Anasayfa / Kültür Sanat / Türkiye felsefesinin büyük ismi İoanna Kuçuradi hayatını kaybetti

Türkiye felsefesinin büyük ismi İoanna Kuçuradi hayatını kaybetti

Prof. Dr. İoanna Kuçuradi hayatını kaybetti.4 Ekim’de 90 yaşına girecek olan Kuçuradi, etik, insan hakları ve değer felsefesi üzerine çalışmalarıyla Türkiye’nin dünyada en çok tanınan felsefecilerinden biriydi.
3

Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı, Dünya Felsefe Kuruluşları Federasyonu Onursal Başkanı Prof. Dr. İoanna Kuçuradi, tedavi gördüğü Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 2 Ekim akşamı hayatını kaybetti.

Kuçuradi, iki gün sonra, 4 Ekim’de 90 yaşına girecekti. Ölümüne neden olan rahatsızlıkla ilgili henüz ayrıntılı bir açıklama yapılmadı.

İlginç bir tesadüfle, ölümünden yalnızca bir gün önce Kuçuradi’nin 90. yaşı için 10 Ekim’de İstanbul’da öğrencileri ve dostlarının katılımıyla düzenlenecek etkinliğin duyurusu yapılmıştı.

İstanbul’dan dünya felsefesinin yönetimine

İoanna Kuçuradi, 4 Ekim 1936’da İstanbul’da doğdu.

1954’te Zapyon Kız Lisesi’ni, 1959’da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nü bitirdi. Mezun olduğu yıl, Türkiye’de felsefi antropolojinin önde gelen isimlerinden Prof. Dr. Takiyettin Mengüşoğlu’nun asistanı oldu.

1965’te “Schopenhauer ve Nietzsche’de İnsan Problemi” başlıklı teziyle doktorasını tamamladı. Aynı yıl Atatürk Üniversitesi’nde çalışmaya başladı. 1960’ların sonunda Hacettepe Üniversitesi’ne geçti.

Kuçuradi’nin Türkiye akademisine bıraktığı en kalıcı kurumlardan biri burada ortaya çıktı: 1969’da Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü’nü kurdu. 2003’te emekli oluncaya kadar bölümün başkanlığını yürüttü. 1970’te doçent, 1978’de profesör oldu.

Felsefeyi insan haklarıyla buluşturdu

Kuçuradi’nin akademik çalışmalarının merkezinde “insan”, “değer” ve “etik” vardı.

Nietzsche ve Schopenhauer üzerine başladığı felsefi çalışmalarını zamanla insanın değeri, insan onuru, özgürlük ve insan hakları meselelerine taşıdı.

Kuçuradi için insan hakları yalnızca hukuk metinlerinde sıralanan haklar değildi. Hakların neden korunması gerektiği sorusunun felsefi bir cevabı olması gerektiğini savunuyor; insan haklarını “insanın değeri” düşüncesinden hareketle temellendiriyordu.

Bu yaklaşım, onu Türkiye’de insan hakları meselesini felsefenin temel araştırma alanlarından biri haline getiren isimlerden biri yaptı.

Hacettepe Üniversitesi’nde İnsan Hakları ve Felsefesi Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin kuruluşunda yer aldı; insan hakları alanında yüksek lisans ve doktora programlarının yürütülmesini sağladı. Daha sonra Maltepe Üniversitesi İnsan Hakları Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin müdürlüğünü ve İnsan Hakları Anabilim Dalı Başkanlığını yürüttü. UNESCO Felsefe ve İnsan Hakları Kürsüsü’nün de başkanlığını yaptı.

Dünya felsefesinin başına seçildi

Kuçuradi’nin etkisi Türkiye ile sınırlı kalmadı.

1983’te Dünya Felsefe Kuruluşları Federasyonu’nun (FISP) yönetim kuruluna seçildi. 1988-1998 arasında federasyonun genel sekreterliğini, 1998-2003 arasında ise başkanlığını yaptı.

Daha sonra federasyonun onursal başkanı oldu.

Uluslararası felsefe çevrelerinde özellikle etik ve insan haklarının felsefi temelleri üzerine çalışmalarıyla tanındı.

2010’dan itibaren ölüm cezasının dünya çapında kaldırılması için çalışan Uluslararası Ölüm Cezasına Karşı Komisyon’da da görev aldı.

Türkiye Felsefe Kurumu’nun yarım asırlık başkanı

Kuçuradi’nin hayatındaki en uzun soluklu kurumsal çalışmalardan biri Türkiye Felsefe Kurumu oldu.

Uzun yıllar kurumun başkanlığını yürüten Kuçuradi, Türkiye’de felsefenin yalnızca üniversitelerin içinde kalan akademik bir alan olmaması, eğitimden insan haklarına ve kamu hayatına kadar farklı alanlarda etkili olması için çalıştı.

Uluslararası felsefe kongrelerinde Türkiye’yi temsil etti; çok sayıda uluslararası felsefe kuruluşunda görev aldı.

Goethe Madalyası başta olmak üzere Türkiye’de ve dünyada çok sayıda ödüle layık görüldü, farklı ülkelerdeki üniversitelerden fahri doktora unvanları aldı.

Nietzsche’den insan haklarına

Kuçuradi’nin ilk dönem eserlerinde Nietzsche, Schopenhauer ve insan problemi öne çıktı.

1965’te Max Scheler ve Nietzsche’de Trajik, 1966’da Nietzsche ve İnsan, 1967’de Schopenhauer ve İnsan yayımlandı.

1971 tarihli İnsan ve Değerleri, Kuçuradi’nin felsefesinin temel meselelerinden biri olan “değer” sorununu merkeze aldı.

Bunu Etik, Sanata Felsefeyle Bakmak, Çağın Olayları Arasında ve özgürlük, ahlak ve kültür meselelerini ele aldığı Uludağ Konuşmaları izledi.

İnsan hakları üzerine yıllara yayılan çalışmalarını ise İnsan Hakları: Kavramları ve Sorunları kitabında topladı. Kuçuradi bu çalışmalarında insan haklarını insanın değerinden hareketle temellendirirken, bu hakların korunabilmesi için nasıl bir hukuk, devlet ve siyaset anlayışına ihtiyaç olduğunu tartıştı.

Kuçuradi aynı zamanda Kant’ın temel eserlerinin Türkçeye kazandırılmasına katkıda bulundu. Pratik Aklın Eleştirisi, Ahlâk Metafiziğinin Temellendirilmesi ve Gelecekte Bilim Olarak Ortaya Çıkabilecek Her Metafiziğe Prolegomena gibi eserlerin Türkçe çevirilerinde yer aldı.

Akademik üretimini ileri yaşlarında da sürdürdü. 2023’te Adaletin Gerektirdiği Hukuk yayımlandı; 2025’te Türkiye Felsefe Kurumu yayınları kapsamında hazırlanan çalışmalarda editör olarak yer aldı.

İoanna Kuçuradi, yaklaşık 70 yıla yayılan akademik hayatında yalnızca felsefe üzerine kitaplar yazmadı. Türkiye’de felsefe bölümlerinin, felsefe kurumlarının ve insan hakları eğitiminin gelişmesinde rol oynadı; Türkiye felsefesini uluslararası kurumlarda temsil etti ve birkaç kuşağın hocası oldu.

Kuçuradi, 90. yaşına iki gün kala hayatını kaybetti.

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın