Alzheimer Sosyal Yaşam MerkeziAlzheimer Sosyal Yaşam Merkezi
Anasayfa / Haberler / Esad korkusuyla 15 yıl duvarın arkasına sakladığı kütüphanesine kavuştu: “Hayatımın en güzel anıydı”

Esad korkusuyla 15 yıl duvarın arkasına sakladığı kütüphanesine kavuştu: “Hayatımın en güzel anıydı”

Suriye’nin Humus kentinde yaşayan 72 yaşındaki Mustafa Halid Alvan, duvarı yıktığında kütüphanesinin yüzde 90’dan fazlasını sağlam buldu

Suriye’de Esad ailesinin iktidarı sırasında bazı kitapları evde bulundurmak bile sahiplerinin hapse girmesine, hatta daha ağır sonuçlarla karşılaşmasına yol açabilecek bir riskti.

Humus’ta yaşayan 72 yaşındaki Mustafa Halid Alvan da bu korkuyla yüzlerce kitaptan oluşan kütüphanesini yıllarca gizledi.

Müslüman Kardeşler’e sempati duyan Alvan’ın koleksiyonunda hareketin Mısırlı kurucusu Hasan el-Benna’nın ve 1966’da Mısır’da idam edilen İslamcı düşünür Seyyid Kutub’un eserleri bulunuyordu.

Kütüphane yalnızca siyasi ve dini kitaplardan oluşmuyordu. Alvan yıllar boyunca İslami ilimlerden şiire, bilimden toplumsal meselelere kadar farklı alanlarda yüzlerce kitap toplamıştı.

“Kütüphane benim için çok değerli. Onu yavaş yavaş oluşturdum” diyen Alvan’ın kitaplarla ilişkisi, Suriye’de siyasi baskının en ağır dönemlerine uzanıyor.

“Kendi kendimize konuşmaya bile korkuyorduk”

Hafız Esad döneminde özellikle Müslüman Kardeşler ve diğer siyasi muhalifler ağır baskıyla karşı karşıya kaldı.

1982’de Hama’da Müslüman Kardeşler öncülüğündeki ayaklanmanın bastırılması sırasında binlerce insan öldürüldü. Alvan, Hama’da yaşananları Suriyeliler için bir dönüm noktası olarak hatırlıyor:

“Üzülmüştüm ama kendi kendimize konuşmaya bile korkuyorduk.”

Buna rağmen Alvan kitap toplamaktan vazgeçmedi.

Asıl tehlike ise 2011’de Suriye’de rejim karşıtı gösterilerin başlamasıyla ortaya çıktı.

Alvan göstericileri destekliyordu. Protestolar büyürken güvenlik güçlerinin evine gelmesi ihtimali artık yalnızca kendisini değil, yıllar boyunca biriktirdiği kütüphaneyi de tehdit ediyordu.

Üstelik yaşadığı Humus, kısa sürede Esad karşıtı ayaklanmanın en önemli merkezlerinden birine dönüşmüştü. Şehir “devrimin başkenti” olarak anılmaya başlamış, rejim güçlerinin sert müdahalelerinin hedefi olmuştu.

Kimsenin bilmediği eve taşıdı

Alvan 2011’in sonlarında bir çözüm buldu.

Kütüphanesini, kısa süre önce oğlu için satın aldığı başka bir eve taşıdı. Evin kendisine ait olduğunu çevresinde kimse bilmiyordu. Bu durum kitapları gizlemek için önemli bir avantaj sağlıyordu.

Ancak kitapları yalnızca başka bir eve taşımak yeterince güvenli değildi.

Alvan’ın yardımına rejim karşıtı bazı kişiler geldi.

“Bazı devrimciler geldi, bana yardım ettiler ve bir duvar ördük” diye anlatıyor.

Yüzlerce kitap duvarın arkasında kalacak şekilde evin içinde yeni bir duvar örüldü. Dışarıdan bakıldığında evde bir kütüphane bulunduğunu anlamak artık mümkün değildi.

Alvan daha sonra Humus’tan ayrılmak zorunda kaldı.

Kitapları ise duvarın arkasında bıraktı.

Ev bombalandı, kütüphane duvarın arkasında kaldı

Savaş ilerledikçe Humus, Suriye’de çatışmaların en ağır yaşandığı kentlerden biri haline geldi.

Muhalif grupların ilk kez silahlı mücadeleye yöneldiği bölgelerden biri olan şehir, Esad güçlerinin uzun kuşatmasına ve bombardımanına maruz kaldı. İnsanlar yiyecek ve ilaç bulmakta zorlandı.

Alvan ile oğlunun evlerinin bulunduğu Bayada mahallesi de ağır bombardımanın hedeflerinden biriydi.

2011’in sonunda kuşatma nedeniyle Humus’u terk eden Alvan, yıllar boyunca duvarın arkasındaki kitaplarına ne olduğunu öğrenemedi.

Ev bombalanmış olabilirdi.

Yangın çıkmış olabilirdi.

Ya da birileri gizli bölmeyi keşfetmiş olabilirdi.

Kütüphane savaşın ortasında, sahibinden uzakta kaldı.

Esad devrildi, Humus’a döndü

Aralık 2024’te Beşar Esad yönetiminin devrilmesinin ardından Alvan yıllar sonra Humus’a dönebildi.

Karşılaştığı manzara umut verici değildi.

Evi ağır hasar görmüş, iç kısmı yanmıştı.

Alvan, duvarın arkasında bıraktığı yüzlerce kitabın da yok olduğunu düşündü. Duvarı sökmeye başlarken hissettiklerini “umut ve korkunun karışımı” olarak tarif ediyor.

Fakat duvar açıldığında savaşın dikkat çekici küçük sürprizlerinden biri ortaya çıktı.

Kütüphane hâlâ oradaydı.

Alvan’ın hesabına göre kitaplarının yüzde 90’dan fazlası sağlam kalmıştı.

Duvar, kitapları yalnızca güvenlik güçlerinden değil, yıllar süren savaşın yıkımından da büyük ölçüde korumuştu.

Alvan kitaplarını gizli bölmeden çıkararak yeniden evine taşıdı.

“Hayatımın en güzel anı, kütüphaneyi mükemmel durumda bulduğum andı” diyor.

Bir zamanlar saklanan kitaplar artık vitrinlerde

Alvan’ın duvarın arkasından çıkardığı kütüphane, Suriye’de yaşanan siyasi değişimin de sembollerinden biri haline geldi.

Esad yönetiminin devrilmesinden sonra geçmişte yasaklanan ya da bulundurulması tehlikeli sayılan çok sayıda kitap açıkça satılmaya başladı.

Suriye hapishanelerindeki işkenceleri anlatan anılar ve rejim döneminde yasaklanan siyasi metinlerin yanı sıra radikal İslami düşünceye ilişkin eserler de kitapçıların raflarında yerini aldı.

Bir dönem evinde bulunması Alvan için ciddi bir güvenlik tehdidi oluşturan Hasan el-Benna ve Seyyid Kutub kitapları da artık saklanmak zorunda değil.

Ancak duvarın kaldırılması, Humus’taki savaş izlerinin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.

Savaş sırasında büyük yıkıma uğrayan kentte çok sayıda bina hâlâ harabe halinde. Farklı dini toplulukların yaşadığı Humus, savaş sırasında ağır mezhep çatışmalarına sahne oldu; Esad yönetiminin devrilmesinden sonra da kentte Alevi azınlığa yönelik saldırılar yaşandı.

Yeni yönetim ise uzun savaşın ardından parçalanmış ülkeyi yeniden bir araya getirme ve güvenliği sağlama sorunuyla karşı karşıya.

Alvan bütün bu belirsizliklere rağmen en azından artık inandıkları ve okudukları nedeniyle tehdit altında olmadığını düşünüyor.

Yıllarca bir duvarın arkasında sakladığı kitaplarını raflarına yeniden dizen Alvan’ın yeni yönetimden beklentisi ise şöyle:

“Suriye’de verilen fedakârlıklar konusunda yeni hükümetin sorumluluğunu yerine getirmesini umuyoruz.”

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın