Anasayfa / Dünya / Cambridge’de yeni tartışma: Popülizmin yerini “Sezarizm” mi alıyor?

Cambridge’de yeni tartışma: Popülizmin yerini “Sezarizm” mi alıyor?

Cambridge Üniversitesi’nin yayımladığı Modern Intellectual History dergisi, son yıllarda özellikle Trump’ın siyasetiyle birlikte yeniden gündeme gelen “Sezarizm” kavramını dosya konusu yaptı. Dosyanın editörü Francesca Antonini’ye göre, ABD’den başlayarak küresel siyasi tartışmaya yayılan Sezarizm, son yılların çok kullanılan “popülizm” kavramının yerini almaya başladı. Sezarizmin ayırt edici özelliği ise kral olmayan ama gücün merkezine yerleşen, meşruiyetini halktan alan güçlü lider figürü.

Cambridge University Press tarafından yayımlanan Modern Intellectual History dergisi, 19. ve 20. yüzyıl siyaset düşüncesinin önemli kavramlarından “Sezarizm”in yeniden güncel siyasetin sözlüğüne girmesini ele alan özel bir forum yayımladı.

Venedik Ca’ Foscari Üniversitesi’nden Francesca Antonini, 24 Eylül’de yayımlanan “Sezarizmin Entelektüel Tarihine Doğru” başlıklı giriş yazısına, kavramın güncelliğine dikkat çekerek başlıyor.

Antonini’ye göre Sezarizm, özellikle Donald Trump döneminde ABD siyasetini açıklamak için giderek daha sık başvurulan bir kavram haline geldi. Bu kullanım ABD ile sınırlı kalmayarak küresel siyasi tartışmalara da yayılıyor. Antonini, Sezarizmin yakın dönemde siyaseti açıklamak için çok sık kullanılan “popülizm” kavramının yerini almaya başladığını söylüyor; bunun kalıcı bir değişim mi olacağı, yoksa iki kavramın birlikte mi kullanılacağı ise henüz belirsiz.

Sezarizm nedir?

Antonini, kavramın çağdaş tartışmalarda çoğu zaman tarihsel bağlamından koparıldığı ve belirsiz biçimde kullanıldığı uyarısında bulunuyor.

Çalışmada önerilen asgari tanım oldukça basit: Sezarizm, lider figürünün siyasi sistemin üzerinde yükseldiği bir yönetim biçimi.

Ancak bu lider bir kral değil. Sezarist liderin iktidarının meşruiyeti monarşideki hanedan veya ilahi meşruiyetten farklı bir kaynağa dayanıyor. Bu nedenle Antonini, Sezarizmi esas olarak modern, devrimler sonrası siyaset dünyasına ait bir olgu olarak ele alıyor.

Kavram özellikle Bonapartizmle yakın ilişki içinde. “Sezarizm” terimi Fransız muhafazakâr yazar Auguste Romieu tarafından 1850’de ortaya atılmıştı. Sonraki yıllarda Sezarizm ve Bonapartizm zaman zaman birbirinin yerine kullanıldı; ancak Sezarizm, belirli bir ülke ve döneme bağlı olmaması nedeniyle daha geniş bir siyasi kavrama dönüştü.

Sandık ile güçlü liderin buluşması

Sezarizmi modern siyaset açısından ilginç kılan temel çelişki ise halkın siyasete katılımının genişlemesiyle güçlü ve karizmatik lider arayışının aynı anda ortaya çıkabilmesi.

  1. yüzyılda genel oy hakkının genişlemesi, kitlelerin siyasete katılması ve halk egemenliği fikrinin güçlenmesi demokratik siyaseti büyütürken aynı süreç, kitlelerle doğrudan ilişki kuran güçlü liderlerin yükselmesine de imkân verdi.

Bu nedenle Sezarizm basitçe diktatörlükle eş anlamlı kullanılmıyor. Kavram, halk egemenliği iddiası ile iktidarın giderek tek bir liderde kişiselleşmesi arasındaki gerilimi anlamaya çalışıyor. Antonini’ye göre karizma, lider-kitle ilişkisi, devlet bürokrasisi, ordu, siyasi partiler ve sivil toplumla lider arasındaki ilişkinin nasıl değiştiği bu tartışmanın merkezinde.

1940’larda yerini “totalitarizm” aldı

Sezarizm ve Bonapartizm 19. yüzyılda ve 20. yüzyılın ilk yarısında yoğun biçimde tartışılırken, 1940’lardan itibaren siyasi literatürde geri plana düştü. Onların yerine yükselen temel kavram “totalitarizm” oldu.

1970’ler ve 1980’lerde, özellikle Marksist çalışmaların etkisiyle Sezarizm yeniden akademik ilgi görmeye başladı. 1990’lardan itibaren bu ilgi yeniden gerilerken son yıllarda yeni bir araştırmacı kuşağı kavrama dönmeye başladı.

Trump tartışması kavramı yeniden canlandırdı

Kavramın akademi dışındaki güncel dönüşünün merkezinde ise ABD siyaseti bulunuyor.

Antonini, Trump dönemini açıklamak için Amerikan basınında ve siyasi düşünce çevrelerinde Sezar ve Napolyon benzetmelerinin giderek yaygınlaştığına dikkat çekiyor. Amerikan muhafazakâr çevrelerinde “Red Caesar/Kızıl Sezar” kavramı da güçlü bir başkanlık modeli tartışılırken kullanılmaya başladı. Antonini, Trump’ın Şubat 2025’te Napoleon’a atfedilen “Ülkesini kurtaran kişi hiçbir yasayı ihlal etmez” sözünü sosyal medya hesabında paylaşmasını da bu tartışmanın örneklerinden biri olarak aktarıyor.

Ancak forum, Trump’ın veya başka bir güncel liderin doğrudan “Sezarist” olup olmadığına hükmetmek yerine kavramın tarihsel anlamını ve hangi koşullarda kullanılabileceğini araştırmayı amaçlıyor.

Jan-Werner Müller de dosyada

Forum toplam altı makaleden oluşuyor. Çalışmalarda 18. yüzyıl Fransası, Viktorya dönemi İngilteresi, 20. yüzyıl başı İtalya’sı, Napolyon, Vilfredo Pareto ve Sezarizmin kitle siyasetiyle ilişkisi farklı açılardan inceleniyor. Princeton’dan siyaset teorisyeni Jan-Werner Müller de forumun yazarları arasında.

Antonini’nin forum kapsamında yayımlanan ayrı çalışması ise İtalyan elit teorisinin önemli isimlerinden Vilfredo Pareto’nun Sezarizme bakışındaki değişimi inceliyor. Çalışmaya göre başlangıçta Sezarizmi bir kişisel iktidar biçimi olarak eleştiren Pareto, daha sonra onu devleti yaklaşan bir “felaketten” kurtarabilecek siyasi araçlardan biri olarak değerlendirmeye yöneldi.

Dosyanın çıkış noktası, Antonini’nin Haziran 2022’de Almanya’daki Göttingen Üniversitesi’nde düzenlediği “Siyasi Liderliği Kavramsallaştırmak: Sezarizmin Entelektüel Tarihine Doğru” başlıklı konferans.

Antonini’ye göre yaklaşık iki yüzyıllık kavramın bugün yeniden gündeme gelmesinin nedeni de hâlâ çözülememiş bir modern siyaset sorusuna dayanıyor: Halk egemenliği, kitlesel demokrasi ve seçimler varlığını sürdürürken siyasi iktidar ne ölçüde tek bir karizmatik liderin şahsında toplanabilir?

⁠Cambridge University Press’te makalenin tamamı

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın