The New Yorker’dan Dexter Filkins’in araştırması, Kushner’ın dış politika ile özel işlerini birbirine bağlayan milyarlarca dolarlık ağı mercek altına aldı.
Haberin geniş bir özetini yayınlıyoruz:
Gazze’de iki milyon insanın büyük bölümü çadırlarda ya da savaşta yıkılmış binaların kalıntıları arasında yaşamaya çalışırken Jared Kushner, geçen ocak ayında Davos’ta bambaşka bir Gazze gösterdi.
Donald Trump’ın damadı ve gayriresmî diplomatik temsilcisinin sunumundaki Gazze, savaşın yerle bir ettiği şehir değildi.
Akdeniz kıyısında yükselen parlak gökdelenler, lüks apartmanlar, ofis kuleleri ve hızlı tren hatları vardı. İşsizlik ortadan kalkmış, yüzde 100 istihdam sağlanmıştı.
Kushner, “Project Sunrise” adını verdiği projenin on yıl içinde gerçekleştirilebileceğini söylüyordu.
Fiyatı 112 milyar dolardı.
Paranın uluslararası bağışçılar ve bölge ülkelerinden gelmesi öngörülüyor, özel sektöre ise Kushner’ın sözleriyle “muhteşem yatırım fırsatları” vaat ediliyordu.
Kushner yatırımcıları “felaket ölçüsünde başarıya” hazırlanmaya çağırdı.
Plan, kayınpederi Trump’ın Gazze’yi “Ortadoğu’nun Riviera’sına” dönüştürme fikrinin daha ayrıntılı haliydi.
Eski Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Philip Gordon’ın The New Yorker’a anlattığına göre Davos’taki bazı dinleyiciler sunumu gerçeklikten o kadar uzak buldu ki gözlerini devirdi:
“Tam bir fantezi gibi geldi.”
Ama Kushner için Gazze’ye böyle bakmak şaşırtıcı değildi.
Çünkü Trump’ın damadı uluslararası siyasetin en karmaşık sorunlarını yıllardır büyük bir gayrimenkul anlaşmasına benzetiyor.
Gazze ateşkesinin masasında da Kushner vardı
Kushner, Trump’ın ikinci başkanlık döneminde resmi bir maaş almıyor. Fakat Trump’ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile birlikte ABD dış politikasının en kritik dosyalarında çalışıyor.
Gazze, İran, Ukrayna ve Rusya.
Gazze’deki rolü Trump göreve başlamadan önce başladı.
Kushner ve Witkoff, Biden yönetiminin son döneminde Hamas’ın elindeki rehinelerin serbest bırakılması ve ateşkes sağlanması için çalışan Amerikalı yetkililerle birlikte hareket etti.
İsrail ile Katar arasında mekik dokudular. Türk ve Suudi yetkililerle ve bazı Filistinlilerle görüştüler.
Sürecin dönüm noktalarından biri, İsrail uçaklarının Katar’ı bombalaması ve Hamas’ın başmüzakerecisi Halil el-Hayya’nın oğlunun öldürülmesi oldu.
The New Yorker’a göre Trump, İsrail’in müzakereleri sabote etmeye çalıştığını düşündü ve öfkelendi.
Netanyahu’yu Katar Başbakanı’ndan özür dilemeye zorladı. Netanyahu telefonla özür dilerken Trump da görüşmenin yanındaydı.
Ardından Kushner ve Witkoff Mısır’da Hamas temsilcileriyle görüştü.
Son rehinelerin serbest bırakılması ve İsrail’in Gazze’de büyük ölçekli saldırılara yeniden başlamaması konusunda anlaşmaya varıldı.
Biden yönetiminde görev yapmış üst düzey bir yetkili ise The New Yorker’a göre asıl belirleyici kişinin Kushner değil Trump olduğunu söylüyor:
“Jared ve Witkoff ateşkesi gerçekten yapan kişiler değildi. Trump Bibi’yi arayıp ‘Şu lanet bombardımanı durdur’ dedi ve mesele bitti.”
