Brezilya’da 2026 başkanlık seçimi ikinci tura kaldı.
Oyların neredeyse tamamının sayılmasıyla Liberal Parti’nin (PL) adayı Flávio Bolsonaro yüzde 47,1, mevcut Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva ise yüzde 45,1 oy aldı.
Bolsonaro yaklaşık 56 milyon, Lula ise 53,6 milyon oy topladı. Hiçbir aday yüzde 50’yi aşamadığı için iki isim 25 Ekim’de yeniden karşılaşacak.
Sonuç aynı zamanda seçim öncesindeki beklentilerin tersine çıktı. Anketlerin önemli bölümü Lula’yı ilk turda önde gösterirken sandıktan yaklaşık iki puan farkla Bolsonaro çıktı.
Babası hapiste, oğlu Lula’yı geçti
45 yaşındaki Flávio Bolsonaro, 2022 seçimlerini Lula’ya kaybeden eski Devlet Başkanı Jair Bolsonaro’nun oğlu.
Jair Bolsonaro, 2022 seçim sonucunu tersine çevirmeye yönelik darbe planı nedeniyle 27 yıl 3 ay hapis cezasına mahkûm edildi. Siyasi hareketinin başkan adayı ise oğlu Flávio oldu.
Böylece 2022’deki Lula-Jair Bolsonaro mücadelesi dört yıl sonra Lula-Flávio Bolsonaro yarışına dönüştü.
Flávio Bolsonaro ilk tur sonucunu “PT döneminin sonu” olarak nitelendirdi. Lula ise sonucu beklemediğini açıkça kabul etti:
“İtiraf ediyorum, seçimi ilk turda kazanacağıma inanıyordum.”
Trump ve Netanyahu yanlısı
Flávio Bolsonaro, dış politikada da babasının çizgisini büyük ölçüde sürdürüyor.
Donald Trump’la yakın ilişkileri savunuyor; Lula yönetiminin ABD politikasını eleştiriyor. İsrail konusunda da Netanyahu hükümetine yakın bir çizgide. Brezilya Büyükelçiliği’nin Kudüs’e taşınmasını ve İsrail’le ilişkilerin güçlendirilmesini savunuyor.
Bu tercihler aynı zamanda Bolsonaro hareketinin Brezilya’daki en önemli toplumsal dayanaklarından biriyle doğrudan ilişkili: evanjelikler.
“Lula’ya teşekkürler ama papazım Bolsonaro’ya oy vermemi istiyor”
Seçimin en dikkat çekici sonuçlarından biri, Brezilya’da yıllardır büyüyen evanjelik kiliselerin siyasetteki ağırlığının yeniden görülmesi oldu.
Seçim öncesindeki araştırmalarda Lula Katoliklerde öndeyken Bolsonaro evanjelik seçmende büyük farkla öndeydi.
Arjantin merkezli Cenital’in seçim yayınında siyaset bilimci Federico Merke, Brezilya’daki seçmen davranışını anlatırken sahadan çarpıcı bir cümle aktardı:
“İnsanlar diyordu ki: ‘Teşekkürler Lula, ama Bolsonaro’ya oy veriyorum çünkü papazım bunu benden istiyor.’”
Bu sadece dini aidiyetle açıklanabilecek bir tercih değil. Brezilya’daki evanjelik kiliseler aynı zamanda mahallelere kadar uzanan güçlü sosyal dayanışma ağları, televizyon ve radyo kanalları, sosyal medya ağları ve parlamentodaki temsilcileriyle büyük bir siyasi organizasyona dönüşmüş durumda.
Katolikliğin tarihsel olarak hâkim olduğu Latin Amerika’da Protestan ve özellikle Pentekostal-Evanjelik kiliselerin hızlı büyümesi, bölgenin siyasi dengelerini de değiştiriyor.
Arjantin’den Brezilya’ya
Benzer bir dönüşüm son yıllarda Arjantin siyasetinde de görünür hale geldi.
Geleneksel olarak Katolik kimliği çok güçlü olan Arjantin’de evanjelik kiliseler özellikle yoksul mahallelerde ve büyük şehirlerin çevresinde hızla büyüdü. Javier Milei’nin yükselişi sırasında kürtaj karşıtlığı, aile, cinsiyet politikaları ve İsrail’e destek gibi başlıklarda Milei ile evanjelik çevreler arasında önemli bir siyasi yakınlaşma ortaya çıktı.
Milei’nin İsrail’e verdiği güçlü destek ile Latin Amerika’daki evanjelik hareketlerin İsrail konusundaki tutumu da aynı siyasi eksende buluşuyor.
Brezilya’da ise bu ilişki çok daha eski ve kurumsallaşmış durumda.
Jair Bolsonaro döneminde evanjelik pastörler ve kiliseler Bolsonaro hareketinin en önemli destekçilerinden biri olmuştu. Flávio Bolsonaro da aynı tabanı devraldı.
Bu yüzden Bolsonaro ailesinin Trump ve Netanyahu’ya yakınlığı yalnızca bir dış politika tercihi değil. ABD’de Trump’ın arkasındaki Hristiyan sağ ile Brezilya’daki Bolsonaro hareketini birbirine bağlayan ortak bir siyasi ve dini dil de var: muhafazakâr aile değerleri, kürtaj karşıtlığı, LGBT politikalarına muhalefet, sert güvenlik politikaları ve güçlü İsrail desteği.
Latin Amerika’nın iki büyük ülkesindeki gelişmeler, Katolikliğin tarihsel ağırlığının azaldığı alanlarda evanjelik kiliselerin yalnızca dini değil, giderek daha etkili bir siyasi aktör haline geldiğini gösteriyor.
İkinci turda sağ oylar belirleyici
İlk turun aritmetiği de Bolsonaro açısından önemli.
Bolsonaro yüzde 47,1, Lula yüzde 45,1 aldı. Geriye kalan yaklaşık yüzde 8’lik oyun önemli bölümü sağ ve merkez sağ adaylara gitti.
Üçüncü sıradaki Augusto Cury yüzde 2,9, Renan Santos yüzde 2,2, Ronaldo Caiado yüzde 2,2 civarında oy aldı. Bu seçmenlerin tamamının Bolsonaro’ya geçeceği söylenemez. Adayların ikinci tur tavırları ve seçmenlerinin ne kadarının sandığa yeniden gideceği de önemli olacak.
Fakat Lula’nın ikinci turda yalnızca kendi seçmenini koruması yetmiyor. İlk turda sağ ve merkez sağ adaylara oy veren seçmenden de destek alması gerekiyor.
Bolsonaro ise ilk tura yaklaşık iki puan önde girmenin yanı sıra, ideolojik olarak kendisine daha yakın adayların elenmesiyle ikinci tura gidiyor.
Bu nedenle 25 Ekim seçiminin ana mücadele alanlarından biri, ilk turda elenen sağ ve merkez sağ adayların yaklaşık yüzde 8’lik seçmeni olacak.
Diğeriyse artık Brezilya siyasetinin seçimden seçime ortaya çıkan geçici bir unsuru değil, kalıcı güç merkezlerinden biri haline gelen evanjelik kiliseler ve onların milyonlarca seçmen üzerindeki etkisi.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.