Taşgetiren: Muhafazakâr toplum zemini tedirgin
15.09.2019

Yeni parti kurma hazırlığı içinde olan eski Başbakan Ahmet Davutoğlu ile Ali Babacan'a atıfta bulunan Karar yazarı Ahmet Taşgetiren, "Türkiye 'muhafazakâr siyaset' olarak yeni bir döneme giriyor" dedi. İktidarın geldiği noktayı eleştiren bu iki hareketin muhafazakâr toplum zeminini tedirgin ettiğini ifade eden Taşgetiren, "İktidarın zayıflaması, toplum zemininin bölünmesi vs gibi kaygılar doğuyor, doğacak. Ama daha geniş perspektiften bakıldığında, siyasette bunların olmasının kaçınılmazlığı bir yana, farklılıkla gelen birbirini tashih imkânı, ülke için de, değerlerin onurunun yüceliği (çünkü Hakk’ın hatırı alidir) için de olanda hayır görmek mümkündür" diye yazdı.

Taşgetiren'in, "Siyasette yeni dönem" başlığıyla (15 Eylül 2019) yayımlanan yazısının ilgili bölümü şöyle:

Türkiye “muhafazakâr siyaset” olarak yeni bir döneme giriyor.

 

İktidarda muhafazakâr kadro var ve iktidardaki kadronun içinden iki yeni muhalefet hareketi çıkıyor.

 

Saadet (ya da Fazilet), içinden Ak Parti kadrolarının çıktığı bir muhafazakâr yapıydı, bugünkü durum, Ak Parti’nin, içinden parti çıkaran bir yapı haline gelmiş olmasıdır.

 

Saadet’in (ya da Fazilet’in) içinden kopanlar, o hareketin yıldız simalarıydı. Gül, Arınç, Erdoğan, Şener…

 

Bugün Ak Parti’den ayrılıp yeni siyasi hareket başlatanlar da Ak Parti’nin yıldız simaları arasındaydı. Birisi Ak Parti hükümetlerinin ekonomideki iddialı dönemlerinin merkez insanı (Babacan), diğeri Ak Parti hükümetlerinin dış politikasının harçlarını karmış, uzunca bir süre o yapıyı inşa etmiş, en son Başbakanlık ve Genel Başkanlık yapmış (Davutoğlu), bir başkası ise, Erdoğan’ın yanı başında bayrağı birlikte taşıyan insandı. (Gül)

Bunların her biri, Ak Parti’nin felsefesini yazacak insanlardı.

 

Nitekim hem Ali Babacan’ın Karar’a verdiği mülakata, hem Ahmet Davutoğlu’nun “Manifesto”dan başlayıp “İstifa” açıklamasına varıncaya kadar partiden farklılaşma zemininde ortaya koyduğu metinlere bakıldığında, “Ne idik ne olduk?”tadında mesajlar içerdiği görülür.

 

İktidarda gelinen nokta eleştiriliyor ve orada düzeltme imkanının kaybolduğu düşüncesiyle dışardan yeni bir yapılanma ile toplum önüne yeni bir “Söylem”konulmak isteniyor.

 

Aslında kabul etmek gerekir ki, Saadet Partisi’nin Temel Karamollaoğlusözcülüğü ile ortaya koyduğu mesaj da toplum önüne muhafazakâr siyaset adına bir farklılığı koymuştu.

 

Şimdi, Ak Parti’den ayrılıp partileşmeye doğru yürüyen bir gelişme söz konusu. Üstelik iki ayrı yapılanma halinde.

Bu durumdan muhafazakâr toplum zemininin tedirgin olması tabii. İktidarın zayıflaması, toplum zemininin bölünmesi vs gibi kaygılar doğuyor, doğacak.

 

Ama daha geniş perspektiften bakıldığında, siyasette bunların olmasının kaçınılmazlığı bir yana, farklılıkla gelen birbirini tashih (düzeltme) imkanı, ülke için de, değerlerin onurunun yüceliği (çünkü Hakk’ın hatırı alidir) için de olanda hayır görmek mümkündür.