Ekim ayında imzalanan 20 maddelik Gazze barış anlaşması Hamas’ın silahsızlandırılmasını, İsrail güçlerinin çekilmesini ve Gazze’nin yeniden inşa edilmesini öngörüyordu.
Trump uygulamayı denetlemek için Kushner’ın da üyesi olduğu “Barış Kurulu”nu oluşturdu.
Trump’ın kafasındaki model adeta özelleştirilmiş bir Birleşmiş Milletler’di. Bir milyar dolar katkıda bulunmayı kabul eden ülkeler kurula katılabilecekti.
Gazze’nin yeniden inşasını yönetmek için ayrıca Filistinlilerden oluşan başka bir kurul oluşturuldu.
Fakat İran savaşı başlayınca Gazze dosyası Washington’ın gündeminde geriye düştü.
Hamas silahlarını bırakmadı. İsrail ordusu Gazze’nin yarısından fazlasını kontrol altına aldı. Netanyahu hükümetindeki bazı isimler Gazze’nin yeniden İsrailli yerleşimcilere açılmasını istemeye başladı.
The New Yorker’ın aktardığı verilere göre sonraki aylardaki İsrail saldırılarında çoğu sivil yaklaşık bin Filistinli öldü.
Gazze’ye giren insani yardımın ise İsrail’in izin vermeyi taahhüt ettiği miktarın yaklaşık üçte birinde kaldığı belirtiliyor.
Derginin konuştuğu yardım görevlilerine göre Gazze nüfusunun yaklaşık üçte ikisi yetersiz besleniyor ve her on bebekten yedisi düşük kiloyla doğuyor. Musluk suyu neredeyse tamamen ortadan kalkmış durumda.
Gazze’de aşevleri ağı işleten Hani Almadhoun, Kushner hakkında şöyle diyor:
“Kushner’ın korkunç bir insan olduğunu düşünmüyorum. Yardım etmeye çalıştığını düşünüyorum. Ama Gazze’de hiçbir etkisi yok.”
Gazze’nin geleceğini planlayan Kushner’ın yatırımcıları kim?
The New Yorker’ın araştırmasının temel meselesi tam bu noktada başlıyor.
Kushner yalnızca ABD adına Ortadoğu diplomasisi yürüten bir isim değil.
Aynı zamanda Affinity Partners adlı milyarlarca dolarlık özel sermaye fonunun sahibi.
Ve fonun en büyük yatırımcıları Kushner’ın Amerikan dış politikası adına sürekli temas ettiği Ortadoğu hükümetleri.
Suudi Arabistan.
Birleşik Arap Emirlikleri.
Katar.
Bu ilişkilerin temeli Trump’ın ilk başkanlık döneminde atıldı.
Kushner o dönemde Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’la yakın bir kişisel ilişki kurdu.
İkisi de otuzlu yaşlarındaydı ve kendilerini eski bürokrasileri aşan yeni kuşak yöneticiler olarak görüyordu.
Sık sık telefonla konuşuyorlardı. Kushner, MBS’nin yaklaşık yarım milyar dolar değerindeki Serene adlı süper yatıyla Kızıldeniz’de gezilere bile katıldı.
Bu yakınlık Amerikan dış politikasında da etkili oldu.
Kaşıkçı cinayeti ve Kushner’ın MBS desteği
Trump’ın 2017’deki Riyad ziyaretinden iki hafta sonra Suudi Arabistan ve BAE, Katar’a abluka başlattı.
Aynı dönemde MBS, Riyad’daki Ritz-Carlton Oteli’nde yüzlerce Suudi prens ve iş insanını gözaltına aldı.
Lübnan Başbakanı Saad Hariri Riyad’a çağrıldı ve televizyonda istifasını açıklamak zorunda kaldı.
Ancak en büyük kriz 2018’de İstanbul’da yaşandı.
Washington Post yazarı Cemal Kaşıkçı, Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’nda öldürüldü ve cesedi parçalandı.
