İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dün başlayan “Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü” davası bugün devam edecek. 13 Ocak 2025’teki şafak operasyonuyla başlatılan soruşturmanın ilk duruşması dün Silivri Cezaevi yerleşkesindeki büyük salonda görüldü. 200 sanıktan 33’ü tutuklu yargılanıyor. Duruşmada bugün, tutuklu belediye başkanlarının savunmalarıyla başladı.
Aktaş’ın 82 ayrı suçtan yargılandığı davada hakkında toplam 704 yıl hapis cezası isteniyor. Tutuklu belediye başkanları ise 4 ila 12 yıl arasında değişen cezalarla yargılanıyor.
Oya Tekin: “Bizi canlı tabuta koyuyorsunuz”
Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin’in savunmasından öne çıkanlar:
“Bir hukukçu olma gayesiyle, tarihî davalar her zaman dikkatimi çekmiştir. Hukuk devleti anlayışı açısından tarihe not düşen davaları, hukuki anlamda değerlendirilen notları hep önemsedim.
“(Celsenin dünkü [27 Ocak] ilk duruşmasında) Yemek yemedik, avukatımızı göremedik. Çay istedik, o bile verilmedi. Hatta salonda suyumu unutmuşum; tansiyonum düştü. Eğer dün savunma sırası bana gelseydi, zaten konuşamayacaktım. Akşam koğuşa gittik. Koğuşta kadınlar beni karşıladı. ‘Başkanım, 400 yılla yargılanan bir suç örgütü lideri, makam arabasıyla ve korumalarla gelmiş’ dediler. Gözümden yaş aktı.
“Buradan çıkarken cezaevinde, aracın içinde küçük bir bölüme beni koydular. Aslında oraya girmeme gerek yoktu, dedim; ancak ‘Talimat böyle’ dediler. Dışarıdan bir ses duydum: ‘Bu bir canlı tabut.’ Bizi canlı tabuta koyuyorsunuz. Biz onurlu insanlarız; onurumuzla yaşıyoruz. Benim arkamda üç evladım var, beni izliyorlar. Onlara miras bırakacağım tek şey onurumdur.
“Tarihe not düşen bir davada, bunun karşınızda sanığı olarak bulunuyorum.
“Ben, Adana’nın seçilmiş ilk kadın belediye başkanıyım. Bu makama çalışarak, emeğimle geldim. Kimse bana evimde otururken ‘Gel, belediye başkanı ol’ demedi. Yıllardır verdiğim hak ve hukuk mücadelesiyle bu noktaya geldim.
“Adliyeye götürürlerken çekilen o meşhur görüntü var ya sıraya dizilmiş halde. Orada çekilen o görüntünün fotoğrafını odana asacağım ve ben de bu hukuksuzluğu yaşadım diyeceğim.”
Kadir Aydar: “Veresiye rüşvet mi olur”
Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar’ın savunmasından öne çıkanlar:
“Ben, 2024 yılı Mart ayında Ceyhan Belediye Başkanı seçildim. Aziz İhsan Aktaş ve yakınlarının, belediyelerden aldığı herhangi bir ihale olmadığı gibi, benim dönemimden önce yapılmış ihalelerin de devamı söz konusu olmamıştır. Aziz İhsan Aktaş ve akrabalarının, 2024 yılında belediye başkanı seçildikten sonra benim dönemimde aldığı herhangi bir ihale bulunmamaktadır ve devam eden bir ihale de yenilenmemiştir.
“İhsan Aktaş ve yakınlarının şirketlerine yapılan ödemeler usulüne uygun şekilde gerçekleştirilmiştir. Şöyle ki; aynı tarihlerde başka firmaların da belediyeden alacakları ödenmiştir. Aktaş ve yakınlarının şirketlerine yapılan ödemeler özel ya da ayrıcalıklı ödemeler değildir. Belediyeden alacağı bulunan diğer firmalar da aynı şekilde ödemelerini almıştır.
“Aktaş, değeri 4 milyon TL olan bir daireyi 20 milyon TL’ye aldığını söyleyerek rüşvet verdiğini iddia etmektedir. Ancak yine Aktaş’ın, babamla ev pazarlığı yaptığını iddia ettiği 25–26 Temmuz tarihlerinde, akrabalarının şirketlerinin belediyeden olan toplam alacağı sadece 1,5 milyon TL’dir. Tapunun alındığı Ağustos ayında da yine alacak tutarı 1,5 milyon TL’dir.
“Aziz İhsan Aktaş, Kasım ayında 300 bin dolar verdiğini iddia etmektedir. O tarihte ise şirketlerinin belediyeden bir kuruş dahi alacağı bulunmamaktadır. Bir insan 1,5 milyon TL alacağı için 20 milyon TL ödeme yapar mı? Kasım ayında hiçbir alacağı olmayan bir şirketin tahsili için 300 bin dolar verir mi? Temmuz ayında yapılan bir ödemenin rüşveti dört ay sonra mı ödenir? Yani veresiye rüşvet mi olur?
“Savcılığın yaptığı araştırmalar sonucunda, iddianamede de belirtildiği üzere, bir dairenin değerinin 7,5 milyon TL olduğu tespit edilmiştir. Yine savcılığın yaptığı değer tespitine göre, bu iki dairenin toplam değerinin 15 milyon TL olduğu belirlenmiştir. Bu daireler iki bağımsız bölümden oluşmakta olup, tek daire hâline getirilmiş, son derece lüks, özel tasarım ve full eşyalı dairelerdir.
“Savcılığın dahi iddianamesinde, çıplak hâliyle toplam 15 milyon TL olarak belirttiği bu daireler, babam tarafından full eşyalı ve özel tasarımlı hâliyle Aziz İhsan Aktaş’a 15–16 milyon TL bedelle satılmıştır. Aziz İhsan Aktaş ise ifadesinde bu daireleri 20 milyon TL’ye satın aldığını söylemiştir. Bu 20 milyon TL’yi de tapuda 4 milyon TL, ayrıca 6 milyon TL ve 300 bin dolar olmak üzere ödediğini iddia etmektedir.”
Zeydan Karalar: İsnat edilen suçlar 2019 öncesinde
Zeydan Karalar, 2014’te Seyhan Belediye Başkanı olduğunda, belediyede temizlik hizmetlerini yürüten bir şirket bulunduğunu, ancak Seyhan’da yıllardır yapılmayan, ihmal edilen pek çok işi hayata geçirdiklerini söyledi. Karalar, şunları kaydetti:
“Kamu malını dikkatle kullanan, işçisiyle sağlıklı ilişki kuran, vatandaşa hizmeti önceleyen bir yönetim anlayışı benimsedik. Sonuçta iki yıl içinde halkın takdiriyle yeniden seçildim. Ardından Büyükşehir Belediye Başkanı oldum. 2019 yılında devraldığımız belediyenin durumu felaketti. Geliri borcunun dörtte biri kadardı. Yaklaşık 350 haciz dosyası vardı. Pandemiye rağmen, beş yıl içinde tüm haciz dosyalarını kapattık. Borcu gelirinin dört katı olan belediyeyi, bugün borcu gelirine oranla çok daha düşük bir noktaya getirdik. Bugün 860–890 milyon dolarlık borç devralınmış, yaklaşık 180–200 milyon dolar seviyesine düşürülmüştür. Bu süreçte, kimseyi siyasi görüşüne göre ayırmadık, sosyal yardımları artırdık, hizmeti herkes için eşit sunduk. Bu nedenle bugün milyonların desteğini alan, dürüstlüğünden şüphe edilmeyen bir belediye başkanı olarak anılıyorum. Hatta benim, Türkiye’nin sevdiği, saydığı biri olduğum için sanık sandalyesinde olduğumu söyleyen çok kişi var.
Aziz İhsan Aktaş’ın şirketleri benim dönemimde Seyhan Belediyesi’nden iş almadı. Yeni moda oldu herhalde bu, belediye başkanı ihale mi verir? Aziz ihsan Aktaş’ın şirketleri Seyhan Belediyesi’nde bizimle çalışmadı. Ama ben nedense bu dosyadayım. 2019 sonrasına ilişkin olan bu dosyada benim ne işim var? Ben Adanalıyım, benim Silivri’de ne işim var? Biz Adanalı olarak direkt Allah’a bağlıyız.
Ben gerek Seyhan, gerek Adana Büyükşehir dönemimde, yerel basında belediyeye ya da şahsıma ilişkin herhangi bir iddia yer aldığında, konunun muhatabı olmaktan kaçmamış, aksine bizzat savcılığa ihbarda bulunmuş biriyim. Hakkında en küçük bir şüphe olan bir işlemin üzerini örtmek gibi bir alışkanlığım hayatım boyunca olmamıştır. Dosyada yer alan iddiaların dayanağı olarak gösterilen hususlar ise maddi ve mantıki tutarlılıktan tamamen yoksundur. Ben 7 aydır tutukluyum. Bunu hiçbir vicdan kabul etmez. Ailemden, Adana’mdan 7 aydır ayrıyım. Benim tutuklu olmam, Adana’yı, ailemi cezalandırmak demektir. Adana deprem atlattı, ölüm az ama yıkım çoktur. Deprem gören bir ilde yapılacak çok iş vardır. Bunlardan mahrum ettik Adana’yı. Adana büyüktür ama geliri küçüktür. Depremden dolayı gelen bir hibe vardı, artmış da bir para vardı. Bir proje düşünüyorduk. Ben buraya geldim, Adana da bundan mahrum kaldı. Yargılandığım bu dava ilerde hukuk fakültelerine ders olarak anlatılacak. Suçsuzluğum apaçık ortadır. Tahliyemi talep ediyorum.”
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.