Rusya ve Putin’e yakınlığıyla bilinen İtalyan aşırı sağcı siyasetçi Matteo Salvini'nin Ukrayna-Polonya sınırındaki konuşması esnasında bir kişi Salvini'yi Moskova ziyaretinde giydiği ve üzerinde Putin'in resmi olan t-shirt'ü açarak protesto etti.
‘Hak’tan ve ‘adalet’ten çok ‘güç’e inananların ya da ‘güçlü’nün karşısında ‘haklı’nın yanında durma cesaretine sahip olmayanların baş vurduğu dil hileleri var. Bunları kullanarak, hem berbat ahlaki pozisyonunuza dışarıdan gelebilecek eleştirileri seyrelttiğinizi düşünüyorsunuz hem de altlarda bir yerde işleyip sizi rahatsız eden vicdanınızın sesini kısmış oluyorsunuz: “Hayır, ben haklının hakkını, mağduriyetini teslim ediyorum, fakat bir de gerçeklik diye bir şey var; ahlaki pozisyon başka ‘objektif analiz’ başka!”
“Dış politikada arka kapı politikaları yürütülebilir ama böyle yürütülmez. İşin daha önemlisi, Erdoğan’a yakınlığı ile bilinen Ethem Sancak’ın ‘NATO üyeliği eskiden kalma bir skandaldır’ beyanatı devlet kademesinden ‘Bu bizim görüşümüzü yansıtmıyor’ şeklinde yalanlanmadı da. Türkiye’nin Rusya’yı kızdırmaması, iyi geçinmeye çalışması son derece doğru. Ama bunu Ethem Sancak’ın yaptığı gibi yaltaklanarak yapmamak lazım. Türkiye’nin, ‘NATO üyeliğini sorgulayan bir hükümet’ izlenimini vermemesi lazım.”
Kamuoyu araştırmacısı İbrahim Uslu, bugün (8 Mart) Perspektif’te altı muhalefet partisinin ‘dost’ medyaya karşı tedbir alması gerektiğini yazdı: “Önümüzdeki süreçte 6’lı masanın Cumhur İttifakı kadar muhalefet medyası ve kanaat önderleri ile de uğraşmak zorunda kalacağı anlaşılıyor. Dolayısıyla masanın etrafında toplanan liderlerin ve onların kurmay heyetlerinin bu durumu göz önünde bulundurmalarında büyük yarar var. Aksi takdirde, şu ana kadar başlarına sık sık geldiği gibi, ‘dost’ medyada yer alan haber ve yorumlar nedeniyle ortaya çıkacak krizlerle mücadele etmekten kurtulamazlar.”
“Kadınların tesettürüyle uğraşılmayacağı, bedeniyle sömürülmeyeceği, her adımda arkasını kollamayacağı, boşandığında dul, ağladığında hor görülmeyeceği, market rafından aldığını gizlemeyeceği günlere alışacaksınız. Kendi ayakları üzerinde duran dağ gibi kadınlara alışacaksınız. Ya alışacaksınız, ya da ilk seçimde çekip gideceksiniz!”