ANALİZ | Trump kararlı konuşuyor ama karar veremiyor: İran’ı bombalayarak rejim değiştirilebilir mi?

Trump, İran’a saldırıyla ilgili bir gün içinde çelişkili açıklamalar yaptı. “Yardım yolda, kurumları ele geçirin” diye protestoculara seslendi, güvenlik kabineyle toplandı. Başkan Yardımcısı Vance, müdahalenin Ortadoğu’daki sorunları artıracağını düşünüyor. CNN’den Stephen Collinson’ın analizi:, İran’a bombalayarak demokrasi getiremezsiniz. Hatta protestocuları koruyacak kadar bile zarar veremeyebilirsiniz. Füze ya da drone saldırılarıyla rejimin başı kesilebilir. Ama bu, sadece başka bir sert otoriter liderin önünü açabilir.

CNN’den Stephen Collinson’ın analizini aktarıyoruz.

Trump, Amerika’nın İran’daki İslam Cumhuriyeti ile yürüttüğü acımasız mücadelenin kader belirleyici yeni bir evresine kendini adım adım ikna ediyor gibi görünüyor.

İran’daki protestoculara, teokratik rejimin kriz yaşadığı bir anda askeri darbeyle yardım etme fikrinin gerekçesi saat geçtikçe daha acil ve daha ikna edici hale geliyor.

Trump, İran liderleri daha önce yaptığı “ateş ederseniz ben de ederim” uyarısına meydan okudukça yeni kırmızı çizgiler çiziyor. Başkan, salı günü CBS News’e verdiği röportajda İran’ın protestocuları idam etmesi halinde “güçlü bir karşılık” vereceğini söyledi. Bu, mutlaka askeri müdahale anlamına gelmiyor. Ama sadece sembolik kalacak bir askeri hamle, Tahran’ı caydırma gücünü zayıflatabilir.

Eski ABD Savunma Bakanı ve CIA Başkanı Leon Panetta, CNN News Central’a şunları söyledi:
“Başkan, İran halkına yardımın yolda olduğunu söyledi. O yüzden burada bir şey yapması artık başkana düşüyor.”
Panetta, bunun mutlaka topyekûn bir askeri saldırı anlamına gelmediğini ekledi ama şunu vurguladı:
“Bence şu anda ABD’nin itibarı, protestoculara destek gösterecek bir şey yapmasını gerektiriyor.”

İnsani gerekçe de güçleniyor. İnternet kesintisi, otoriter baskının tam boyutlarını gizliyor. Ama ortaya çıkan görüntüler katliama işaret ediyor. İddialara göre 2.400 kişi öldü. Rejim ayakta kalırsa, pek çok kişi güçlü dış aktörlerin seyirci kalmasını sorgulayacak.

Trump’ın sürekli uyarıları, hayatını riske atan protestocuların beklentilerini de yükseltmiş olabilir. Kısa süre önce “yurtdışındaki gücümün tek sınırı ahlakımdır” diyen bir başkan, ahlaki bir sorumluluk hissettiğini düşünebilir.

ABD’de İran üzerine en bilinen uzmanlardan biri olan Karim Sadjadpour, CNN’den Erin Burnett’e şunları söyledi:
“Son iki haftada Başkan Trump, barışçıl protestocular öldürülürse İran’a askeri müdahalede bulunmakla yedi kez tehdit etti. Bu, 2.000 ölüm önceydi… Pek çok insan sözlerini ciddiye aldı ve en azından bu acımasız rejime karşı onları koruyacak bir Amerikan kalkanı umuyor.”

Baskıcı bir rejimi bitirmek için bir fırsat mı?

Trump’ı tarihe müdahale etmeye iten cazip stratejik nedenler var:
• İran’daki din adamları rejimi hem içeride hem dışarıda belki de hiç bu kadar zayıf olmamıştı. Ekonomik yıkım, halkı doyurmakta bile zorlanmasına yol açıyor. Umutsuzluk, protestocular için güçlü bir örgütlenme zemini yaratıyor.
• 86 yaşındaki Dini Lider Ali Hamaney’in yerine kimin geçeceği belirsiz. Son olaylardan bağımsız yürüyen bir halefiyet krizi, yeni bir dönemin kapısını aralayabilir.
• Geçen yıl İsrail’in İran’la yaptığı 12 günlük savaşta, İran’ın üst düzey askeri ve istihbarat kadrolarından pek çoğu öldürüldü.
• 7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’e saldırısıyla başlayan çok cepheli çatışmalar, İran’ın bölgesel gücünü ve ABD ya da İsrail’e misilleme kapasitesini ciddi biçimde zayıflattı.

O halde ABD neden, 1983 Beyrut büyükelçilik saldırısı gibi eylemlerle binlerce Amerikalının ölümüne dolaylı ya da doğrudan yol açan bir rejimi devirmek için bu fırsatı değerlendirmesin?

İslami rejimin etkisinden arınmış bir Ortadoğu, İsrail’i daha güvende kılar ve Trump’ın Suudi Arabistan’da çizdiği “zengin, barışçıl ve entegre bölge” vizyonuna hizmet eder.

Kendini cesaretiyle ve seleflerinin koyduğu sınırları umursamamakla öven bir başkan için bu fırsat son derece cazip olmalı.

Üstelik Trump son dönemde “aksiyonun tadını aldı.” Venezuelalı diktatör Nicolas Maduro’nun yataktan alınmasıyla sonuçlanan ve ABD askeri kaybı olmayan cesur operasyonun ardından moralli. Geçen yıl İran’ın nükleer tesislerini vuran uzun menzilli gizli bombardımanı anlatmayı da seviyor.

Şahin dostları da ona “büyüklük” fısıldıyor. Güney Karolina Senatörü Lindsey Graham, X’te şöyle yazdı:
“Bu, Başkan Trump’ın steroidli Ronald Reagan anıdır. İran, onun Berlin Duvarı anı olacak – hem de bin katı.”

Venezuela kadar kolay olmayacak

Trump, Michigan dönüşü salı günü ulusal güvenlik ekibiyle toplandı. İran’la ne yapacağını soran gazetecilere, üzerinde “USA” yazılı beyaz şapkasıyla, “Bunu söyleyemem. Ne yapacağımı çok iyi biliyorum” dedi.

Ama bir noktada tehditler, caydırıcılığını korumak için güç kullanımıyla desteklenmek zorunda. Birçok eski yetkili, Obama’nın 2013’te Suriye’nin kimyasal silah kullanmasına karşı koyduğu kırmızı çizgiyi uygulamamasının, Rusya gibi aktörleri cesaretlendirdiğini düşünüyor.

Ancak tarih uyarılarla dolu. Vietnam’dan Irak’a, Afganistan’dan Libya’ya kadar ABD müdahalelerinin gerekçeleri Washington’da makul görünüyordu. Ama sonuçlar çoğu zaman başkanların hayal ettiğinden çok daha karmaşık oldu. Trump bunu herkesten iyi biliyor: Irak ve Afganistan savaşlarına duyulan bıkkınlık olmasaydı belki de hiç başkan olmayacaktı.

Bu uğursuz tarih, Washington’da pek tartışılmayan iki soruya işaret ediyor:
• Yeni ABD saldırıları gerçekten protestoculara yardım eder mi, rejimi devirmelerine katkı sağlar mı?
• Yoksa tersine, karşı-devrimi ve milliyetçi tepkiyi mi güçlendirir?

2009’daki Yeşil Hareket sırasında Obama, İran yönetimine “bahane” vermemek için temkinli davranmıştı. “İran’ın liderini İranlılar seçecek” demişti. Sonradan pişmanlık duyduğunu da itiraf etti.

Ama bu, askeri saldırı anlamına gelmiyordu. Başkanların başka araçları da var.

“Asla bilemezsiniz”

Trump’ın sert dili ve ayrıntıdan hoşlanmaması, tartışmaları yüzeyselleştiriyor.

İran son derece karmaşık bir ülke. Bombalayarak demokrasi getiremezsiniz. Hatta protestocuları koruyacak kadar bile zarar veremeyebilirsiniz. Siber saldırılar, rejimin güvenlik aygıtını aksatabilir. Ama Amerikan hava gücü, sokaklarda Basij güçleri tarafından vurulan insanları gerçekten kurtarabilir mi?

Venezuela’daki özel operasyonun İran’da tekrarlanması neredeyse imkânsız. Füze ya da drone saldırılarıyla rejimin başı kesilebilir. Ama bu, sadece başka bir sert otoriter liderin önünü açabilir.

Sürgündeki Şah’ın oğlu Rıza Pehlevi’nin adı öne çıksa da, İran’da güvenilir bir muhalefet odağı pek görünmüyor. Yüzyıllardır süren yabancı müdahaleler de gösteriyor ki, İran’ın geleceğini dış güçler çizemiyor.

Rejim yıkılırsa, mülteci akınları ve kaos, ABD müttefiklerini de zorlar.

Bir de ABD’nin kapasitesi meselesi var. Deniz kuvvetlerinin büyük kısmı Venezuela açıklarında. Ortadoğu’daki üslerde çok sayıda uçak var ama en yakın uçak gemisi, Güney Çin Denizi’nde.

Trump aynı anda Maduro’yu devirdi, Grönland’ı istiyor, Gazze planını yürütüyor. Beyaz Saray gösterişli zaferleri seviyor ama sonrası belirsiz.

Bir de çelişki var: İran’da demokrasi isterken, Caracas’ta muhalefeti devre dışı bırakmak.

Ama Trump aksiyonu seviyor. Yine de çok büyük bir risk almış olacak.

Bir gazeteci salı günü sordu: “ABD hava saldırılarının protestocuları koruyacağından emin misiniz?”
Trump cevap verdi:
“Bunu asla bilemezsiniz, değil mi? Şimdiye kadar sicilim çok iyi ama asla bilemezsiniz.”

Önceki İçerikSerbestiyet’te Etyen Mahçupyan günü: İran’da bu kez olur mu?
Sonraki İçerikTrump’ın İran’a saldırmasına karşı diplomatik baskı artıyor: Fidan, Vance, Suudi Arabistan, Umman, Katar…