Amerikan istihbaratının değerlendirmesi cinayetin büyük ihtimalle MBS’nin emriyle işlendiği yönündeydi.
The New Yorker’ın konuştuğu eski yetkililere göre Kushner buna rağmen Beyaz Saray içinde MBS’yi savundu.
Trump da Veliaht Prens’in cinayetten haberdar olmadığına inandığını açıkladı.
Kushner o günlerde Suudi Arabistan’ın İran’a karşı ABD açısından çok önemli bir müttefik olduğunu savunuyordu.
Bu siyasi ilişkinin mali sonuçları birkaç yıl sonra ortaya çıktı.
Suudi yatırım komitesi “hayır” dedi, MBS 2 milyar dolar verdi
Trump Ocak 2021’de Beyaz Saray’dan ayrıldı.
Altı ay sonra Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu yöneticileri Riyad’daki 80 katlı PIF Tower’da önemli bir dosyayı görüşmek üzere toplandı.
Jared Kushner, yeni kurduğu Affinity Partners için Suudilerden 2 milyar dolar istiyordu.
Kushner daha önce özel sermaye fonu yönetmemişti.
Suudi fonunun yatırım komitesinin değerlendirmesi olumsuzdu.
Toplantı tutanaklarına göre Affinity’nin “ölçülebilir bir yatırım geçmişi” bulunmuyordu.
Suudi Arabistan yatırımın ve riskin büyük bölümünü üstlenecekti.
Kushner’ın istediği yönetim ücretleri “aşırı”ydı.
Şirket üzerinde yapılan ayrıntılı incelemede faaliyetleri “her açıdan yetersiz” bulundu.
Komite yatırım yapılmasına karşı çıktı.
Fakat Kamu Yatırım Fonu’nun başkanı Muhammed bin Selman’dı.
MBS komitenin itirazını aştı.
Kushner 2 milyar doları aldı.
Yılda 25 milyon dolar, yatırım yapmasa bile
Anlaşmanın Kushner açısından en önemli taraflarından biri yönetim ücretleriydi.
Affinity, Suudi parasının yüzde 1,25’ini her yıl yönetim ücreti olarak alacaktı.
Yalnızca 2 milyar dolarlık Suudi yatırımı Kushner’ın şirketine yılda 25 milyon dolardan fazla gelir sağlıyordu.
Fon yatırımlardan kâr ederse kârın yüzde 20’si de Affinity’ye gidecekti.
Ardından BAE 200 milyon dolar yatırdı.
Katar da 200 milyon dolar verdi.
Amerikan Kongresi’nde soru artık açıktan soruluyordu.
Demokrat Temsilciler Meclisi üyesi Robert Garcia kürsüden:
“Jared Kushner neden Beyaz Saray’dan ayrıldıktan yalnızca birkaç ay sonra Suudi hükümetinden B ile başlayan iki milyar dolar aldı?”
Kushner bu soruya doğrudan cevap vermedi.
2024’te Miami’deki bir yatırım konferansında eleştirilere şöyle karşılık verdi:
“Eleştirmenlerime şunu söylüyorum: Amerika’nın çıkarına olmayan tek bir kararımızı gösterin.”
Kaşıkçı cinayetinde MBS’nin rolü sorulduğunda ise tepki gösterdi:
“Bunu gerçekten hâlâ mı konuşuyoruz?”
The New Yorker önemli bir ihtiyat payı bırakıyor:
Suudilerin Kushner’a 2 milyar doları Trump yönetimindeki faaliyetlerinin karşılığı olarak verdiğine dair doğrudan kanıt yok.
Ancak derginin konuştuğu eski bir Amerikan istihbarat yetkilisi, Kaşıkçı cinayetinden sonra MBS’nin Washington’daki konumunu korumaya yardımcı olmasının Kushner lehine bir siyasi borç yarattığını düşünüyor.
Üç yılda yatırımcılara getiri yok, Affinity’ye 157 milyon dolar
2024’te ABD Senatosu Finans Komitesi Affinity’nin hesaplarını incelemeye başladı.
Şirketin hukuk yöneticisi Chad Mizelle Senato araştırmacılarına fonun yalnızca birkaç yabancı yatırımcı tarafından finanse edildiğini anlattı.
Suudi Arabistan, BAE ve Katar’ın yanında Tayvanlı milyarder Terry Gou ve ismi açıklanmayan beşinci bir yatırımcı vardı.
Araştırmacılar Affinity’nin yatırımcılarına ne kadar kazandırdığını sordu.
Cevap: Henüz hiçbir şey.
Özel sermaye yatırımlarının sonuç vermesi yıllar sürebildiği için bu tek başına olağandışı değildi.
Fakat başka bir rakam dikkat çekiyordu.
Affinity yaklaşık üç yıldır 3 milyar dolar yönetiyordu ama bunun ancak üçte birini yatırıma dönüştürmüştü.
Buna karşılık Senato Finans Komitesi’nin hesabına göre aynı sürede 157 milyon dolar yönetim ücreti toplamıştı.
Senatör Ron Wyden’ın şüphesi açıktı:
Affinity, Körfez ülkelerinin Kushner’ı zenginleştirmesinin bir aracı mıydı?
Trump’ın dönüşünden hemen önce 1,5 milyar dolar daha
Kushner Trump’ın ikinci döneminde hükümete dönmeyeceğini söylüyordu.
Fakat Körfez’deki yatırımcıları onun Trump çevresindeki etkisinin devam edeceğini düşünüyordu.
Eski üst düzey bir Amerikan yetkili The New Yorker’a BAE’nin yaklaşımını şöyle anlattı:
“Emirlikliler Jared’ı kalıcı bir unsur olarak görüyordu. Uzun süre ortalıkta olacak biriydi. İlişkiye yatırım yapıyorlardı.”
Trump’ın yeniden seçilme ihtimali yükselirken Katar ve BAE, Affinity’ye toplam 1,5 milyar dolar daha yatırdı.
Paralar Kasım 2024 seçimlerinden hemen önce geldi.
Kushner yatırımları seçimden sonra açıkladı.
Maaş almaması çıkar çatışmasını ortadan kaldırıyor mu?
Trump yeniden Başkan olunca Kushner diplomasiye geri döndü ama hükümetten maaş almadı.
Beyaz Saray hukukçularına göre maaş almaması resmi görevi ile özel işleri arasında hukuki çıkar çatışması oluşmasını engelliyordu.
Etik hukukçuları buna itiraz ediyor.
Eski Beyaz Saray hukukçusu ve SEC etik uzmanı Virginia Canter’a göre Kushner’ın maaş alıp almamasının temel meseleyle ilgisi yok:
“Kushner çıkar çatışmalarıyla kuşatılmış durumda. Amerikan halkı için çalışması gerekiyor ama gerçekte yatırımcılarının çıkarlarını ilerletmek için muazzam mali teşviklere sahip.”
Beyaz Saray ise tam tersini savunuyor.
Sözcü Karoline Leavitt:
“Jared zamanını ve enerjisini hükümetimize ve Amerika Birleşik Devletleri Başkanı’na dünya barışını sağlamak için bağışlıyor. Bu çok asil bir şey.”
İran’la müzakere ederken fonu için 5 milyar dolar arıyordu
Bu çıkar çatışması tartışmasının en çarpıcı örneği 2026’da ortaya çıktı.
Şubat ayında ABD ile İran savaşın eşiğindeyken Trump, Kushner ve Witkoff’u İranlılarla müzakereye gönderdi.
İran’ın elindeki zenginleştirilmiş uranyumun teslim edilmesi isteniyordu.
Ancak The New Yorker’ın görüştüğü yetkililere göre Kushner ve Witkoff son derece teknik nükleer görüşmelere yeterli uzman desteği olmadan katıldı.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi uranyum zenginleştirmeyi tamamen askıya almak ve mevcut uranyumu seyreltmek dahil bazı öneriler sundu.
