Osmanlı ne kadar moderndi (10) Eski teori ve yeni hayat

Tutun ki biyolojiden söz ediyoruz. İki büyük tasnif katmanı var: cins (genus) ve tür (species). Geçmişte garip bir kuş bulmuş; hem bir cins hem bir tür olduğuna (yani o cinsin içinde başka bir tür olmadığına) karar vermiştik. Cinsine Feodalizm, türüne de Feodalizm feodalizm demiştik. Fakat şimdi az çok benzer başka kuşlar da çıktı karşımıza. Bunları da aynı türün içine mi sokacağız? Yoksa o cins içinde başka türler mi icat edeceğiz? Cinsin adı gene aynı mı kalacak? Klasifikasyon şemamızı nasıl değiştireceğiz?

Vera Lynn’i hatırlayan var mı?

Pink Floyd’un bana göre en içli iki şarkısından birinin Vera Lynn’i, geçen ay 103 yaşında Sussex’teki evinde çevresinde sevdiği insanlar varken yaşlılığa bağlı sebeplerle öldü. Başbakan Boris Johnson bir taziye yayımlayarak “Vera Lynn’in çekiciliği ve sihirli sesi karanlık zamanlarda ülkemizi büyülemiş ve moralimizi yükseltmiştir. Sesi ile gelecek nesilleri de etkilemeye devam edecek.” dedi.

Ülkesinde mülteci olan büyükbaba

Tarihin farklı kesitlerinden, mesela İlk Çağ’dan, 11. Ve 19. Yüzyıl’dan atalarımız bugün, bizimle birlikte yaşasa acaba ne olurdu? “Milli-mukaddes bağlar”, insanların sokağını, evini onlarla neşe, huzur içinde paylaşmasına yeter miydi…

Ayasofya münasebetiyle: Osmanlı Konstantiniyye’sinde kilise-cami dönüşümleri

29 Mayıs 1453’den sonra kentteki tüm Bizans kiliseleri ânında camiye dönüştürülmedi. Bu değişim 17. yüzyılda hâlâ devam ediyor, bazı yapılar orijinal işlevlerini koruyordu. Popüler muhayyilenin aksine, bu binaların birçoğundaki Bizans mozaik ve freskleri hiçbir zaman toptan kaldırılmadı; zaman içinde kâh alçı, boya ve kir ile örtüldü, kâh depremlerle zarar gördü. Kiliselerin iç dekorasyonlarının camileştirilmelerinden sonra da görünür kalması ve geçmiş yaşamlarına atıfta bulunması, fethedilen şehrin sanat ve mimarlık mirasının yorumlanmasına dair dikkatli seçimleri yansıtıyor.

1934’den 2020’ye Ayasofya ve Türkiye; değişenler, değişmeyenler

Ayasofya’yı bir anda ihtiyaca binaen cami yapıveren bu 30’lardan kalma karar alma teknolojisiyle, daha bir hafta önce, şimdi Fatih’in 600 yıl önceki vakıf senedindeki bedduanın lanetinden kurtulduğumuza şükredenlerin alkışları arasında, 40 yıllık muhafazakar bir vakfın üniversitesi kapatıldı.

Metal yorgunluğunun ötesi (*)

MetroPoll Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi’nin “Türkiye’nin Nabzı: Haziran 2020” başlıklı raporuna göre muhalefet kanadında seçmenlerin partilerine olan bağlılıkları yükselirken, iktidar ortaklarının seçmenlerinin partilerine olan bağlılıkları giderek azalıyor.

Osmanlının modernliği (9) Marx ne biliyor, ne bilmiyordu?

AÜT şablonculuğunun alıp yürüdüğü bir dönemde, pek kimsenin yapmadığı bir şey yaptı Hobsbawm: Marx ne biliyordu, kimleri okuyordu, fikirlerini hangi kaynaklardan hareketle oluşturuyordu sorusunu sordu. Bundan 56 yıl önce, Marx’ı ve Marx’ın bilgi dağarcığını tarihselleştirdi.

‘Muhafazakâr eziklik’ duygusu şu tarihsel anda nasıl bir rol oynayacak?

Acaba günümüzde AK Parti’nin tabanındaki ‘muhafazakâr eziklik’le malûl kitlelerin ‘öç, intikam’ vb. açılardan duygusu ne? Kendisi adına iktidarı kullananların, kendilerine benzemeyenleri ezmeye, bastırmaya karar verdikleri şu tarihsel anda içlerinden bir türlü atamadıkları eziklik duygusu nasıl bir rol oynayacak?

Seçim ortamına girdik mi?

Barolar Kanunu değişiyor. İstanbul Sözleşmesi kaldırılmak isteniyor. Kadınların şiddete karşı korunması noktasında elde edilen yasal kazanımlardan geri dönülüyor. Ayasofya’nın ibadete açılmasına hazırlık...

James Bond alkolik miydi

Şiirin, sanatın muhabbetle, muhabbetin de alkolle bir ilgisi olmalı. Edip Cansever’in “Bu kaç kapılı bir konyak?” sorusundaki gibi kapı açıyor zira. İnsanın içine açılan kapıların gıcırdamadan aralanmadığı iklimlerde bilhassa…