Anasayfa / Çeviriler / ÇEVİRİ | Telegraph yazdı: Avrupa’nın yeniden silahlanmasına güç veren NATO üyesi

ÇEVİRİ | Telegraph yazdı: Avrupa’nın yeniden silahlanmasına güç veren NATO üyesi

Türkiye, Ukrayna’ya insansız hava araçları satmanın yanı sıra Polonya’ya elektronik harp ve radar sistemleri sattı, Portekiz için deniz lojistik gemileri inşa etmeye başladı ve önümüzdeki birkaç yıl içinde İspanya’ya gelişmiş jet eğitim uçakları teslim edecek. Bu haftaki NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapan Türkiye, Doğu ile Batı arasında bir köprü olarak üstlendiği rolü daha da pekiştirdi.”
2

Sophia Yan’ın Telegraph’da çıkan analizinin çevirisini yayınlıyoruz.

Türkiye’nin Avrupa savunmasının kilit sütunlarından biri hâline gelişi ilk başta yavaş ve kademeli oldu.

Ankara, öncü insansız hava araçlarını Ukrayna’ya satarak Rus tanklarının imha edilmesine katkı sağladı. Ukrayna ile Rusya arasındaki ilk barış görüşmelerine ev sahipliği yaptı.

Esad rejiminin Suriye’de devrilmesinin ardından ise komşu Türkiye, uluslararası toplum ile Şam’daki yeni yönetim arasında diplomatik bir köprü olarak öne çıktı.

Daha sonra bu yılın başlarında Türkiye, kapalı kapılar ardında yürüttüğü diplomatik girişimlerle, İsrail’in Irak’ta konuşlu İran karşıtı grupları harekete geçirerek İran’a yönelik bir kara işgali başlatma planlarının durdurulmasına yardımcı oldu. Böyle bir operasyon bölgede daha fazla kaos ve istikrarsızlık yaratabilirdi.

Bugün Türkiye’nin askerî gücü, diplomatik etkisi ve stratejik konumu, ev sahipliği yaptığı NATO Zirvesi’nde tüm açıklığıyla görülüyor.

NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip olan Ankara, son on yılda savunma sanayiine önemli yatırımlar yaptı.

Bugün askerî ihtiyaçlarının yaklaşık yüzde 80’ini kendi imkânlarıyla karşılayabilen Türkiye, aynı zamanda dünyaya önemli miktarda silah satıyor. Savunma ihracatı geçen yıl 10 milyar doların üzerine çıkarak rekor kırdı ve büyümeye devam etmesi bekleniyor.

Türkiye, Ukrayna’ya insansız hava araçları satmanın yanı sıra Polonya’ya elektronik harp ve radar sistemleri ihraç etti, Portekiz için lojistik destek gemileri inşa etmeye başladı ve önümüzdeki birkaç yıl içinde İspanya’ya gelişmiş jet eğitim uçakları teslim edecek.

Bunlara ek olarak Irak’a hava savunma sistemleri, Endonezya’ya savaş uçakları ve başka birçok ülkeye çeşitli savunma ürünleri satıyor.

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’ne (SIPRI) göre Polonya, Estonya, Macaristan, Arnavutluk, Kosova ve Bosna-Hersek de Türkiye’den silah ithal eden ülkeler arasında yer alıyor.

Rusya’dan kaynaklanan tehdide karşı Avrupa’nın yeniden silahlanması ve Donald Trump’ın NATO müttefiklerini savunma harcamalarını artırmaya zorlamasıyla birlikte Türkiye’nin silah ihracatının daha da artması bekleniyor.

TB2 Türkiye’nin yükselişinin sembolü

Türkiye’de tasarlanıp üretilen orta irtifa uzun havada kalışlı TB2 insansız hava aracı, Ankara’nın küresel silah tedarikçisi rolünü simgeliyor.

TB2’nin üreticisi Baykar’ın yönetim kurulu başkanı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın damadı. Şirket geçen yıl 2,2 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi ve gelirlerinin büyük bölümünü ihracattan elde etti.

Ukrayna, Polonya, Romanya ve Hırvatistan gibi ülkeler Baykar’ın insansız hava araçlarını satın aldı.

Roketsan ve Aselsan’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda Türk savunma şirketi, bu hafta NATO’nun taarruz kabiliyetleri ile hava ve füze savunma sistemlerini geliştirmeye yönelik büyük ölçekli projelerinde yer aldı.

NATO Zirvesi kapsamında konuşan Türkiye Savunma Bakan Yardımcısı Salih Ayhan, “Türkiye artık yalnızca kendi sınırlarını koruyan bir ülke değil” dedi.

Ayhan, “Türkiye, istikrarı teşvik eden, güvenlik sağlayan ve kriz bölgelerinde barışı destekleyen küresel bir aktöre dönüştü” ifadelerini kullandı.

Bu hafta açıklanan yeni Birleşik Krallık-Türkiye savunma ve güvenlik anlaşması da istihbarat paylaşımını kapsayacak ve iki ülkenin iş birliğini daha kurumsal hâle getirmeyi amaçlayacak.

Ayhan, “Avrupa kıtasının iki ucunda bulunan Türkiye ile Birleşik Krallık, yalnızca dış tehditlere karşı coğrafi sınırlar değildir. Aynı zamanda ittifakın iki stratejik kalkanıdır” dedi.

Türkiye giderek küresel diplomasinin yapıştırıcı unsurlarından biri hâline geliyor. Rusya ile Ukrayna arasında, İsrail ile İran arasında konumlanıyor; Çin’e açılan bir kanal işlevi görüyor ve Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara gibi NATO üyesi olmayan liderleri Batı ile buluşturuyor.

Zirvede kulislerde yapılan esprilerden biri de Türkiye’nin artık Batı ile Batı arasında bile arabuluculuk yapabildiği yönündeydi. Örneğin Donald Trump ile Avrupa’daki NATO müttefikleri arasında, Trump’ın ABD’yi ittifaktan çekme tehdidinde bulunduğu dönemde.

Nitekim Trump, Erdoğan ev sahipliği yapmasaydı NATO Zirvesi’ne katılmayacağını söylemişti.

İki lider arasındaki yakın ilişki öylesine güçlü ki Trump, Ankara’da yaptığı açıklamada Türkiye’nin 2019’da çıkarıldığı F-35 savaş uçağı programına yeniden alınmasını değerlendirdiğini de duyurdu.

Türkiye’nin sahip olduğu diplomatik ağırlık, Donald Trump’ın öngörülemez politikaları ve ABD’nin güvenlik şemsiyesine duyulan güvenin azalması nedeniyle Avrupa açısından giderek daha değerli hâle geliyor.

Türkiye’nin başarısı yalnızca doğru zamanda doğru yerde olmasından kaynaklanmıyor. Avrupa ile Asya arasında yer alan benzersiz coğrafi konumu, onu Rusya ve İran karşısında Avrupa’nın stratejik kanadı hâline getiriyor.

Hiçbir NATO müttefiki Karadeniz, Doğu Akdeniz, Orta Doğu ve Kafkasya’nın kesişim noktasında bulunmuyor.

Ayrıca Türkiye, Akdeniz ile Karadeniz arasındaki geçişi kontrol eden İstanbul ve Çanakkale boğazlarını da elinde tutuyor.

Türkiye uzun yıllar Batı güvenlik mimarisi içinde rahatsız edici bir konumda kaldı. 1952’den beri NATO üyesi olmasına rağmen çoğu zaman mesafeli tutuldu.

Birkaç yıl öncesine kadar Türkiye, NATO genişlemesini geciktirmesi, Ukrayna’nın işgalinin ardından Rusya’ya yönelik Batı yaptırımlarına katılmaması ve içeride muhalefeti baskı altına alması nedeniyle müttefiklerini rahatsız ediyordu.

Bugün tablo değişmiş durumda.

Ancak Türkiye’nin Avrupa güvenliğinin dışlanan aktöründen taşıyıcı sütunlarından birine dönüşmesi kolay olmayacak.

Şimdilik Türkiye savunma sanayiinde önemli ilerleme kaydetmiş olsa da yerli Kaan savaş uçağında hâlâ Amerikan motorlarına ihtiyaç duyuyor.

Avrupa’nın Türkiye ile savunma alanındaki yakınlaşması ise ilginç biçimde Donald Trump’ı da rahatsız edebilir. Trump, NATO ülkelerinin artan savunma bütçelerini Amerikan silahları yerine Avrupa içinde harcamalarından hoşnut değil.

Öte yandan Türkiye’nin artan askerî özgüveni İsrail’in de tepkisini çekiyor. İsrailli yetkililer, bazı çevrelerin “yeni İran” olarak tanımladığı Türkiye’nin F-35 savaş uçaklarına sahip olmasını istemiyor.

Başbakan Binyamin Netanyahu bunun Orta Doğu’daki güç dengesini bozacağını savunuyor.

Avrupalı liderler kamuoyu önünde bu endişeleri önemsemediklerini söylüyor. İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, The Telegraph’a yaptığı açıklamada Türkiye ile daha güçlü savunma ilişkileri kurulmasının İsrail’i rahatsız etmesinden kaygı duymadığını, bunun Avrupa’nın savunma ihtiyaçlarıyla ilgili olduğunu ifade etti.

Ancak diplomatik kulislerde birçok yetkili, İsrail’in küresel istikrarsızlığın önemli kaynaklarından biri hâline geldiğini ve yeni bir siyasi liderlik gelmeden bunun değişmesini beklemediklerini söylüyor.

Aynı yetkililer, İsrail’in Avrupa ülkelerini Türkiye’den silah almamaları için ikna etmeye çalışacağını da öngörüyor.

Öte yandan Türkiye’nin Batı ile yakınlaşması İran’ın da eleştirilerine yol açıyor. Bu da İran ile İsrail’in üzerinde uzlaşabildiği nadir konulardan biri olarak görülüyor.

Bütün bunlar Avrupa ve dünya açısından yeni istikrarsızlık riskleri yaratabilir.

Kısa vadede Avrupa’nın Türkiye ile çalışmaktan başka seçeneği yok. Ancak uzun vadede bu yakınlaşmanın beklenmedik sonuçlar doğurması ve yeni küresel istikrarsızlıklara yol açması ihtimali göz ardı edilmiyor.

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın