Cumhuriyet Halk Partisi’nin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı için hazırladığı klipte, Cumhuriyet’in ilk yıllarında yaşanan bir yolsuzluk soruşturması ve Mustafa Kemal Atatürk’ün imzasını taşıyan 19 Haziran 1933 tarihli kararname canlandırıldı.
Klipte, İzmir Rıhtım Şirketi’ndeki yolsuzlukları fark eden kişilerin yaşadıkları korkuya rağmen ihbarda bulunmaları, olayın devlet makamlarına ulaşması ve sonunda ihbarcıların ödüllendirilmesi anlatılıyor.
İzmir Limanı’nda ne olmuştu?
İzmir Rıhtım Şirketi, Osmanlı döneminde yabancı sermayeyle kurulmuş ve İzmir Limanı’nın işletilmesinde önemli haklar elde etmişti. Cumhuriyet’in ilk yıllarında da faaliyetlerini sürdüren şirket, liman gelirleri ve devlete ödenmesi gereken vergilerle ilgili ciddi usulsüzlük iddialarının odağına yerleşti.
Şirketin gelirlerinin bir bölümünün hesaplara geçirilmediği, gerçek gelirlerin gizlendiği ve muhasebe kayıtlarında usulsüzlük yapıldığı iddiaları üzerine soruşturma başlatıldı.
Soruşturma sırasında şirket defterleri, muhasebe kayıtları ve çeşitli belgeler incelendi. Şirketin bazı evraklarının imha edildiği, bazı hesapların gizlendiği ve rüşvet verildiği iddiaları da yargılamaya konu oldu.
Yolsuzluk davası gazetelerin manşetlerindeydi
İzmir Rıhtım Şirketi hakkındaki soruşturma, dönemin basınında geniş yankı buldu.
Son Posta gazetesi, 1 Nisan tarihli nüshasında davayı “İzmir Rıhtım Şirketi Davası: Büyük ve Hazin Bir Derde İşaret Eden Dava Safhalarını Aynen Yazıyoruz” başlığıyla okurlarına duyurdu.

Haberde mahkeme salonundan fotoğraflar yayımlandı, sanıkların ve tanıkların ifadelerine yer verildi.
Duruşmalarda şirketin muhasebe defterleri, kayıt dışı işlemler, imha edildiği belirtilen evraklar ve rüşvet iddiaları tartışıldı.
Gazetede aktarılan ifadelerde, şirketin bazı hesaplarının gerçeği yansıtmadığı ve belgelerin yok edildiği iddiaları öne çıktı.
Dava, yalnızca bir şirketin hesaplarındaki usulsüzlüklerle sınırlı kalmadı; devlet gelirlerinin korunması ve kamu kaynaklarının denetlenmesi açısından da önemli bir tartışmaya dönüştü.
Yolsuzluğu ortaya çıkaran beş kişiye ödül
Soruşturmanın ortaya çıkarılmasında Mösyö Armao, Kaporal ve Fernan Gifre ile Asım Bey ve Şükrü Bey’in verdiği bilgiler etkili oldu.
Bu kişilerin yolsuzlukları haber vermeleri üzerine devlet, kendilerine para ödülü verilmesini kararlaştırdı.
13 Haziran 1933 tarihli ilk kararın ardından, 19 Haziran 1933’te ek bir ödül kararı alındı.

Atatürk’ün imzasını taşıyan ve Cumhurbaşkanlığı arşivinde bulunan kararnamede şu ifadeler yer aldı:
“İzmir Rıhtım Şirketindeki yolsuzlukları haber verdiklerinden dolayı alacakları ikramiyelerden bunlara tevfikatı karşılamak üzere Mösyö Armao, Kaporal ve Fernan Gifre’ye dörder bin ve Asım Beye yedi yüz ve Şükrü Beye de üç yüz yirmi beş lira daha verilmesi…”
Karar, Maliye Vekilliği’nin teklifi üzerine 19 Haziran 1933 tarihli Bakanlar Kurulu toplantısında kabul edildi.
Belgenin altında Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal’in yanı sıra Başbakan İsmet İnönü ve dönemin bakanlarının imzaları bulunuyor.
Şirket millileştirildi
Yolsuzluk soruşturması devam ederken İzmir Rıhtım Şirketi’nin devlet tarafından satın alınması süreci de yürütüldü.
1933 yılında çıkarılan kanunla şirketin işletme hakları ve tesisleri devlet tarafından devralındı.
Böylece Osmanlı döneminden beri yabancı sermayenin kontrolünde bulunan İzmir Rıhtımı’nın işletilmesi kamuya geçti.
CHP klibini yaptı
CHP’nin hazırladığı klipte, yolsuzluğu ihbar edenlerin başlarına gelebileceklerden korkmaları ve buna rağmen susmamaları hikâyenin merkezine yerleştirildi.
Atatürk’ün çalışma masasında geçen sahnede, ihbarcıların dosyasını inceleyen Atatürk’ün kâtibine ödül kararını yazdırması canlandırıldı.
Filmin sonunda ihbarcılardan birinin evine gelen resmî zarfı korkuyla açması, ancak beklediğinin aksine devlet tarafından ödüllendirildiğini öğrenmesi gösterildi.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.