Bazı uzmanlar bunların ciddi tavizler olduğunu düşündü.
Kushner ise İranlıların yalnızca zaman kazanmaya çalıştığını söyledi.
Umman Dışişleri Bakanı Badr Albusaidi savaşın önüne geçmek için Washington’a gitti, Başkan Yardımcısı JD Vance ile görüştü ve kamuoyu önünde:
“Barış anlaşması ulaşabileceğimiz mesafede” dedi.
Sonuç değişmedi.
Kushner ve Witkoff Trump’a İran’ın geri adım atmadığını anlattı.
Saatler sonra ABD ve İsrail saldırdı.
İran lideri Ali Hamaney ile çok sayıda üst düzey yetkili öldürüldü.
Ve bütün bunlar olurken Kushner, Affinity için Ortadoğu’dan 5 milyar dolar daha toplamaya çalışıyordu.
Rusya-Ukrayna masasında da ticari projeler
Kushner ve Witkoff Ukrayna savaşında da aynı gayrimenkul pazarlığı mantığıyla hareket etmekle eleştirildi.
İlk hazırladıkları barış planında Ukrayna’nın toprak bırakması, NATO’ya katılmaktan vazgeçmesi ve ordusunu ciddi biçimde küçültmesi öngörülüyordu.
Plan büyük tepki çekti.
The New Yorker ayrıca bir Avrupa istihbarat kuruluşunun gizli raporuna dayanarak, Trump çevresindeki isimlerle Rusya arasında savaş sonrası ticari projelerin konuşulduğunu yazdı.
Raporda on proje bulunuyordu.
Nord Stream 2 boru hattının Amerikan kontrolünde yeniden açılması, ExxonMobil’in Sahalin’e dönmesi ve Ohotsk Denizi’nde petrol çıkarılması bunlardan bazılarıydı.
Raporda Kushner, Witkoff ve Trump’ın isimleri de geçiyordu.
Kushner’ın sözcüsü Amerikan yetkililerinin bu projelerden kişisel kazanç elde edeceği iddiasını reddetti.
Arnavutluk’ta 4 milyar dolarlık Kushner sahili
Kushner’ın diplomatik ilişkilerinin ticari projelere dönüştüğü yerlerden biri de Balkanlar.
2021’de Kushner ve Ivanka Trump, Arnavutluk Başbakanı Edi Rama ile Adriyatik’te bir süper yatta buluştu.
Birlikte Sazan Adası’na gittiler.
Kushner burada ve yakındaki Zvërnec’te ultra zenginlere yönelik dev bir tatil bölgesi kurmayı planladı.
Golf sahaları.
Yat limanı.
Lüks oteller.
Yaklaşık 10 bin otel odası ve konut.
Toplam yatırım yaklaşık 4 milyar dolar.
Rama Kushner’ın şirketini “stratejik yatırımcı” ilan etti.
Fakat Zvërnec projesi 40 bin dönümlük bir doğa koruma alanının içindeydi.
Arnavutluk Parlamentosu koruma alanlarında lüks projelere izin veren yasa değişikliğini kabul etti.
Kushner projesini birkaç hafta sonra açıkladı.
Protestolar başladı.
Daha sonra Kushner’ın projesini geliştiren şirket, bölgedeki arazi için Artur Shehu adlı Arnavut iş insanına 125 milyon dolar ödedi.
İki ay sonra savcılar Shehu hakkında uyuşturucu kaçakçılığı ve kara para aklama şüphesiyle yakalama kararı çıkardı.
Savcılık Kushner projesinin üzerinde kurulacağı arazilerin bir bölümünün sahte belgelerle elde edilmiş olabileceğini de ileri sürdü.
Shehu suçlamaları reddediyor.
Mahkeme savcılığı haklı bulursa proje durabilir.
