TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, fon soruşturması kapsamında tutuklanan Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel’in 1 Ekim 2026 tarihli savcılık ifade tutanağını gündeme taşıdı. Şık, Özel’in ifadesinde Özata Denizcilik (OZATD) ve Tera Finansal Yatırımlar Holding (TRHOL) hisselerindeki işlemleri ekonomik beklentilerle açıkladığını, fonlardan para çıkışlarını ise ödeme ve saklama kuruluşlarıyla yaşanan sorunlara bağladığını belirtti.
Şık, savcılığın Özel’e Fatma Betül Sayan Kaya ile AKP ve devlet bürokrasisindeki isimler hakkında soru yöneltmediğini öne sürerek soruşturmanın kapsamını eleştirdi. Özel ise ifadesinde manipülasyon suçlamalarını kabul etmediğini, hisse alım satımlarına ilişkin talimat vermediğini ve herhangi bir menfaat elde etmediğini savundu.
Erdin Özel’in savcılık ifadesinin tam metni:
“İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı – Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu
Soruşturma No: 2026/149004
Sorgulama Tutanağı (Şüpheli İçin)
İfade veren: Erdin Özel
Müdafileri: Mesut Sinan Çolak ve İsmail Çınar
İfadenin alındığı yer: Cumhuriyet Savcısı Odası
Tarih: 1 Ekim 2026
İfade verene yüklenen suç anlatıldı. Müdafi seçme ve hukuki yardımından yararlanma hakkı, müdafiin ifade sırasında hazır bulunabileceği, yakınlarından istediğine yakalandığının bildirileceği, isnat edilen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğu ve şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği hatırlatıldı.
Haklarını anladığını ve kendi seçtiği müdafiler eşliğinde ifade vermek istediğini söylemesi üzerine ifade alma işlemine geçildi.
Genel savunması
SORULDU: Yukarıda beyan etmiş olduğum kimlik bilgileri doğrudur.
Öncelikle manipülasyon suçlamasını kesinlikle kabul etmiyorum. Hisse fiyatını yapay biçimde yükseltmek, alıcı varmış gibi görüntü oluşturmak veya gün sonu fiyatını değiştirmek amacıyla talimat vermedim. Böyle bir amaçla yapılan toplantıya katılmadım. Fonların alım satım emir sisteminde kullandığım kullanıcı adı ve şifrem yoktu. Fiyat veya alım miktarı yönünde talimat vermedim.
Özata Denizcilik (OZATD)
Tera Portföyün kurumsal yapısında alımlar ve satımlar tek kişinin ya da belirli bir kişinin fikri, yönlendirmesi, emri veya talimatıyla gerçekleştirilmez. Tera Portföy ciddi bir kurumdur. Her kurumda olduğu gibi organları, birimleri ve bunların görevleri vardır. Her organ kendisine bakan yönü itibariyle araştırmalarını yapar, fizibilite raporlarını oluşturur ve ortaya çıkan netice raporları ilgili organlar tarafından değerlendirme hâline getirilerek bu değerlendirmeler ve raporlar gereği alımlar yapılır.
Bütün alımların araştırma raporu bulunmaktadır. Bu raporlar ve bu raporların dayanağını oluşturan çalışma disiplinini gösteren bilgiler sayın savcılığınız tarafından kurumdan talep edilebilir. Dolayısıyla bu kadar profesyonel bir sistemin herhangi bir kişinin talebi, talimatı veya emri uyarınca kişi bazlı dışına çıkılması mümkün değildir.
Görevde olduğum süre içerisinde yapılan alımların tamamında bu kurum disiplini uygulanmıştır. Aksi bir durum olsaydı, yani yatırım ve pay alımlarına ilişkin herhangi bir kişinin bir baskısı, talimatı veya kurgusu olsaydı muhakkak görevimden istifa eder, bu durumu ilgili yerlere de bildirirdim.
Özata hissesinde de aynı kurumsal sistem ve çalışma disiplini takip edilerek PYS bünyesinde alım gerçekleşti. Nitekim ilgili raporlardan hatırladığım kadarıyla ilgili organlar tarafından hazırlanan araştırma raporunda Özata Denizcilik’in işlemleri ve yeni aldığı işler hakkında KAP’ta yayınladığı duyurular bulunuyordu.
Alımlar yapıldıktan sonra da şirketin finansal yapısındaki güçlenmeler devam etti. Ardından şirket KAP’ta duyuru yaparak askerî tersane ile birleşme kararı aldığını açıkladı. Bu sayede şirkete olan güven arttı ve şirket değerlendi. Yanlış hatırlamıyorsam şirket Temmuz ayında 4 buçuk milyon dolara yakın yeni iş ilişkisi yayınladı KAP’ta. Şirketin değeri artmaya devam etti.
Ardından 11 Eylül 2026 tarihinde ana ortak Ataseven Denizcilik tarafından 2.100.000 adet payın borsada işlem gören tipe dönüştürülmesi için süreç başlatıldığı açıklandı. Bu açıklamanın piyasada yüksek miktarlı potansiyel arz beklentisi oluşturduğunu düşünüyorum, yüksek arzın sonucu da pek tabii olarak fiyatların düşmesi sonucunu doğurur.
Hemen bir gün sonra İsmail Saymaz tarafından yapılan haber sonrasında Pusula olayı yaşandı ve bununla birlikte tüm borsada fiyatlarda çok ciddi bir düşüş oldu.
Özata hissesiyle ilgili olarak kesinlikle kurum ve/veya şahsi olarak hiçbir şekilde manipülatif işlemlerde bulunmadık, hiçbir menfaat elde etmedik. 2026/65 sayılı ve 25/09/2026 tarihli SPK Bülteni yayımlandığında ismimi görünce çok şaşırdım. Çünkü ilgili bültende ve SPKn m.107/1’de belirtilen fiiller bakımından hiçbir işlemim olmadı. Ayrıca kati surette herhangi bir menfaat de elde etmedim.
Buna rağmen avukatıma danıştım ve lehe olan hükümlerden faydalanmak amacıyla takip eden ilk iş gününde 28/09/2026 tarihinde, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla m.107/3 uyarınca ilgili tutarda ödeme yaparak etkin pişmanlığa başvurdum.
Sonrasında 30/09/2026 tarihinde avukatlarım aracılığıyla SPK’ya başvurarak ÖZATD kapsamında herhangi bir menfaat elde edip etmediğime dair tespit olup olmadığı konusunda tarafıma bilgi verilmesini talep ettim. Bunları dosyaya ibraz ediyorum.
Tera Finansal Yatırımlar Holding (TRHOL)
Önceki açıklamamda belirttiğim gibi Tera Portföy kurumsal yapısında araştırma ve beklenti önceliği vardır. TRHOL hissesi Tera kurumsal yapısında önemli bir şirkettir. Yapılan açıklamalarda da görüleceği üzere Tera grubuna ait finans grubu şirketleri “Tera Finansal Yatırımlar Holding (TRHOL)”ün altında toplanacağı belirtilmişti.
Kurumun bu şirketteki amacı ve hedefi, şirketin faaliyetinin genişletilmesiydi. İlgili açıklamalarda bahsedilen şirketler eklenince çok büyük bir değerin ortaya çıkacağı öngörülmüştür. Bu hissede Tera Portföy olarak kurumsal anlamda yatırımların yapılmasıyla pozitif bir yön alınacağı öngörüldüğü için yatırım yapılmış ve gerekli bilgilendirmeler fon raporu ve KAP duyuruları yatırımcılarımıza duyurulmuştur.
Bu hissede de hiçbir şekilde manipülatif işlemimiz olmamıştır. Aksine Tera Portföy değer yatırımı ve beklenti yatırımı yapmıştır.
2026/66 sayılı ve 28/09/2026 tarihli SPK Bülteni yayımlandığında ismimi görünce çok şaşırdım. Çünkü ilgili bültende ve SPKn m.107/1’de yazılı hiçbir işlemim olmadı. Ayrıca kati surette herhangi bir menfaat de elde etmedim.
Buna rağmen avukatıma danıştım ve lehe olan hükümlerden faydalanmak amacıyla hemen ertesi gün 29/09/2026 tarihinde, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla m.107/3 uyarınca ilgili tutarda ödeme yaparak etkin pişmanlığa başvurdum.
Hatta 30/09/2026 tarihinde avukatlarım aracılığıyla SPK’ya başvurarak TRHOL kapsamında herhangi bir menfaat elde edip etmediğime dair tespit olup olmadığı konusunda tarafıma bilgi verilmesini talep ettim. Bunları dosyaya ibraz ediyorum.
Fon ödemeleri ve repo işlemleri
Portföy şirketleri nezdinde takip edilen fon hesaplarında ilgili yöneticiler tarafından fon dengelemelerinin takip edilmesi, gelir dengesinin korunması amacıyla mevzuat tarafından izin verilen repo işlemleri yapılmaktadır. Bu işlemlerin her biri yasal mevzuat ve limitler dahilinde repo ve ters repo işlemleri yürütülür. Bunlar sürekli olarak ilgili kişiler tarafından SPK ve saklayıcı kuruluşa bildirilir.
Tera Portföy kurumsal sistemi ve organlar arasındaki işbirliği uyarınca fon yönetimi konusunda başarısıyla farkını ortaya koymuş bir kurumdur; bugüne kadar ödemelerini temerrüde düşmeden yerine getirmiştir.
Son yaşanan olay bakımından piyasadaki medya algısı, gazeteciler tarafından yapılan haberler ve bunların doğal bir sonucu olarak yatırımcılar nezdindeki korku sonrasında yaşanan likidite sıkıntılarının yansıması nedeniyle 300 milyar Türk lirası tutarında çıkış talebi gelmiştir.
Bu talepler alındıktan sonra Tera Portföy olarak bir günde ilgili saklama ve operatör kuruluşuna ödeme emri fon yöneticimiz tarafından verilmiştir. Ancak ilgili saklama ve operatör kuruluşları tarafından yönetimin talebine rağmen ödeme yapılmadığı anlaşılmış ve bu durum nedeniyle zorunlu olarak temerrüt yaşanmıştır.
ÖZATD ve TRHOL’e ilişkin yaptığım açıklamalar SPK ve savcılığınız tarafından inceleme konusu yapılacak diğer işlemler için de geçerlidir. Kurumumuzun yaptığı yatırımlardaki olumlu etkiler manipülasyon değildir. Şirketin ciddi bir itibarı olduğundan, alım yapmayı uygun gördüğü yerlerin de başarıları takip edildiğinde yatırımcıların da bu şirketlere yönelimi olmuştur.
Hatta Telegram gibi yerlerde Tera’nın yatırımlarının takip edilerek vatandaşlara da üçüncü kişiler tarafından yatırım tavsiyesi verildiği yönünde iddialar vardı. Bu iddialar sebebiyle Tera Portföy onlarca suç duyurusunda bulunmuş, birçok hesaba erişim engeli getirilmesini sağlamıştır.
Hatta “Erdin Özel” adına birkaç tane Telegram hesabı açılması girişiminde bulunuldu, onları öğrenir öğrenmez derhal suç duyurusunda bulundum. İlgili kayıtlar talep edilmesi hâlinde avukatlarım tarafından dosyaya sunulacaktır.
Görülecektir ki biz manipülasyon yapmadık, aksine manipülasyonu engellemeye çalıştık ve engelledik şikâyet ederek. Buna rağmen manipülasyonla suçlanmamız kabul edilemez.
Tera Portföy’ün ciddi bir kurum olduğunu, kararların kurumsal titizlikle alındığını, alım-satımların gerçek bir iradeye dayandığını, herhangi bir manipülasyon ya da menfaat temin etme merkezli işleme izin vermeyen bir kurumsallıkta çalışıldığını tekrar vurgulamak isterim. 16 Eylül itibarıyla ortaya çıkan sonuç, piyasadaki dalgalanmaların ve domine etkisinin bir sonucudur. Sürecin en baştan bu sonucu hedefler şekilde kurgulandığını söylemek kabul edilemez.
Yabancı fonlar ve Yahya Suna
SORULDU: Aurelius, Rubellus, Shield ve Spectra gibi yabancı fonlar ve Yahya Suna isimli kişi ile ilgili bildikleriniz nedir?
CEVABEN: Kendisi Avusturya vatandaşıdır. İsviçre ve Avusturya’da yaşar. Sık sık Türkiye’ye ziyarete gelir. Bahsettiğiniz yabancı fonlar Yahya Suna’nın fonlarıdır. Halka arzlardan yabancı olarak hisse alır. Piyasada büyük yabancı fonu olan Türk yatırımcılardandır.
SORULDU: PSI isimli fon hakkında bildikleriniz nelerdir? İlgili kişilerle irtibatınız var mı?
CEVABEN: PSI fonu bildiğim kadarıyla Lüksemburg’da kurulu bir fondur. Türkiye’de yabancı yatırımcı kategorisinde sınıflandırılır ve halka arzlara katılır. Bildiğim kadarıyla Tera’nın yapmış olduğu halka arzlara da katıldı. Erol Demirbaş olarak hatırladığım bir yatırımcı üzerinden irtibattaydık. Yabancı görünümünde halka arzlardan hisse almaktadır.
SORULDU: Türkiye’de bu şahsın irtibatta olduğu başka kimler vardır?
CEVABEN: Bildiğim kadarıyla armatördür kendisi. Borsadaki bütün büyüklerle tanıştığını duydum. Özellikle Namık Kemal Gökalp ve Enver Çevik’le de ilişkisi olduğunu duydum.
Serbest bırakılma talebi
Suçlamaları kabul etmiyorum. Samimi beyanlarda bulundum. Sorduğunuz sorulara açık yüreklilikle doğru cevaplar verdim. Kendim bizzat teslim oldum, maddi gerçek ortaya çıkarılsın. Kaçma düşüncem olsa teslim olmazdım. Adalete güvendim ve teslim oldum.
22 Eylül itibarıyla şirketteki görevlerimden istifa etmiş olduğum için delil karartma şüphem de bulunmamaktadır. Bu nedenle serbest bırakılmamı ve hakkımda takipsizlik kararı verilmesini talep ediyorum.
Müdafilerin savunması
Müvekkilimizin ifadelerine katılıyoruz. Ortada ciddi bir kurum ve profesyonel işleyen bir sistem var. Müvekkilimiz, kendisinin de ifade etmiş olduğu gibi Tera Portföy’de yönetim kurulu başkanı olup imza yetkisi bulunmamaktadır. Ancak 22.09.2026 itibarıyla zaten bu görevlerinin tamamından istifa etmiş bulunmaktadır. İstifa ile ilgili belgeleri bilahare teslim edeceğiz.
Müvekkilin şirketlerde bulunduğu süre içerisinde şirketlere olan bağının düzgün bir şekilde oluşturulması gerekir. Ortada inkâr edilemez bir gerçek bulunmaktadır. Bu gerçek, müvekkilden bağımsız olarak gelişen olaylar silsilesi sonucunda müvekkilin daha önce görev yapmış olduğu şirketin temerrüt ilan etmesiyle neticelenen bir olayın bulunmasıdır.
Gelinen neticeye giden süreçte muhakkak kötü bir niyet, muhakkak bir suç vardır denemez. Aksi takdirde bu bir niyet okuma olur. Ayrıca bir suç işlendiği, suç teşkil eden bir fiilin bulunduğu iddiası varsa bu suçun failinin müvekkil olmadığı ortadadır. Nitekim somut veriler hem bunu açıkça göstermekte hem de aksini işaret eden herhangi bir delil bulunmamaktadır.
Az evvel müvekkilime yöneltilen sorulardan müvekkilimin şahsına yönelik somut bir delil ortaya konulamamıştır. Zira kendisine belirli bir suç teşkil ettiği iddia edilen fiile yönelik, o fiili icra ettiğine ilişkin herhangi bir tespit bulunmamaktadır. Sadece sürece ilişkin değerlendirme ve sürecin müvekkille bağlantısını ortaya koymaya dönük sorular sorulmuştur. Biz müvekkilin bu konuda vermiş olduğu cevaplara katılıyoruz.
Müvekkilin şirketteki pozisyonu daha önce Pera’yı devretmesiyle başlamış ve kurumsal hafızanın devamlılığı yönündeki rica sebebiyle taraflar arasında sağlanan mutabakat gereği Tera Portföy’de geçici olmak kaydıyla görev üstlenmiştir. Bu nedenle geçici olarak rica sebebiyle bulunduğu bu şirketin günün sonunda ciddi çıkış hacimlerini karşılayamama nedeniyle temerrüde düşmesinin müvekkille isnat edilen bir suç olarak yorumlanması, müvekkilin bu oluşan durumdan sanki suçluymuş ve bu suçun failiymiş gibi yargılanması hem müvekkilin şahsını hem ailesini hem itibarını ciddi anlamda zedelemektedir.
