Anasayfa / Gündem / Türkiye yaşlanıyor: 65 yaş üstü nüfus 9,5 milyonu aştı, her dört haneden birinde en az bir yaşlı var

Türkiye yaşlanıyor: 65 yaş üstü nüfus 9,5 milyonu aştı, her dört haneden birinde en az bir yaşlı var

Türkiye ise yaşlı nüfus oranı bakımından 194 ülke arasında 75’inci sırada yer aldı. 100 yaş ve üzerindeki kişi sayısı 2025 yılında 8 bin 290’a ulaştı. Ortanca yaş 34,9’a çıktı.

Türkiye’de yaşlı nüfus son beş yılda dikkat çekici bir hızla arttı. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2025 yılına ilişkin “İstatistiklerle Yaşlılar” çalışmasına göre, 65 yaş ve üzeri nüfus 2020’ye kıyasla yüzde 20,5 artarak 9 milyon 583 bin 59 kişiye ulaştı. Böylece yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki payı da yüzde 9,5’ten yüzde 11,1’e yükseldi. Bu oran, Türkiye’nin artık demografik olarak “yaşlanan nüfus” kategorisine daha belirgin biçimde girdiğini gösteriyor.

Araştırmanın ortaya koyduğu tabloya göre Türkiye hâlâ birçok Avrupa ülkesine kıyasla daha genç bir nüfus yapısına sahip olsa da, yaşlı nüfus hem sayısal olarak büyüyor hem de toplam nüfus içindeki ağırlığını artırıyor. TÜİK verileri, yalnızca bugünkü tabloyu değil, önümüzdeki on yıllarda bu eğilimin daha da güçleneceğini ortaya koyuyor.

Son 5 yılda 1,6 milyondan fazla artış

TÜİK verilerine göre 2020 yılında 7 milyon 953 bin 555 olan 65 yaş ve üzeri nüfus, 2025’te 9 milyon 583 bin 59’a çıktı. Bu, beş yılda yaklaşık 1 milyon 630 bin kişilik artış anlamına geliyor. Yaşlı nüfusun toplam nüfusa oranının yüzde 10’un üzerine çıkması ise demografide nüfusun yaşlandığının temel göstergelerinden biri kabul ediliyor.

2025 itibarıyla yaşlı nüfusun yüzde 44,7’sini erkekler, yüzde 55,3’ünü kadınlar oluşturdu. Kadınların yaşlı nüfustaki daha yüksek payı, yaşam süresinin kadınlarda daha uzun olmasıyla bağlantılı görülüyor.

‘Dalya’ diyenlerin sayısı 8 bin 290

Veriler, ileri yaş grubundaki nüfusta da dikkat çekici bir büyümeye işaret ediyor. TÜİK’e göre 100 yaş ve üzerindeki kişi sayısı 2025 yılında 8 bin 290’a ulaştı. Başka bir ifadeyle, Türkiye’de “dalya” diyenlerin sayısı sekiz bini aştı.

Yaşlı nüfus yaş gruplarına göre incelendiğinde, 2025’te bu kitlenin:
• yüzde 62,9’u 65-74 yaş grubunda,
• yüzde 29,3’ü 75-84 yaş grubunda,
• yüzde 7,8’i ise 85 yaş ve üzerinde yer aldı.

2020’de ise bu dağılım sırasıyla yüzde 63,8, yüzde 27,9 ve yüzde 8,4’tü. Bu tablo, yaşlı nüfus içindeki alt grupların da zamanla yeniden şekillendiğini gösteriyor.

Türkiye’nin yaş yapısı değişiyor

TÜİK’in dikkat çektiği en önemli başlıklardan biri, Türkiye’nin yaş yapısındaki dönüşüm oldu. Doğurganlık oranlarındaki düşüş, ölüm hızlarının azalması, sağlık hizmetlerindeki gelişmeler ve yaşam süresinin uzamasıyla birlikte çocuk ve genç nüfusun toplam içindeki payı azalırken, yaşlı nüfusun payı giderek büyüyor.

Bu dönüşüm, yalnızca nüfus piramidini değil, sosyal güvenlikten sağlık sistemine, şehir planlamasından aile yapısına kadar pek çok alanı doğrudan etkileyecek bir sürece işaret ediyor.

Ortanca yaş 34,9’a çıktı

Nüfusun yaşlanmasını gösteren önemli göstergelerden biri olan ortanca yaş da yükseldi. 2020’de 32,7 olan ortanca yaş, 2025’te 34,9 oldu. Bu rakam, nüfusun tam ortasında yer alan kişinin yaşını gösteriyor ve toplumun genel yaş profilinin yukarı çıktığını ortaya koyuyor.

2025’te ortanca yaş:
• erkeklerde 34,2
• kadınlarda 35,7 olarak hesaplandı.

TÜİK projeksiyonlarına göre ortanca yaşın:
• 2030’da 37,1’e,
• 2040’ta 41,4’e,
• 2060’ta 48’e,
• 2080’de 51,5’e,
• 2100’de ise 52,2’ye yükselmesi bekleniyor.

Bu tahminler gerçekleşirse, Türkiye birkaç on yıl içinde bugünkünden çok daha yaşlı bir toplumsal yapıya sahip olacak.

Yaşlı bağımlılık oranı yükseliyor

Veriler, çalışma çağındaki nüfus üzerindeki yükün de arttığını gösteriyor. Çalışma çağındaki her 100 kişiye düşen yaşlı sayısını ifade eden yaşlı bağımlılık oranı, 2020’de yüzde 14,1 iken 2025’te yüzde 16,2’ye çıktı.

Projeksiyonlara göre bu oran:
• 2030’da yüzde 19,5,
• 2040’ta yüzde 26,5,
• 2060’ta yüzde 45,5,
• 2080’de yüzde 61,9,
• 2100’de yüzde 61,6 olacak.

Bu tablo, gelecekte daha az sayıda çalışan nüfusun daha fazla yaşlı nüfusu desteklemek zorunda kalabileceğine işaret ediyor.

Her dört haneden birinde en az bir yaşlı var

Verilerin sosyal boyutunda en dikkat çekici unsurlardan biri de hane yapısı oldu. Araştırmaya göre Türkiye’de her dört haneden birinde en az bir yaşlı birey yaşıyor. Bu durum, yaşlanmanın artık yalnızca istatistiksel bir eğilim değil, gündelik hayatın ve aile yapısının merkezine yerleşen bir gerçeklik olduğunu gösteriyor.

Gelecek projeksiyonu daha çarpıcı

TÜİK’in nüfus projeksiyonları, yaşlı nüfus oranının önümüzdeki yıllarda daha da artacağını ortaya koyuyor. Ana senaryoya göre yaşlı nüfus oranı:
• 2030’da yüzde 13,5,
• 2040’ta yüzde 17,9,
• 2060’ta yüzde 27,
• 2080’de yüzde 33,4,
• 2100’de yüzde 33,6 olacak.

Doğurganlıktaki düşüşün daha hızlı sürdüğü düşük senaryoda ise tablo daha da çarpıcı:
• 2030’da yüzde 13,5,
• 2040’ta yüzde 18,2,
• 2060’ta yüzde 28,8,
• 2080’de yüzde 38,5,
• 2100’de yüzde 42,8.

Doğurganlığı artırıcı politikaların etkili olduğu varsayılan yüksek senaryoda ise yaşlı nüfus oranının:
• 2030’da yüzde 13,4,
• 2040’ta yüzde 17,5,
• 2060’ta yüzde 25,5,
• 2080’de yüzde 29,8,
• 2100’de yüzde 28,2 seviyesinde kalacağı öngörülüyor.

Bu üç ayrı senaryo da Türkiye’nin yaşlanma sürecinin artık geri döndürülemez biçimde başladığını gösteriyor; fark, yalnızca bunun ne kadar hızla gerçekleşeceğinde.

Dünya sıralamasında 75’inci

TÜİK’in paylaştığı uluslararası karşılaştırmaya göre, 2025 itibarıyla dünya nüfusu 8 milyar 231 milyon 613 bin 70, yaşlı nüfus ise 856 milyon 880 bin 405 kişi oldu. Buna göre dünya nüfusunun yüzde 10,4’ünü yaşlı nüfus oluşturdu.

En yüksek yaşlı nüfus oranına sahip ilk üç ülke:
• yüzde 36 ile Monako,
• yüzde 30 ile Japonya,
• yüzde 25,1 ile İtalya oldu.

Türkiye ise yaşlı nüfus oranı bakımından 194 ülke arasında 75’inci sırada yer aldı.

Genç ülke algısı sürüyor, tablo değişiyor

Türkiye uzun yıllardır genç nüfusuyla öne çıkan bir ülke olarak anılsa da, TÜİK’in 2025 verileri bu algının hızla değiştiğini gösteriyor. Ülke hâlâ Avrupa’nın en yaşlı toplumları arasında değil; ancak yaşlı nüfusun artış hızı, Türkiye’yi sosyal politika, emeklilik sistemi, sağlık hizmetleri ve bakım ekonomisi açısından yeni bir döneme sokuyor.

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın