Mustafa Erdem Yavuz
Hukuk ve ihtiyarlar
Hukukun bitip gittiğini, çuvalladığını söyleyen birinin, hukuk yerine ikame ettiği yegâne iki şey var: Putin ve Trump. Putin 72 yaşında Trump ise 78 yaşında. Serbestiyet ofisine çıkarken nefes nefese kalacak, seksenine merdiven dayamış muhtemelen 10, 15 yıl sonra aramızda olmayacak iki ihtiyar; mazisi yüzyılları aşmış, henüz ömrünün baharındaki Hitler, Mussolini gibi tiplerin selasını işitmiş “Hukuk” yerine ikame ediliyor. Evet dünyada enteresan şeyler oluyor ama bu kadar da iddialı konuşmak bilimsel bir siyasal analizin mahsulü olamaz.
İslamcı devrimler, seküler arzular
Suriye’de olan biten bir halk devrimi mi yoksa fil altında ezilmesi mukadder çimlerin şu anki vaziyeti midir tartışması da nominalist ve komplocu bir tartışmadan öteye geçemez. Nasıl ki Rusya’da, Çin’de Marksistler devrim yaptıysa İran’da ve Suriye’de de İslamcılar devrim yapmıştır. Çünkü iktidara yürüyecek devrimleri ancak hakikatle problemi olmayan kadrolar yapabilir. Suriye’de de olan budur. Kafasında neyin nasıl olması gerektiği gayet net olan 350 kişilik İslamcı bir ekip Hyundai ve Toyota kamyonetleriyle 60 yıllık seküler, laik ve milliyetçi Esed iktidarını birkaç günde devirebilir.
Sebebini boş verip süreci istismar etmeliyiz
Bahçeli’nin yeni süreci çıkartmaktaki iştiyakının esasında çıkarcı heveslerden ibaret olduğunu söyleyen ve bunun üzerinden yeni süreci anlamsızlaştıran bir aydın; Bahçeli’ye ve Erdoğan’a bakıp Kürt meselesini çözecek, vatanı uğruna her şeyden vazgeçmeye razı bir cengâver mi görmeyi planlıyor? Beştepe koridorlarında veya Çayyolu’nda bir konak bahçesinde yapılan planların icraata dökülmesiyle cin artık şişeden çıkmıştır. Öncelenmeyen, hedeflenmeyen, öngörülemeyen, istenmeyen birçok sonuç doğuracaktır. Bu noktadan sonra iktidar oyununa ortak olmayan kişilerin ve grupların yapabileceği en faydalı şey bu söylemleri ve eylemleri istismar etmektir.
Kazandırılan Aday
Aday gösterildiğinden bu yana Kılıçdaroğlu’nun “kazanacak aday” olmadığına işaret eden her özellik, propaganda ile değişerek Kılıçdaroğlu’nun hanesine artı bir olarak yazıldı. Kılıçdaroğlu’nun mahallenin bıçkın delikanlısı gibi davranmaması bir problem olarak görülüyordu. Fakat an itibarıyla Kılıçdaroğlu’nun mutedil propaganda tarzının ülke için ne kadar zaruri olduğu konusunda farkındalık oluştu ve farklı bir propaganda ve politik tarz imkanının varlığı Türkiye kamuoyuna gösterildi. Erdoğan ve idaresi, ülkeyi soktukları halin imkanları dahilinde propaganda yapmaktadır. Tüm gösterilere rağmen somutlaşamayan bu soyut propaganda, halka kemirmesi için tarihi hikayeler, kadim düşmanlıklar, savaş gemileri, insansız savaş araçları ve en önemlisi Erdoğan’ı vadetmektedir.