Ayrıca SPK’nın bildirdiği somut bir rapor tarafımıza gösterilmemiştir. Bu nedenle etkin savunma hakkımız da kısıtlanmıştır. Zira varsa raporda ileri sürülen görüşlerin müvekkille hangi açıdan, ne yönde bağlandığına ilişkin somut bir tespit tarafımızca yapılamamıştır. Bu nedenle savunmanın etkin yapılabilmesi için SPK’nın göndermiş olduğu raporun mutlaka bize gösterilmesi ve bizim buna göre savunma yapmamız yönünde tarafımıza imkân tanınması gerekir. Eğer bize isnat edilen bir fiil varsa bunun bize somut belge ve gösterilmesi gerekir ki biz gerekli izahatı yapmış olalım.
Öte yandan müvekkilin şirketteki pozisyonu imza yetkisi olmayan ve icra kurulunda bulunmayan yönetim kurulu üyeliğinden ibarettir. Yönetim kurulunun kendi arasındaki görev dağılımında kendisine başkanlık sıfatı verilmesinin yetki ve sorumluluk bakımından sonucu bulunmamaktadır.
Ceza hukukunda suçta ve cezada şahsilik ilkesi geçerlidir. Herhangi bir fiilin suç teşkil ettiği iddia ediliyorsa şahsın gereği bu fiilin failinin kim olduğunun şüpheye mahal bırakmayacak şekilde somut delillerle ortaya konulması gerekir. Zanla, sosyal medyanın veya toplumun baskısıyla birinin adeta günah keçisi ilan edilmesi doğru bir hukuki yaklaşım olmayacaktır. Bu nedenle müvekkilin sırf yönetim kurulu başkanlığı şeklinde bir görevinin bulunması nedeniyle şüpheli olarak yargılanması kabul edilemez.
Bu nedenle müvekkilin herhangi bir onayının olmadığı, imzasının olmadığı, talimatının olmadığı, emir verme, emri iptal etme, alım yapma, satım yapma süreçlerine dâhilinin olmadığı, dolayısıyla sürece faal, etkin bir dâhlinin olmadığı bir noktada müvekkilin bu fiillerin faili olarak nitelendirilmesi imkânsızdır. Bu nedenle mesele önce fiilin suç teşkil edip etmediği üzerinde yoğunlaşmalıdır. Ortada mevzuata uygun bir şirket ve buna uygun yürütülen bir süreç vardır.
Bu nedenle meselenin sürecin tamamının gözden geçirilerek ele alınmasında yarar vardır. Temerrütle sonuçlanan sürecin tamamında birilerinin organize, kasıtlı, kusurlu bir şekilde bilerek isteyerek bu sonucu doğurmaya çalıştığı yönünde değerlendirme yapılamaz.
Sürecin doğru anlaşılması adına meselenin müvekkil lehine mi aleyhine mi olduğunun net tespiti adına bir iki husus daha açıklamakta yarar görüyoruz. Ortada domino etkisi olarak nitelendirilebilecek bir durum vardır. Pusula adlı şirketin içine girdiği durum sizin de malumunuzdur. Pusula’daki bu iniş çıkışların domino etkisi yaratarak Tera’yı da etkilemeye yönelik ciddi etkisi olduğu kabul edilir ve inkâr edilemez bir gerçektir.
Eğer Pusula’daki bu domino etkisi sebebiyle Tera’nın suçlu bulunması kabul ediliyorsa Tera’nın temerrüde düşmesi sebebiyle de daha sonra birçok fon ciddi anlamda etkilenmiş, onlarda da ciddi çıkışlar olmuştur. Bu durumda onların da tamamının bu süreci yönettiği şeklinde bir sonuç çıkarmamız lazımdır ki bu akla mantığa aykırıdır. Bu nedenle sürecin en başından itibaren titizlikle takip edilerek kusurlu varsa bunun bulunması, yoksa da bunun bir sistemsel sorun olarak kabul edilmesi gerektiği yönünde bir kanaatimizi belirtmek istiyoruz.
Müvekkil her ne kadar suçlu olmasa da iyi niyet göstergesi olarak etkin pişmanlıktan yararlanmak için asgari koşullarda ödemeleri yapmıştır. Müvekkilin bu ödemeleri yapmadaki kastı da esasen bellidir. SPK tarafından yayımlanan bültenlerde müvekkilin ismi açıkça yer alarak ve ifşa edilerek, ayrıca o bültenlerde 15 gün içerisinde ilgili meblağın yatırılması yönünde sanki bir zorunluluk olduğu intibaı uyandırılarak bunun yatırılması gerektiği yönünde bir algı oluşturulmuştur.
SPK’nın müvekkilin ismini vererek “500 bin lira yatır yoksa ceza alırsın” şeklinde imalı bir açıklama yapması müvekkil açısından bu paranın yatırılmasının riski önlemek ve tedbir amaçlı yatırımının mantıklı olduğu yönünde görüş oluşturmuştur. Bu herhangi bir menfaat elde edildiği veya manipülasyon yapıldığı anlamına veya suçun kabul edildiği anlamına hiç gelmemelidir. Nitekim menfaat tespitine ilişkin olarak SPK’ya dilekçe sunulmuş, müvekkilin herhangi bir menfaat temin edip etmediğine dair bilgi istenmiştir.
Ayrıca müvekkil, X adlı platformda kendisi hakkında gördüğü tweetler sonrasında kolluk tarafından kendisi ile herhangi bir iletişim kurulmadığı hâlde bizzat gelip teslim olmuştur. Bu durum kaçma şüphesinin olmadığını, suç işlediği yönünde iddialara itimat etmediğini, günün sonunda aklanacağını düşünerek ve adli makamlara duyduğu güven sebebiyle gelip teslim olduğunu göstermektedir.
Hem görevlerinden istifa etmiş olması nedeniyle delil karartma şüphesi ve imkânının bulunmaması hem de bizzat teslim olarak kaçma şüphesinin bulunmaması nedenleri ile müvekkilin tutukluluğa sevk edilmemesini ve hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesini talep ediyoruz.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 147’nci maddesinde yazılı hususların yerine getirilmesinden sonra tutanak okunup ifade veren ile hazır bulunanlar tarafından imza altına alınmıştır.
Tutanak tarihi: 01/10/2026
Cumhuriyet Savcısı Rahim Burak Demir, zabıt kâtibi Alper Memiş, şüpheli Erdin Özel ve müdafileri Mesut Sinan Çolak ile İsmail Çınar tarafından imzalanmıştır.”
Ahmet Şık’ın tweeti şöyle:
“AKP ve devlet bürokrasisindeki vurguncuları fon soygununa dahil eden aracı kişi olduğu öne sürülen Erdin Özel kısa, önceden çalışılmış savcılık ifadesinde hiçbir şey söylememiş desek yeridir.
Zaten savcılık da merak edip bir şey sormamış.
Milyarlarca liralık fonları yöneten bir portföy yönetim şirketinin SPK lisansı olmayan yönetim kurulu başkanı iken tutuklanan Erdin Özel önceden çalış(tır)ıldığı belli olan savcılık sorgusunda kararların kurumsal süreçlerle alındığını vurgulama, hisse yatırımlarını ekonomik beklentilerle açıklama ve fon ödemelerindeki aksaklıkları operasyonel sorunlarla ilişkilendirme çerçevesiyle kendi sorumluluğunu bu üç alanda sınırlandırmaya çalışmış.
- Özel, ifadesinde Tera Portföy’de alım-satım kararlarının tek bir kişinin fikri, yönlendirmesi, emri veya talimatıyla alınmadığını; araştırma raporları, fizibilite çalışmaları ve ilgili organların değerlendirmeleri doğrultusunda işlem yapıldığını söylüyor.
Kararların kurumsal bir süreçten geçmiş olması işlemlerin kendiliğinden manipülasyondan uzak olduğunu kanıtlamayacağı gibi savcılık bu savunmanın gerçeği yansıtıp yansıtmadığını ortaya koyacak olan;
- Hisselerin alınması kararından önce hazırlanan araştırma ve değerleme raporları,
- Alım kararını veren komite veya yetkili kişilerin kayıtları,
- Fon yöneticileri, yatırım komitesi ve işlem masası arasındaki yazışmalar,
- Emir kayıtları, kullanıcı erişim kayıtları ve işlem zaman damgaları,
- Farklı fonların aynı hissede, aynı gün veya birbirini izleyen günlerde gerçekleştirdiği işlemlerle ilgili kayıtları/belgeleri araştırılacak mıdır?
Ve daha önemlisi bu raporların gerçekten işlem öncesinde hazırlanıp hazırlanmadığı, kararlara dayanak oluşturup oluşturmadığı ve gerçekleşen işlemlerin bu raporlarla tutarlı olup olmadığına da bakılacak mıdır?
Savcılık sorgusunda konunun bu kısmı merak edilmemiş ve herhangi bir soru yöneltilmemiş ama bir hisseye yönelik alımların ardından fiyat yükselmişse;
- Alımların büyüklüğünün şirketin finansal verileriyle uyumlu olup olmadığı,
- Fonların alım gücünün fiyatı ne ölçüde etkilediği,
- Aynı yöndeki işlemlerin koordineli olup olmadığı,
- Fiyat yükselişinden hangi hesapların hangi tarihlerde yararlandı(rıldı)ğı gibi soruların peşine düşülecek midir?
- Erdin Özel hakkında, 25 Eylül 2026’da SPK’nın Özata Denizcilik (OZATD) hisselerindeki işlemler nedeniyle suç duyurusunda bulunulmasına ve iki yıl işlem yasağı uygulanmasına karar verilmişti. Özel, ifadesinde OZATD bakımından manipülatif işlem yapmadığını ve menfaat elde etmediğini savunmuş. Ayrıca 25 Eylül 2026 tarihli SPK Bülteni’nden sonra 28 Eylül’de etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak amacıyla 500 bin TL ödeme yaptığını ve 30 Eylül’de SPK’ye başvurarak menfaat elde edip etmediğinin bildirilmesini istediğini söylüyor.
OZATD yatırımlarını Özel, şirketin faaliyetleri ve gelecekteki büyüme beklentileri üzerinden açıklamış. İfadesinde şirketin finansal yapısının güçlendiğini, askerî tersaneyle birleşme kararının açıklandığını ve ardından ana ortak Ataşev Denizcilik’in 11 Eylül 2026 tarihinde 2,1 milyon adet payın borsada işlem gören tipe dönüştürülmesi için süreç başlattığını belirtiyor.
Özel’in iddiasına göre bu açıklama piyasada potansiyel arz beklentisi yarattı; ertesi gün yayımlanan bir haberin ardından yaşanan düşüş de hisse fiyatlarını etkiledi.
Fonlar önemli açıklamalardan önce mi pozisyon aldı? Alımlar hangi kaynakla finanse edildi? Satışlar varsa kimlere yapıldı? Fonların işlemleri, şirket ortaklarının veya diğer hesapların işlemleriyle örtüştü mü? gibi bir dizi sorunun yanıtının verilmesi gerekiyor.
Ayrıca;
- Birleşme kararı ve şirketin finansal durumuna ilişkin açıklamalar gerçek ve doğrulanabilir olaylar ancak bunların hisseye hangi değeri kazandırdığı inceleme konusu edilecek mi?
- Fonların hangi tarihte, hangi fiyatlardan ve ne kadar alım yaptığı; bu alımların günlük işlem hacminin ne kadarını oluşturduğu araştırılacak mı?
- Fonların, şirket ortaklarının ve bağlantılı hesapların işlemleri birlikte incelenecek midir?
- Yalnızca fiyatın yükselmesi değil, yükselişten kimlerin hangi işlemlerle yararlandığı, yani kazanç ve menfaatin kimlere gittiği net olarak belirlenecek midir?
- Özel, Tera Finansal Yatırımlar Holding (TRHOL) için de benzer bir savunma yapmış. Tera grubunun finans şirketlerinin bu yapı altında toplanması ve faaliyetlerin genişletilmesi beklentisinin yatırım kararında etkili olduğunu belirtiyor. Bu yatırımın nedeni de şirketin gelecekteki değer artışı beklentisi.
Bir şirketin büyüyeceği beklentisiyle hisse satın almak olağan bir yatırım davranışı olarak açıklanabilir. Ancak aynı hisseye yönelen çok sayıda fonun alımları fiyatı olağandışı biçimde yükseltiyorsa işlemlerin ekonomik gerekçesi ve koordinasyon durumu incelenmeyi hak ediyor.
Fonların TRHOL pozisyonlarının gün gün değişimleri, alım-satım işlemlerinin fiyat ve miktar dökümleri, fonların toplam varlıkları içinde TRHOL’ün ağırlığı, ilgili dönemdeki şirket açıklamaları ve bunların işlem zamanlarıyla ilişkisi, fonlar, portföy yönetimi şirketi ve diğer hesaplar arasındaki emir ilişkileri gibi başlıkların araştırılıp araştırılmadığını hep birlikte göreceğiz.
- Özel’in ifadesinin en önemli bölümlerinden biri fon ödemelerine ilişkin açıklamalar. Özel, portföy şirketlerinde fon dengelerinin korunması amacıyla repo ve ters repo işlemleri yapıldığını, bunların mevzuat çerçevesinde yürütüldüğünü ve ilgili kurumlara bildirildiğini söylüyor. Ardından yaşanan gelişmeleri şöyle açıklıyor:
- Medyada çıkan haberler ve yatırımcılar arasındaki korku nedeniyle fonlardan para çıkışı talepleri oluştu.
- Bu taleplerin toplamı yaklaşık 300 milyar TL’ye ulaştı.
- Saklama ve operatör kuruluşlara ödeme emirleri fon yöneticisi tarafından verildi.
- Ancak ilgili kuruluşlar, yönetimin talebine rağmen ödemeleri gerçekleştirmedi ve bu nedenle temerrüt yaşandı.
Özel bu anlatısıyla sorumluluğu fon yönetimi dışındaki ödeme ve saklama altyapısına yerleştirmiş oluyor. Ancak bu savunma fonların likit varlıkları, hisse senedi yoğunluğu, repo ve ters repo pozisyonları, vade yapısı ve yatırımcıların geri ödeme taleplerinin birlikte değerlendirilmediğini ortaya koymuş oluyor.
- Erdin Özel’e ne Fatma Betül Sayan Kaya ne de AKP ve devlet bürokrasisinden isimlere dair tek bir soru sorulmamış. Sorulmayınca o da anlatmamış. Ancak ifadenin altında yabancı fonlar ve kişilerle ilişkileri içeren sorular yer almış.
AKP ve devlet bürokrasisinden birçok kişinin yer aldığı fon soygununda Fatma Betül Sayan Kaya gibi fütursuz davranmayıp kendi adıyla değil de üçüncü şahıslar ve yabancı şirketler üzerinden işlem yapanlar olduğunu düşününce bu kısım önem kazanıyor.
Özel ifadesinde, Aurelius, Rubellus, Shield ve Spectra adlı yabancı fonların sahibi Yahya Suna’nın ise Avusturya ve İsviçre merkezli şirketleri aracılığıyla gerçekleştirdiği işlemleri herhangi bir suçlama yöneltmeden anlatmış. Soruşturmada tutuklanan Erol Demirbaş’a ait PSI isimli fonun Lüksemburg’da kurulu bir fon olarak bildiğini, Türkiye’de yabancı yatırımcı kategorisinde değerlendirildiğini ve halka arzlara katıldığını söylemiş.
- Bu yabancı fonların gerçek sahipleri ve kazanılan paraların kimlerin hesabına aktarıldığı,
- Tera tarafından yönetilen fonlarla aynı hisselerde hangi tarihlerde işlem yaptıkları,
- Bu işlemlerin birbirini tamamlayan bir örüntü oluşturup oluşturmadığı,
- Aralarında para transferi, ortak hesap, vekâlet ilişkisi veya başka bir ekonomik bağ olup olmadığı,
- Birlikte hareket etmişlerse bu hareketin belgelenebilir bir amacı ve piyasa fiyatlarına etkisinin olup olmadığı araştırılacak mıdır?
- Tera ve ilgili fonlarda yabancı yatırımcı görünümüyle işlem yapan kişi ve kurumlar bunlarla mı sınırlıdır?
Bu soruların yanıtlarını soruşturmanın ilerleyen aşamalarında hep birlikte göreceğiz.”
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.