PKK eski yöneticisi olan ve PKK’nın kendini tasfiye kararından sonra Abdullah Öcalan Sosyal Bilim Akademisi Üyesi titrini kullanan Duran Kalkan, Kandil’de örgütün kanalı Medya Haber’e konuştu.
50 günü aşkın bir aranın ardından DEM Parti heyetinin yeniden İmralı’ya gittiğini söyleyen Kalkan, 27 Mart görüşmesinde kararlaştırılan yol haritasının işletilmediğini söylediği, CHP’ye yapılanları eleştirdi.
‘Yol haritası 27 Mart tarihli görüşmede oluşturulmuştu’
”27 Mart tarihli görüşmede devlet yetkilileriyle Önder Apo arasında yürütülen tartışma sonucunda mutabakata varılarak oluşturulmuştu. Fakat hiçbirisi işletilmedi. Buna göre Nisan ortasına kadar çıkacak yasanın taslağı olacaktı. Önce İmralı’ya gidilecek, orada Önder Apo, oradaki arkadaşlar tartışacaklardı. Sonra görüşler, taslak bize gelecekti. Hareketimizin yönetimi bunu tartışacaktı. Sonuçta görüşlerini temsilcileriyle birlikte Önder Apo’ya, İmralı’ya aktaracaktı. Orada bir karara varılarak Nisan sonunda bazı temel yasalar çıkacaktı”
“Bu kadar net, somut bir yol haritası 27 Mart tarihli görüşmede oluşturuldu. Bize iletildi ve bize denildi ki hazırlıklı olun. Taslak geldiğinde geç kalmasın, görüşlerinizi belirtin diye. Yönetimimiz de ona göre hazırlıklı oldu, bekledik. Fakat hiçbir şey gelmedi. Nisan ortası geçti, Nisan sonu geçti, Mayıs ortası oldu. Yine bir şey gelmediği gibi bu sefer el altından bazı rahatsızlıklar, daha doğrusu bize dönük eleştiriler duymaya başladık. Özel savaş basını bazı şeyleri köpürtüp ortaya atmaya başladı. Örgüt şunu yapmıyor, bunu yapmıyor. Yol haritası belirlemiyorlar. Adım atmıyorlar, şu olacak, bu olacak diye.
Şimdi Mayıs sonuna geldik. Parti heyeti yeniden görüşmeye gitti. Ne görüşüldü, bu geçmiş iki ayın ya da yakın zamanda nelerin olduğu nasıl tartışıldı, bu durum nasıl izah edildi? Özellikle de tasarısını hazırlayacak, iletişimi sağlayacaklar tarafından nasıl izah edildi bilemiyoruz. Açıklamalar olursa göreceğiz. Ne kadar açıklama olacak, ne kadar bilgi sahibi olacağız, o da biraz tartışma konusu. Çünkü gerçekten de durum şöyle; düzenli bir iletişim yok. Sağlıklı bir ilişki olamıyor.
Şimdi niye tekrar görüşmeyi başlattılar? DEM Parti heyetini götürdüler? Doğrusu biz de anlamaya çalışıyoruz.
‘Süreç için bir yol haritası verilmişti’
“MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin de çok ciddi bir açıklaması oldu. Devlet Bahçeli bu süreci başlattı zaten. Zaman zaman gerçekten de Türkiye’de ezberleri bozan açıklamalar yaptı. Hiç kimse Devlet Bahçeli’den bu tür açıklamaları beklemiyordu. Başkaları da yapmıyordu. Devlet Bahçeli yaptıkça şaşkınlıklar da oldu. Benzer bir açıklamayla 5 Mayıs’ta karşılaştık. Bizim geniş basın açıklamamızın olduğu gün, Devlet Bahçeli’nin de böyle bir açıklama yapması süreç konusunda ciddiyeti ortaya koydu. Biz öyle değerlendirdik
‘Barış süreci ve siyasallaşma koordinatörlüğü önemli bir tanımlamaydı’
5 Mayıs açıklaması gerçekten de önemliydi. Barış süreci ve siyasallaşma koordinatörlüğü önemli bir tanımlamaydı. Anladık ki üzerinde durulmuş, düşünülmüş, araştırılmış, kararlaştırılmış bir şey. Öyle bir anda akla gelip söylenen bir söz olmuyor. Bu, işi daha da önemli kıldı. Süreci doğruya yakın tanımlıyordu. Önder Apo’nun yılbaşından bu yana, aslında geçen Şubat’tan bu yana ortaya koyduğu çözüm önerileriyle örtüşüyordu. Siyasal aktör olma, işin yürütücüsü olma konusundaki çağrılarıyla örtüşüyordu. ‘Siyaset yapsın’ dedi, ‘hukuk yapmıyorsa parti liderleri sorumluluk üstlensin’ dedi. Çünkü şunu söyledi; ‘Mevcut koşullarda yapabileceğim bu kadardır. Bundan fazla benim barış için, demokratikleşme için iş yapmam isteniliyorsa o zaman çalışma ortamım oluşturulmalı. Bu ortamla, bu koşullarda olmaz. O işleri yapacağım koşullar oluşturulmalı. Önder Apo’nun özgür yaşar ve çalışır koşullara kavuşması için halk ayağa kalktı. Dört parça Kürdistan’da, dünyanın dört bir yanında halkımız, dostlarımız, kadınlar, gençler eyleme kalktılar. Bu taleplerde bulundular. Bu durumla örtüşüyordu 5 Mayıs tanımlamaları, konuşması. Fakat daha sonra 18 Mayıs mıydı, yazılı olarak Devlet Bahçeli adına sözde 7 maddelik bir yol haritası diye ortaya kondu. Tartışılıyor da. Biz de inceledik, değerlendiriyoruz. Kelimenin anlamıyla diyorlar ya; dağ fare doğurdu! Ona benzer bir durum. 5 Mayıs açıklamasıyla diğeri örtüşmüyor. Aynı değil. 5 Mayıs açıklamasından sonra hemen AKP sözcüleri tepki gösterdiler. Öyle değil, böyle olacak dediler. Statü yok, hat var, bilmem öyle bir şey olmayacak diyerek bir sürü ortalığı karıştırdılar. Öyle anlaşılıyor ki müdahale oldu. Bahçeli bu kadar tutarsız olamaz. Çünkü çelişkiler çok. Bu öyle değilse o zaman birçok çevreden müdahale oldu. Böyle bir şey ortak mutabakat olarak deniliyor. Hazırlandı, Bahçeli zaten bu işten görevli kılınmış devlet tarafından. O da ilan etti kendi adına. Olmaz böyle.
‘Bahçeli’nin açıklamaları öncekilerle çelişiyor’
“Tabii ki bazı çevreler olumladılar da ama hem 5 Mayıs açıklamasıyla Bahçeli’nin hem de baştan beri açıklamalarıyla birçok bakımdan çelişen yanları çok. Öyle olmaz. Bütün inanılırlığını kaybeder. Toplum, kamuoyu şöyle diyordu: Bahçeli güzel söylüyor ama hiçbiri uygulanmıyor. Şimdi şöyle derler: Bir öyle söylüyor, bir öyle. Sözleri birbirini hiç tutmuyor.
Metninde Türk-Kürt kardeşliğinin esamesi bile yok. Kürt bir yerde var. O da olumsuz anlamda var, yergi anlamında var. Sadece eski bildiğimiz Türk milleti, Türk milleti edebiyatı devam edip gidiyor. Bir yerde Türk-Türkiye milleti denmiş. O da herhalde, bak Türkiye de diyor diye bazılarını kandırmak için yapılmış. Böyle olmaz. Tehdit var”
‘Kararlıyız’
“Silahlı mücadeleyi sona erdirdiğimize evet diyorlar. Ama demokratik siyaset yapmamızın önünü açmıyorlar. Demokratik siyaset olmazsa bu sorun nasıl çözülür? Böyle mi gidilir? Bu biçimde mi çözülür? Bir tasfiye yol haritası ile adı da öyle konuyor. Terörün tasfiyesi. Fakat şimdiye kadarki yaklaşım böyle değil. Bu biçimde olmaz. Bu biçimde olmaz. Onun için demokratik siyasetin önü açılmalı diyeceğim ama şimdi siz diyeceksiniz ki siyasi ortam toz duman. Cumhuriyeti kurmuş partinin merkez binası bugün bombardıman altındaydı. Gerçekten çok ilginç oldu. Hiç görüşme olmuyordu. Şimdi görüşme yapılıyor dendi. Ve böylece CHP’ye de şey edildi. Antidemokratik bir tutum, baskıcı bir tutum. Şunu söylememiz lazım. Siyaset üzerindeki askeri vesayet olmamalı. Ama yargı vesayeti de olmamalı. Bu AKP polisi, istihbaratı kötü kullanıyor. Ama yargıyı çok daha kötü kullanıyor. Siyasallaşmanın da ötesinde, savaşın da ötesinde. Eskiden darbeler ordu karargâhında, genel karargâhta, Genelkurmaylıkta planlanır, yapılırdı. Üniformalı kişiler tarafından. Şimdi darbeler yargı odalarında, cübbelilerin olduğu yerlerde planlanıyor. Onlar eliyle yapılıyor. Adalet Bakanı hukukun gereği dedi gerçi” şeklinde konuştu. Şimdi işte bu hukuk da her şey lastik gibi tabii. Mutlak bir şey yok. Ama bir yerde örneğin siyaset. Ben çok iyi hatırlıyorum. Tayyip Erdoğan’a seçim yasağı konuldu. Dört ay hapse koydular. O zaman siyaset üzerinde yargı vesayeti olmamalı diyen birinci kişiydi Tayyip Erdoğan. Mücadele etti kendine göre. Karşı çıktı, böyle demokrasi olmaz dedi. Şimdi yargı kendi eline geçince herkes görüyor. Rakiplerini bastırıyor. Öyle sıradan bir şey yapmıyor. Kendisinin yerine geçmeye aday, karşısında kendine rakip olmuş kim varsa üzerine gidiyor. Herhalde bu âlem ahmak değil. Bunun ne anlama geldiğini, ne ifade ettiğini bilir”
‘Özgür Özel CHP’siyle ve bugünkü mutlak, mutlan denen durum. İşte polis zoruyla girdiler. Utanç verici bir durum. Siyasete yakışmıyor aslında.’
Özgür Özel Kürtlerden söz etti. Kürt halkı dedi. Kürtlerin hakları dedi. Devlet Bahçeli hemen tepki gösterdi. Biz onu gördük, dinledik. Gözümüz açık, aklımız var. Bir şey sulandırma dedi. Ne Kürt’ü? Zaten son yedi maddelik yol haritasında Kürt’ün şeysi bile yok. Var yok Türk milleti. Her şey Türk milleti. Öyle olmaz ki. Özgür Özel’e öyle geliyor. Ne diyeceğiz? Özal’ın başına gelenleri biliyoruz. Erbakan’ın başına gelenleri biliyoruz. Onların hepsinin başına, Kürt sorununa yaklaşımlarından dolayı bu sonuç geldi
Özgür Özel’e de aynı şey yapılıyor o dediklerinin üzerine. Bu bağı görmek lazım. Bu bakımdan geri adım atmamaları önemli. Sürece sahip çıkması önemli. Özgür Özel ve ekibinin kendilerini geliştiren, canlı kılan da bu oldu. Bu temelde direnirlerse kesinlikle demokratik direniştir direnişleri. Bu temeldeki direnişleri. Ama sulandırılırsa, neden bunu uyguladı AKP sorusuna doğru cevap vermez de başka yerlerde arar, Türkiye’nin temel sorunlarından sapma yaşarlarsa o zaman koltuk kavgasına dönüşür. Ona da kimse destek vermemeli tabii. Kimse alet olmamalı. Herkes uyanık olmalı, dikkatli olmalı. Ne yapıldığına bakmalı.
E şimdi Cumhuriyeti kuran partinin başına bunlar gelirse, hatta Türk’ün partisi ifade ediliyor, böyle olursa hangi siyasetçinin siyasal güvencesi var? Başına neyin gelmeyeceği nereden belli? CHP’ye bile böyle yapanlar, Kürt’ün adını söyleyene, özgürlüğünü isteyene, kimliğini isteyene, Türkiye’ye demokrasi isteyene ne yapmazlar ki? Her şeyi yaparlar, çok inandırıcılıkları kalmıyor. Bu biçimde aslında sürecin yarattığı pozitif etkiyi kendi iktidarı için kullanmış oluyor. Öyle değerlendirmemiz lazım. Bu da iyi bir durum değil.”
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.