Afganistan: Görev başarılamadı (mission not accomplished)

“Afganistan’a ulus devlet kurmaya gitmedik” diyor Biden. E, anladık zaten, kabile geleneğinden gelen bir ülkede ulus devlet kurmaya çalışmak herhalde akıl kârı değil. İyi de o zaman “Afganistan’a gittin, Taliban’ı zayıflattın, Usame Bin Ladin’i öldürdün, El Kaide’yi dağıttın da niye 20 sene kaldın?” demezler mi?

1980’lerin sonu, 90’ların başı, PKK’nin Güneydoğu Anadolu’da en aktif olduğu yıllardı. Akşam haberlerinde ‘PKK ile çatışmada kaç köylü öldü, kaç asker şehit oldu’nun günlük listesi verilirdi.

Bunu şimdi söylediğimde evdekiler “hadi canım nerden çıkarıyorsun” diyorlar ama o zamanlar İstanbul’da ilkokul öğrencisi olan ben, bu haberlerle yatıp kalkmaktan olsa gerek, PKK bizim mahalleyi bassa ben nereye saklanırım acaba diye A ve B planları yapardım. Yaşım biraz ilerlediğinde evdeki akşam sofrası siyasi tartışmalarına katılmaya başladım ve siyaset bilimine dair ilk bilgilerimi liseden ya da üniversiteden değil evdeki sohbetlerden aldım.

Bazıları ders niteliğinde olsa gerek ki aradan yıllar geçmesine rağmen ne ben unutmuşum ne de bu dersler geçerliliğini yitirmiş. Babamın verdiği ilk siyaset bilimi dersi: Gerillaya karşı savaş düzenli ordu ile kazanılmaz! Hatta o düzenli ordu gerilla taktikleri uygulasa da olmaz.

Budur.

Sene 2021, daha bunun aksinin kanıtlandığını görmedim. Bugün Afganistan’da olup bitenler de işte bu dersi kaçırmış olanların yaptıklarının sonucu.

Afganistan’dan gelen görüntüler, insanların hareket halindeki uçaklara asılmaları, pasaportsuz, biletsiz ülkeden hava yoluyla kaçmak için (o da eğer Kabil’de iseler) havaalanına hücum etmeleri, patlayan silahlar, askerlerin çaresizliği…

Tarih 8 Temmuz, 2021. Başkan Joe Biden’a Beyaz Saray’da gazeteci bir arkadaşımız soruyor: “Amerikan askerlerinin çekilmesiyle Afganistan’ın Taliban’ın eline geçmesi kaçınılmaz mı?”

Başkan’ın yanıtı: Hayır.

Gazeteci: Neden?

Başkan: Çünkü 300 bin kişilik Afgan ordusunun elinde dünyanın diğer gelişmiş ordularının elindekiyle eşit kalitede askeri malzeme var. 75 bin kişilik Taliban kuvvetlerine karşı kaçınılmaz bir durum yok.

Eyvah eyvah diyorum. Bütün o gelişmiş askeri malzeme Taliban’ın eline geçti bile!

Başka bir soru geliyor: Sayın Başkan, Amerikan istihbarat çevreleri Amerikan askerlerinin çekilmesi halinde ülkenin Taliban’ın eline geçeceği analizinde bulundu. Siz ne diyorsunuz?

Başkan: Bu doğru değil.

Allahım şaka gibi!

En acı soruyu sona sakladım.

Gazeteci: Bazı Vietnam gazileri Amerikan askerlerinin çekilmesi halinde Afganistan’da Vietnam Savası sırasında yaşanan görüntülerin tekrarlanacağını söylüyor. Siz bir benzerlik yaşanacağını tahmin ediyor musunuz?

Başkan: Hayır. Kesinlikle olmaz öyle şey.  Vietnam’da (Kuzey Vietnam askeri) birlikleri Amerikan Büyükelçiliği’nin kapısını kırmaya çalışıyordu. Taliban ile Kuzey Vietnam ordusu birbiriyle karıştırılmasın.  Öyle Vietnam’da olduğu gibi elçilik binasının çatısından insanları kaçıracağımız senaryolar olmayacak.

Yok ama bu sefer havalanmakta olan uçakların kapısına ve kanadına asılan insan görüntüleri olacak.

Amerika Afganistan’a 11 Eylül 2001 saldırıları sonrası El Kaide’yi yok etmek ve liderleri Usame Bin Ladin’i bulmak için girdi. Arada teröristleri Afganistan’da barındıran Taliban’ı temizlemeyi de görev bildi.

‘Afganistan’a ulus devlet kurmaya gitmedik’ diyor Biden. E, anladık zaten, kabile geleneğinden gelen bir ülkede ulus devlet kurmaya çalışmak herhalde akıl kârı değil. İyi de o zaman ‘Afganistan’a gittin, Taliban’ı zayıflattın, Usame Bin Ladin’i öldürdün, El Kaide’yi dağıttın da niye 20 sene kaldın?’ demezler mi?

Başkan George W. Bush 11 Eylül sonrası Taliban’ı ilk vurduğunda savaşı uzatacağına, Taliban ile müzakereye otursaydı bugün Afganistan’da durum çok farklı olabilirdi.

Siyaset bilimi dersi #2: Gerilla ile savaş kazanmanın en sağlam yolu, bu tür grupları diplomasi ve müzakere ile siyasi gruplara dönüştürmek. O zaman savaş, savaş meydanlarında kan dökerek değil, sandıkta halk tarafından çözülür.   

Amerika’nın eline Taliban’la savaşı diplomasi ile çözmek için başka fırsatlar da geçti. Taliban’ın eski lideri Ahtar Mansur Amerika ile müzakere masasına oturmak isteyen pragmatik ve barış yanlısı bir lider olarak tanınıyordu. Mansur 2016 yılında Pakistan’da Amerikan hava saldırısında öldürüldü. Amerikan istihbaratçıları karalar bağladı ama bundan kimsenin haberi olmadı.

ABD ve NATO, 300 bin kişilik Afgan ordusunu eğitip donattıysa, nerede şimdi bu askerler? Hepsi silahlarını bırakıp teslim oldu. Ulus devlet kurmadan, ulusa ordu yapılır mı? İngilizcede, hamleyi yararsız sonuçlar üretecek biçimde yapmak anlamında bir deyim vardır: “Putting the cart before the horse”. Amerika’nın yaptığı aynen bu oldu. Taliban’a gayet donanımlı 300 bin kişilik eleman bırakıldı. 

Başkan Biden şu anda ben bu satırları yazarken canlı yayında konuşuyor. ‘Bizim amacımız Amerika’ya yönelik terör saldırısını önlemekti’ diyor. Bakalım Amerikan ordusu tarafından eğitilmiş Afgan askerleri zorla ya da kendi iradeleriyle Taliban’a katıldıklarında, ellerindeki son model ekipmanla Amerika’ya karşı yeni terör saldırıları düzenleyecekler mi düzenlemeyecekler mi?

Amerikan halkına şimdi sorduğunuzda, çoğunluk Amerika’nın Afganistan’dan çekilmesini destekleyecektir. Hatırladıkları, Afganistan’da son 20 yılda 2 bin 500 Amerikan askerinin ölmüş olması. 20 yıl içinde Afganistan’dan televizyon ekranlarına yansıyan görüntüler zaman içinde azaldıkça azaldı. Kimse orada yaşanan can pazarının farkında değil. Akıllarda sadece ölü asker sayısı var. Ama bakalım Taliban’ın kadınlara, kızlara, çocuklara yaptığı zulüm ekranlara yansıyınca halkın tepkisi ne olacak?

Biden, “Ben bu problemi benden sonraki nesillere ve benden sonraki yönetime bırakmam” diyor. 

Fakat o istese de istemese de Afganistan problemi gelecek kuşakların sadece sorunu değil, sorumluluğu olmaya devam edecek.

Önceki İçerikHiç hata yapmayanların ülkesi
Sonraki İçerik“20 yıl önceki halimizle aramızda devasa bir fark var”