok şey sığdırmış, dünyasını bitirmiştir neredeyse. Müziğe eğilimi ve dikbaşlılığı yüzünden yaşadığı baskılar, ev hapisleri, şiddet, ıslah olsun diye Avrupa’ya giderken yanına katıldığı dayısı tarafından adeta esir alınıp sarhoşlara söylediği şarkılar, ona torbalar dolusu para kazandırmalar, bir şoföre aşık olup kaçmak, sonra onun TIR’ın altında kalıp ölmesi. Kasabalı tarafından yaşlı ama efendi diye tanımlanan yeni kocayı düğün gecesi terk edip altınlarla ikinci kaçış. Aslında satır aralarında öğreniyoruz ki sevdiği şoför de evliymiş meğer.

 

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

Yazarın Tüm Yazıları

Bu yazıya ilk siz yorum yapın.

Yorumlar(0)

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.