İngiltere siyasetinde neler oluyor?
04.09.2019

Başbakan Boris Johnson, Parlamento'nun Avam Kamarası kanadının İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden çıkış sürecinde (Brexit) takvimin kontrolünü hükümetin elinden almasının ardından erken genel seçime gitme tehdidinde bulundu.

Bu gelişmelerden bir hafta önce hükümet, Parlamento'nun Ekim ayı ortasına kadar tatile girmesini önermişti. Kraliçe 2. Elizabeth tarafından onaylanarak yürürlüğe giren bu öneri, muhalifler tarafından "darbe" olarak nitelendirilmişti.

 

Şimdi ise Parlamento, karşı harekete geçti ve Salı akşamı Avam Kamarası'nda yapılan oylamada, milletvekilleri, Brexit takviminin kontrolünü hükümetin elinden aldı.

 

Parlamento, bu hamleyle, Brexit'in ardından AB ile ticaret ve sınır kontrolleri alanlarındaki düzenlemelerin nasıl olacağını belirleyen bir anlaşma sağlanmadan, üyelikten çıkılmasını önleyen bir yasa çıkarmak için hamle yapma olanağına kavuştu.

 

Bunun karşılığında da Johnson, genel seçim çağrısı yaptı ve muhalefetle birlikte hareket eden Muhafakazar Parti'den 21 milletvekilini ihraç etti. Peki ama tüm bunlar ne anlama geliyor, bundan sonra ne olacak?

 

Parlamento'da dün akşam yapılan oylama ne anlama geliyor?

 

Parlamento'da dün yapılan oylamayı hükümet kanadı 301'e karşı 328 oyla kaybetti.

Bu oylama, Brexit sürecinin işleyeceği takvimi belirleme yetkisini hükümetten alarak, milletvekillerine verdi.

Böylece, milletvekilleri, anlaşmasız bir Brexit olmasının önüne geçecek bir yasal düzenleme yapma fırsatı elde etmiş oldu.

İngiltere'nin 31 Ekim'de AB üyeliğinden ayrılması öngörülüyor. Ancak halen bu ayrılığın ardından gümrük, ticaret, serbest dolaşım gibi birçok alandaki düzenlemelerin nasıl yapılacağını belirleyen herhangi bir anlaşmaya varılmış değil.

Birçok kişi, AB ile yeni bir anlaşma yapmak için zaman kalmadığını düşünüyor.

Dün yapılan oylamanın ardından bugün Parlamento, anlaşmasız bir Brexit'in yapılmasını engelleyen yasal düzenlemeyi görüşmeye başladı. Bu düzenlemenin bugün içerisinde oylanması bekleniyor.

Birçok milletvekili, Brexit'in anlaşmasız olması halinde bunun İngiliz ekonomisi ve gıda ile tıbbi malzeme tedarikini olumsuz etkilemesinden endişe ediyor.

Yasanın kabul edilmesi halinde, İngiltere'nin 31 Ekim'e kadar AB ile herhangi bir anlaşmaya varamaması durumunda, Brexit'in 31 Ocak 2020'ye kadar ertelenmesi öngörülüyor.

 

Başbakan Johnson'un dünkü oylamaya tepkisi nasıl oldu?

 

Başbakan Johnson, dünkü oylamanın hemen ardından yaptığı konuşmada, anlaşma olmaması halinde Brexit'in ertelenmesini öngören yasanın geçmesi durumunda genel seçime gidilmesi çağrısı yaptı.

 

Johnson, muhaliflerin anlaşmasız Brexit'in yaratacağı olumsuz etkileri çok fazla abarttığını ve yeni bir anlaşma yapmak için halen zaman bulunduğunu öne sürüyor.

 

Johnson, anlaşmasız Brexit'i engelleyen yasanın görüşmelerin "kontrolünü AB'ye teslim edeceğini" ve "daha fazla kararsızlık, daha fazla gecikme ve daha fazla kafa karışıklığı" yaratacağını söyledi.

Hükümet ayrıca, Brexit takviminin Parlamento'nun kontrolüne verilmesine ilişkin oylamada muhalefetle birlikte hareket eden 21 milletvekilini de Muhafazakar Parti'den ihraç etti.

İhraç edilen isimler arasında Johnson'un büyük hayranlık duyduğu eski Başbakan Winston Churchill'in torunu Sir Nicholas Soames de yer alıyor.

 

Yani genel seçim mi olacak?

 

İngiltere'de başbakanların istedikleri zaman genel seçime gitme yetkisi bulunmuyor.

 

Bununla birlikte, anlaşma sağlanamaması ve AB üyeliğinden çıkışı erteleyen yasanın geçmesi halinde, hükümetin erken seçime gidilmesini öngören bir oylama istemesi bekleniyor.

 

Erken seçime gidilmesi için milletvekillerinin üçte ikisinin oyu gerekiyor.

 

Muhafazakar Parti'nin şu anda Parlamento'da çoğunluğu bulunmuyor. Bu nedenle erken seçime gidilmesi için İşçi Partisi'nin de bu oylamaya destek vermesi gerekiyor.

 

İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn, dün Johnson'un erken seçim çağrısının ardından yaptığı konuşmada, "Tamam, ama önce anlaşmasız (Brexit'i) rafa kaldıran yasayı geçirin" dedi.

 

Anlaşmasız Brexit'i engelleyen yasanın geçmesi halinde, erken seçimle ilgili oylamanın da bugün içerisinde yapılması bekleniyor.

 

Peki ama hükümet, Parlamento'yu askıya almaya karar vermemiş miydi?

İngiltere'de hükümet, Kraliçe İkinci Elizabeth'ten, Eylül ayında tatilden dönerek çalışmaya başlaması planlanan Parlamento'yu askıya almasını talep etmiş ve bu talep onaylanmıştı.

 

Buna göre, Parlamento'nun 9 ile 12 Eylül arasında bir tarihte askıya alınması ve 14 Ekim'de tekrar çalışmaya başlaması öngörülüyor.

 

Ancak Başbakan Johnson, Brexit dışındaki alanlarda yasal düzenlemeler yapmak istediğini söylemişti.

 

Muhalefet, bu kararı 'Britanya usulü darbe' olarak nitelendirmiş ve hükümeti anlaşmasız bir Brexit'in engellenmesine yönelik çabaları baltalamakla suçlamıştı.

 

Bu gelişmelerin ardından hem muhalefet hem de bazı Muhafazakar Parti milletvekilleri, yeterli çoğunluğu sağlayıp, Brexit takviminin kontrolünü hükümetten alarak parlamentoya veren bir düzenlemeye gitti.

 

Tüm bunlar Brexit konusunda ne anlama geliyor?

 

Anlaşmasız bir Brexit olma ihtimali, oldukça azalmış görünse de genel seçime gidilmesi olasılığı da artmış görünüyor.

 

Ancak bunun nasıl olacağı ise başka bir konu.

 

BBC'nin Politika Editörü Laura Kuenssberg, "Başbakana yakın bazı kişiler, krizden fırsat çıkabileceğine inanıyor. Böylece, Muhafazakar Parti'nin Brexit konusunda çok net mesaj vererek, 2016'daki Brexit referandumunun yarım bıraktığı işi bitirebileceklerini düşünüyor" dedi.

 

Bu krizin sonunda, erken seçime gidilmesi halinde Johnson ve Muhafazakar Parti'nin çoğunluğu elde etmesi durumunda, anlaşmasız Brexit kararı yeniden hükümetin eline geçmiş olacak.

 

Ancak İşçi Partisi'nin seçimleri kazanması halinde ise İngiltere çok farklı bir yola girecek.

 

Aynı zamanda hiçbir partinin ya da ittifakın çoğunluğu elde edemediği bir senaryo da imkan dahilinde. Bu durumda ise İngiltere çok daha büyük bir kararsızlık sürecinin içine girecek ve Brexit krizi devam ettikçe kutuplaşma da artacak.

 

  Kaynak: BBCTürkçe