Stephen Collinson, CNN’de yazdı
“Amerikan halkı şunu anlamalı: Bay Epstein’la parti yapmak bir suç değildir.”
Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche, kovuşturma için gereken yüksek ispat eşiği düşünüldüğünde, hukuken muhtemelen haklı.
Ama Blanche’ın Fox News’te Pazartesi günü söylediği bu söz, Jeffrey Epstein’ın ağına insan kaçakçılığıyla sürüklenen ve hayat boyu travma taşıyan mağdurları acımasızca yok sayıyor.
Üstelik bu açıklama, Adalet Bakanlığı’nın yayımladığı yeni milyonlarca belgenin asıl anlamını da kaçırıyor.
Bu yeni dosyalar, Epstein’ın küresel ölçekte kurduğu sosyal ve iş ağının en üst katmanını gözler önüne seriyor. Epstein, zenginlik, şöhret, güç ve nüfuz sahibi olanların girebildiği bir elit çevrenin hem “düzenleyicisi” hem de “bağlantı merkezi”ydi.
Yıllar içinde temas kurduğu isimler arasında eski bir ABD başkanı ve şu anki başkan; bir prens, bir veliaht prenses, bakanlar ve kabine üyeleri; iş dünyası, eğlence sektörü, hukuk, bankacılık ve diplomasi alanlarının devleri vardı. Bu ilişkilerin yarattığı skandallar bugün Avrupa’da kraliyet ailelerini ve hükümetleri sarsıyor.
Epstein’ın eski dostları, ortakları ve aynı masayı paylaştıkları kişiler, bizi yöneten ve ekonomiyi kuran insanlardı. Televizyonlarda gördüğümüz, spor kulüpleri satın alan, tüketim ürünleri satan, modern hayatı çalıştıran yazılımları yazan ve yapay zekâ çağını şekillendiren kişilerdi.
- yüzyılın 21. yüzyıla döndüğü o “yaldızlı çağda” bu elit çevre Epstein’la parti yaparken, kulübün dışında kalan birçok Amerikalı yabancı savaşlarda ölüyordu ya da Büyük Resesyon’un yıkımı içinde borçla ve geçim derdiyle boğuşuyordu.
Epstein’ın sosyal ağ girdabı
F. Scott Fitzgerald’ın “çok zenginler… seninle benden farklıdır” sözü, Epstein’ın kurduğu o tuhaf sosyal ağla bir kez daha doğrulanıyor.
Bu ağ; yatların, uzun öğle yemeklerinin, akşam davetlerinin, özel jetlerin ve “hevesli misafirlerin” dünyasıydı.
Dosyaların yayımlanmasını zorlayan isimlerden Demokrat Temsilci Ro Khanna, NBC’nin “Meet the Press” programında şöyle dedi:
“Epstein’ın pedofil olduğunu bile bile onunla yazışan, adasına gitmek isteyen, onunla ilişki kuran; en zengin insanlar, teknoloji liderleri, finans liderleri, siyasetçiler var. Hepsi bir şekilde bu işin içinde.”
Eski Başkan Bill Clinton ve Başkan Donald Trump dahil birçok tanınmış isim, Epstein’la bağlarını suçlar ortaya çıkmadan yıllar önce kopardıklarını ve hiçbir şey bilmediklerini söyledi. İkisi de Epstein’la ilgili bir suçla itham edilmedi; yetkililer de aleyhlerine bir suç kanıtı açıklamadı.
1997’de Florida Palm Beach’te Mar-a-Lago’da çekilen bu fotoğrafta Jeffrey Epstein ve Donald Trump birlikte poz veriyor.
(Davidoff Studios/Getty Images)
Buna karşılık, Epstein hakkında açılan davalar ve ortağı Ghislaine Maxwell’in yargılaması, bambaşka bir tablo çizdi: Manhattan ve Florida Palm Beach’teki evlerinde, onlarca kızın kandırıldığı, sömürüldüğü ve istismar edildiği bir “dehşet düzeni.”
Epstein’ı tanıyan herkesin kendine özgü bir deneyimi olmuş olabilir.
Ama birlikte olduğu dünyanın “en sofistike” insanlarının onun eğilimlerinden hiçbir şey sezmediğine inanmak zor.
Bu, Epstein çevresindeki insanların “bilerek görmezden gelmesi” miydi? Eğer öyleyse, hayatları sonsuza dek değişen mağdurlara karşı bugün hangi ahlaki sorumluluğu taşıyorlar?
Güçlülerin, gücü olmayanlara — Epstein’ın evlerinde “masaj” yapmaya zorlanan genç kızlara — karşı yükümlülüğü nedir?
Bu sorular daha da yakıcı, çünkü yeni yayımlanan dosyalar Epstein’ın 2009’da hapisten çıktıktan sonra da bazı dostlarıyla ilişkiyi sürdürdüğünü gösteriyor.
Epstein, Florida’da iki eyalet düzeyindeki fuhuş suçlamasını kabul etmiş, federal yargıdan kurtulduğu bir anlaşma kapsamında 13 ay hapis yatmıştı.
Dosyaların küresel yankısı
“Kimse hiçbir şey bilmiyordu” iddiası giderek daha az inandırıcı görünüyor.
Trump, 2002’de New York Magazine’e Epstein’ı 15 yıldır tanıdığını söylemiş ve onu “müthiş bir adam” diye tarif etmişti. Ardından şunu eklemişti:
“Güzel kadınları en az benim kadar sevdiği söylenir, üstelik çoğu genç tarafta. Şüphe yok — Jeffrey sosyal hayatını seviyor.”
(Trump, daha sonra Epstein’la aralarının bozulduğunu söylemişti.)
2025 Noel gecesi Trump, Truth Social’da tuhaf bir mesaj paylaştı ve sanki daha fazla şey bildiğini ima etti. Mesajında şöyle diyordu:
Jeffrey Epstein’ı seven, ona yığınla para veren, adasına giden, partilerine katılan, onu dünyanın en iyi adamı sanan ve işler fazla kızışınca onu ‘köpek gibi’ bir kenara atan sayısız serseri…”
Trump, Salı günü ise “ülkenin artık başka bir şeye geçmesinin gerçekten zamanı” dedi. Şunu da ekledi:
“Biliyorsunuz, benimle ilgili hiçbir şey çıkmadığına göre — Epstein ve diğer insanların bana karşı kurduğu bir komplo dışında — artık gerçekten…”
Ancak başkan, Epstein mağdurları için neden adalet sağlanamadığına dair CNN’den Kaitlan Collins’in Oval Ofis’teki sorularına yanıt vermedi.
Yeni dosyalar, bazı Epstein ortaklarının genç kadınlarla seks ihtimaline açık biçimde ilgi duyduğunu gösteriyor.
Ama dosyalar aynı zamanda şunu da ortaya koyuyor: Epstein, yalnızca “seks ağı”nın değil, daha geniş bir etki ve ilişki ağının da merkezindeydi.
Bu da davanın en büyük gizemlerinden birine işaret ediyor:
Epstein bu kadar büyük serveti nasıl yaptı?
Epstein, çevresini bilinçli ve sürekli biçimde genişletiyor, daha fazla bağlantı arıyordu.
Örneğin 2013’te Tesla CEO’su Elon Musk’a e-posta atarak, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu sırasında New York’a gelip gelmeyeceğini sordu ve “eve birçok ilginç insanın geleceğini” söyledi.
Musk ise SpaceX’in “tarihin muhtemelen en gelişmiş roketini” fırlatmak üzere olduğunu belirtti ve şöyle yazdı:
“BM diplomatlarının hiçbir şey yapmadığını izlemek için New York’a uçmak, zamanın akıllıca kullanımı olmaz.”
Epstein buna yanıt olarak, buluşmanın aslında kadınlarla tanışmaya dönük olduğunu güçlü biçimde ima etti. Musk’ın buna cevap verip vermediği görünmüyor.
Başka bir e-postada ise Musk’ın Epstein’ın adasındaki “en çılgın” partiye katılmak istediğine dair bir ifade geçiyor. Musk ise adaya hiç gitmediğini ve böyle bir partiye katılmadığını söylüyor.
Epstein’ın bağlantı ağı dünyanın dört bir yanına yayılmıştı.
Ve ABD’ye kıyasla, yurtdışında bu ilişkilerin daha ağır sonuçları doğuyor.
Avrupa’da skandal: Mandelson ve kraliyetler
Son dosya dalgasının en büyük “siyasi kaybı” yurtdışında yaşandı: Peter Mandelson.
Daha önce Epstein’la bağları nedeniyle ABD büyükelçiliğinden uzaklaştırılan eski Britanya kabine bakanı Mandelson, şimdi de 2008 finansal krizi sırasında, hükümetin piyasa açısından hassas bilgilerini Epstein’a sızdırdığı iddiasıyla kriminal soruşturmayla karşı karşıya.
Bu tür bilgiler, Epstein’ın Wall Street bağlantıları için “altın değerinde” olurdu.
Skandal, Britanya Başbakanı Keir Starmer’ın zaten zorlanan hükümetini daha da zayıflatıyor.
Epstein hikâyesi Britanya kraliyet ailesini de sarsmayı sürdürüyor.
Prens Andrew, Epstein tarafından kaçırılan Virginia Giuffre’nin açtığı cinsel saldırı davasını daha önce anlaşmayla kapatmıştı.
Ancak süren ifşalar, Kral Charles III’ün kardeşinin kraliyet unvanlarını elinden almasına ve onu uzak bir kraliyet mülküne sürgün etmesine yol açtı.
Starmer, artık “Andrew Mountbatten-Windsor” diye anılan kişinin ABD Kongresi’nde ifade vermesi gerektiğini söyledi.
Epstein’ın utanç ağı Norveç’te de kraliyet ailesini sarsıyor.
Epstein ile Veliaht Prenses Mette-Marit arasında yayımlanan samimi ve zaman zaman imalı e-postalar, Norveç monarşisini baskı altına aldı.
Prenses, CNN’e yaptığı açıklamada, Epstein’la arkadaşlığı nedeniyle “kötü bir muhakeme” sergilediğini söyledi ve ekledi:
“Epstein’ın geçmişini daha iyi araştırmamış olmamdan ve onun nasıl biri olduğunu daha erken fark etmemiş olmamdan sorumluyum… Bu, taşımam gereken bir sorumluluktur.”
Siyasi sonuç: “Elitler kirliyse, Trump daha az istisna görünür”
Epstein belgeleri büyüdükçe, “elitlerin ahlaken çürümüş olduğu” algısı güçleniyor.
Bu da Trump’ın yıllardır kurduğu “Amerika’yı yozlaşmış elitler yönetiyor” anlatısına dolaylı destek sağlıyor.
Seçmenler “herkes kirliyse” duygusuna ne kadar çok kapılırsa, Trump’ın kendi etik sorunları o kadar az “istisna” gibi görünür.
Bazen sadece birkaç suçlayıcı e-posta bile, ülkenin “hasta bir derin devlet tarafından yönetildiğini” savunan aşırı sağ komplo teorilerine küçük bir “kanıt kırıntısı” gibi gelebiliyor.
Elbette, çoğu siyasetçi, bankacı, diplomat ve ünlü Epstein’la takılmadı.
Ama zengin, ahlaken çürümüş ve nüfuz ticareti yapan bir elit algısını besleyen her şey; Trump görevden ayrılsa bile Amerikan demokrasisini zaten kemiren sinizmi ve popülizmi daha da büyütebilir.
Epstein artık yok: 2019’da hapiste intihar ederek hayatına son verdi.
Ama geride, suçlarına dair sorularla baş başa kalan ünlü eski ortaklarını bıraktı.
Onunla parti yapanlar cezai sorumluluk taşımıyor olabilir.
Ama soru şu:
Kaç tanesi ahlaken suç ortağıydı?
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.