Anasayfa / VİDEO HABER / Nikaragua Almanya’ya karşı: Gazze’deki soykırıma yardım iddiası “Monetary Gold ilkesine” takılacak mı?

Nikaragua Almanya’ya karşı: Gazze’deki soykırıma yardım iddiası “Monetary Gold ilkesine” takılacak mı?

Nikaragua’nın, İsrail’in Gazze’deki eylemlerine askeri ve teknik destek sağlayarak uluslararası hukuk ihlallerine ve soykırıma yardım ettiği iddiasıyla Almanya’ya karşı Lahey’deki Adalet Divanı’nda açtığı davada kritik tartışma “Monetary Gold” ilkesi üzerinde düğümlendi. Almanya, İsrail davanın tarafı değilken kendi sorumluluğunun yargılanamayacağını savunuyor. 7-10 Eylül’de Lahey’deki duruşmaları izleyen İstanbul Üniversitesi Milletlerarası Hukuk Kürsüsü’nden Deniz Baran davayı anlatıyor.

Nikaragua, 1 Mart 2024’te Almanya’yı Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) dava etti. Managua yönetimi, Almanya’nın İsrail’e sağladığı askeri destek nedeniyle Soykırım Sözleşmesi ile uluslararası insancıl hukuktan kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal ettiğini savunuyor. Nikaragua’nın başvurusunda Almanya’nın İsrail’e askeri teçhizat sağlayarak Gazze’de işlendiğini iddia ettiği soykırım ve diğer ağır uluslararası hukuk ihlallerine yardım ettiği öne sürülüyor.

Davanın önemli özelliği, Gazze’deki eylemleri gerçekleştiren İsrail yerine, bu eylemlere destek verdiği iddia edilen üçüncü bir devletin sorumluluğunun tartışılması.

UAD, Nisan 2024’te Nikaragua’nın Almanya hakkında acil geçici tedbir kararı verilmesi talebini kabul etmedi. Ancak bu karar davayı sona erdirmedi ve esas hakkındaki yargılama devam etti.

“Monetary Gold” ilkesi nedir?

Davanın önündeki en önemli hukuki tartışmalardan biri “Monetary Gold” ilkesi.

Adını UAD’nin 1954 tarihli “Monetary Gold Removed from Rome in 1943” davasından alan ilke, basitçe şu soruya dayanıyor: Bir devlet hakkında karar verebilmek için önce davada taraf olmayan başka bir devletin hukuki sorumluluğu hakkında karar vermek gerekiyorsa, mahkeme bunu yapabilir mi?

Almanya bu ilkeye dayanarak İsrail’in Gazze’deki eylemlerinin hukuka aykırılığı belirlenmeden, bu eylemlere yardım ettiği gerekçesiyle Almanya’nın sorumluluğuna karar verilemeyeceğini savunuyor.

Nikaragua ise Almanya’nın Soykırım Sözleşmesi ve uluslararası insancıl hukuk kapsamındaki yükümlülüklerinin bağımsız olduğunu ve Almanya’nın davranışlarının İsrail davada taraf olmasa da yargılanabileceğini ileri sürüyor.

Bu nedenle Divan’ın ön itirazlar hakkında vereceği karar yalnızca Nikaragua-Almanya davasının devam edip etmeyeceği açısından değil, savaşlarda başka ülkelere silah ve askeri destek sağlayan devletlerin hangi şartlarda uluslararası sorumlulukla karşılaşabileceği açısından da önem taşıyor.

Davanın 7-10 Eylül’de Lahey’de yapılan ön itiraz duruşmalarını yerinde takip eden İstanbul Üniversitesi Milletlerarası Hukuk Kürsüsü’nden Deniz Baran anlatıyor:

“7-10 Eylül tarihleri arasında Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’nda, Nikaragua’nın Almanya aleyhine açtığı davanın ön itirazlar aşamasının duruşmaları yapıldı. Ben de Serbestiyet adına bu duruşmaları Lahey’de yerinden takip ettim.

Bildiğiniz üzere bu dava, İsrail’in Gazze’deki eylemleriyle ilgili ama doğrudan İsrail’e karşı değil, İsrail’e askeri, teknik ve mali destek sağlayan Almanya’ya karşı açılmış bir dava. Dolayısıyla Uluslararası Adalet Divanı tarihinde bir ilki teşkil ediyor. İlk defa bir devlet, bir başka devletin işlediği iddia edilen uluslararası hukuk ihlallerine ve soykırıma yardım ve yataklık ettiği, destek verdiği gerekçesiyle doğrudan ikincil sorumluluk üzerinden yargılanıyor.

Almanya’nın ön itirazlardaki temel argümanı, uluslararası hukuktaki ‘Monetary Gold’ (Parasal Altın) ilkesine dayanıyor. Almanya diyor ki: ‘Esas fail veya eylemi gerçekleştiren ana taraf olan İsrail bu davada taraf değil. İsrail’in eylemlerinin hukuka aykırı olduğu henüz yetkili bir mahkeme tarafından tescil edilmemişken, ona destek verdiğimiz iddiasıyla bizim sorumluluğumuza gidilemez.’

Nikaragua ise Soykırım Sözleşmesi ve Cenevre Sözleşmelerinden doğan yükümlülüklerin ‘erga omnes’ yani herkese karşı borçlar olduğunu, dolayısıyla bir devletin soykırımı önleme ve buna alet olmama yükümlülüğünün ana failin yargılanmasından bağımsız olarak tek başına da değerlendirilebileceğini savunuyor.

Divan’ın bu ön itirazlar aşamasında vereceği karar, sadece bu davanın geleceğini değil, gelecekte üçüncü ülkelerin askeri yardımları ve ikincil sorumlulukları bakımından da uluslararası hukukta çok kritik bir emsal oluşturacak.”

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın