Ne yapılabilir? Avusturya misali önümüzde. 1945’ten 1955’e kadar Avusturya 4 müttefik gücün (Sovyetler Birliği, ABD, İngiltere ve Fransa) işgali altındaydı. Bu işgal 1955’te bitti. Avusturya tarafsızlığını parlamento kararıyla kabul etti, anayasasına ekledi ve dört müttefik ülkeyle bir anlaşma yapıldı. Avusturya’nın azınlık haklarına riayet edeceğine dair bir güvence verildi. Şimdi Avusturya misalini değişik şartlara göre belki Ukrayna-Rusya krizine uyarlamak mümkün olabilir.
Muhalefetin “Yarının Türkiyesi” sloganıyla kamuoyuna sunulan ortak metninde Kürtlerin adı yok. Her alanda yaraların derinleşmesi, iktidarın ipin ucunu kaçırdığı ve artık sorun çözme becerisini yitirdiği düşüncesinin kökleşmesi muhalefete belki seçim kazandırabilir. Lakin muhalefet, Kürtlere güven telkin etmeden “Yarının Türkiyesi”ni inşa edemez.
Yani özetle seçim kanunlarındaki değişiklikler zamanı gelmiş fikirlerin önünde duramadı, süresi dolmuş iktidarların ömrünü uzatmadı, sandıktan çıkmayan oyun yerine geçemedi, siyasi mühendisliklere karşı alternatif siyasi mühendisliklerle çareler bulundu.
Son dönemde İngiltere Premier Ligi'ni izlediyseniz, maçlarda sıra dışı duraklamalar olduğunu fark etmişsinizdir.
Dahası, bunun oyuncuların sahada yaptıkları veya VAR incelemeleriyle de alakası yok.
Sahaya giren...
“Sayın Süleyman Soylu, soy ismi gibi soyludur, görevini de layıkıyla yerine getirmektedir. Türk polisi görevinin gereğini yapmış, Müslüman görünümlü bir avuç münafığa, sokakları karıştırmak isteyen sayıca küçük bir azınlığa Türk devletinin yaptırım gücünü göstermiştir. Bütün emniyet teşkilatımızı hassaten kutluyor, özellikle Adana’da görev yapan her polisimizin tertemiz alınlarından öpüyorum.”