55 milyar dolarlık video oyunu anlaşması
Kushner’ın şimdiye kadarki en büyük ticari hamlesi ise Electronic Arts.
Kushner, MBS ile birlikte video oyunları oynuyordu.
Geçen ağustosta EA CEO’su Andrew Wilson ile MBS’yi NEOM’da buluşturdu.
Golf oynadılar.
Ardından MBS, Affinity’nin de içinde bulunduğu bir konsorsiyum kurarak EA’yı 55 milyar dolara satın almak için harekete geçti.
The New Yorker’ın kaynağının ifadesiyle:
“Anlaşmayı MBS’ye Jared getirdi.”
55 milyar dolarlık satın alma tarihin en büyük kaldıraçlı şirket satın alması oldu.
EA’nın milyonlarca Amerikalı kullanıcının kişisel verilerini tutması nedeniyle anlaşmanın ulusal güvenlik incelemesinden geçmesi gerekiyordu.
ABD’de yabancı yatırımları inceleyen komitenin üyelerinin büyük bölümü Trump yönetimi yetkilileriydi ve nihai karar yetkisi Başkan’a aitti.
Anlaşma geçen ay onaylandı.
Kushner’ın fonu 6 milyar doları geçti
Bütün tartışmaların ortasında Affinity büyümeye devam etti.
2025’te Ortadoğu’dan gelen yeni sermayeyle fon yüzde 30 büyüyerek 6 milyar doların üzerine çıktı.
Bu büyüklük Affinity’ye yalnızca yönetim ücretlerinden yılda onlarca milyon dolar gelir sağlıyor.
Fonun İsrail’de de önemli yatırımları bulunuyor.
Shlomo Group’a 110 milyon dolar.
Phoenix Financial’a yaklaşık 300 milyon dolar.
Bu yatırımlarda da Suudi parası kullanıldı.
Kushner’ın hedefi Suudi Arabistan ile İsrail arasında bir “yatırım koridoru” açmaktı.
Gazze’den başlayan soru
Ve hikâye yeniden Gazze’ye dönüyor.
Kushner, Amerikan diplomasisi adına Gazze’nin geleceğini müzakere ediyor.
Aynı zamanda Gazze’nin on yıl sonraki halini 112 milyar dolarlık bir yatırım projesi olarak tasarlıyor.
Gazze için para vermesi beklenen bölge ülkelerinin bazıları, Kushner’ın kendi özel fonunun milyarlarca dolarlık yatırımcıları.
Suudi Arabistan’dan 2 milyar dolar.
BAE ve Katar’dan yüz milyonlarca dolar ve ardından toplam 1,5 milyar dolarlık yeni yatırım.
İran müzakereleri sürerken Affinity için Ortadoğu’dan 5 milyar dolar daha arayışı.
Suudi parasıyla İsrail şirketlerine yatırımlar.
MBS ile birlikte 55 milyar dolarlık EA anlaşması.
The New Yorker, bütün bunların Kushner’ın belirli Amerikan dış politika kararlarını para karşılığında aldığı anlamına geldiğine dair doğrudan bir kanıt ortaya koymuyor.
Kushner da Amerikan çıkarlarına aykırı tek bir kararının gösterilmesini isteyerek suçlamaları reddediyor.
Fakat Dexter Filkins’in araştırmasının ortaya çıkardığı tablo, Trump’ın ikinci dönemindeki Amerikan dış politikasına ilişkin daha temel bir soruya dayanıyor:
Kushner bir gün aynı hükümetlerle Amerika adına savaş ve barış müzakereleri yaparken, başka bir gün onların milyarlarca dolarını kendi özel fonunda yönetiyorsa diplomasi nerede bitiyor, ticaret nerede başlıyor?
Etik hukukçusu Virginia Canter’ın cevabı çok daha sert:
“Eğer Kushner Başkan’ın damadı olmasaydı FBI tarafından soruşturuluyor olurdu. Başka hiç kimse bunları yapıp kurtulamazdı.”
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.