Ekonomi bir sonuçtur asıl olan siyasettir

Muhalefet, gerçekten de son dönemde, daha çok, pahalılık üzerine yapılan analizler üzerinden şekilleniyor. Bu yaklaşıma göre seçmenin ve siyasetin tayin edici ölçütü “geçim”dir. Evet, geçim meselesi, tüm dünyada hem hayatın hem de siyasetin merkezinde olan bir konu. Ancak halka sürekli “Sen geçinemiyorsun, her şey çok pahalı, o yüzden de bize oy vermelisin” derseniz, bunun size seçimi kazandırması garanti değildir.

Bir öğretim üyesi muhalif bir TV kanalında iktidarı eleştirirken kendi açısından muhalefetin zaaflarına da dikkat çekiyor. Ona göre muhalefet halkın yaşadığı zorlukları ve yoksulluğu ortaya koymakta pasif kalıyor. Bu öğretim üyesinin yaklaşımı, muhalefeti ekonomik verilerle sınırlı bir siyaset rotasına çekmek isteyen bir yaklaşım. Demirel’in “Boş tencere iktidar götürür” sloganı da bu muhalefet rotasını desteklemek için kullanılıyor.

Muhalefet, gerçekten de son dönemde, daha çok, pahalılık üzerine yapılan analizler üzerinden şekilleniyor. Bu yaklaşıma göre seçmenin ve siyasetin tayin edici ölçütü “geçim”dir. Evet, geçim meselesi, tüm dünyada hem hayatın hem de siyasetin merkezinde olan bir konu. Ancak halka sürekli “Sen geçinemiyorsun, her şey çok pahalı, o yüzden de bize oy vermelisin” derseniz, bunun size seçimi kazandırması garanti değildir. Halk kendini geçim sıkıntısı içinde görüyor olsa da halkın siyasi kararını sadece bu konu belirlemeyebilir. Ana muhalefet partisi lideri ne kadar yoksullaştığımıza vurgu yapmaya çalışırken örneğin “Şimdiki asgari ücretle ne kadar altın alınabiliyor?” diye soruyor. “İşçilerin ücretleri altın karşısında eriyor” diyor. Tabii iktidar sözcüleri de ekonomi tarafından konuşuyorlar. “Bizim zamanımızda halk zenginleşti” diyerek, asgari ücretin dolar bazındaki artışına vurgu yapıyorlar. Eğer altını baz alırsak asgari ücret değer kaybediyor ama doları baz alırsak asgari ücret değer kazanıyor.

Halk, kendi ekonomik durumunun bilincinde. Ekonomiyi birebir yaşayarak deneyimliyor. Siyasetin halka onun yoksullaştığını kanıtlaması gerekmiyor. Siyasetin farklı bir bakış açısı geliştirerek ülke ekonomisinin daha doğru yönetilmesinin perspektifini oluşturması önem taşıyor. Klasik geçim sıkıntısı sloganlarına başvurmak yerine hangi siyasi tercihlerin hangi ekonomi sonuçları ürettiğini analiz ederek halka yeni şeyler söyleyebilen bir muhalefet göremiyoruz. Ülkeye ve topluma ekonomik yönden bir fayda sağlayabilmeniz için geçim sıkıntısına vurgu yapmanız tek başına yeterli değildir.

Hayat pahalılığından söz ettiğinizde, arka plandaki gerçek dinamikleri ortaya koyabilmeniz ve gerçekçi çıkış yolları önerebilmeniz gerekir. Önerdiğiniz çıkış yollarının basit popülist sloganlardan ibaret olmaması gerekir. Ekonomi, dış ve iç politikayla da yoğun şekilde ilgili bir konu. Örneğin Trump Türk mallarına ambargo uyguladığı için mi enflasyon artıyor? Yoksa karaborsacılar piyasayı ele geçirdiği, mafya işletmelerden haraç kestiği için mi? Sonuç olarak, ekonomi her şeyden önce siyasidir. “Geçim temalı anlatı”, tek başına seçim kazandıran bir altın anahtar değildir.

Önceki İçerikMinneapolis’te ABD Temsilciler Meclisi üyesi Ilhan Omar’a ‘bilinmeyen sıvıyla’ saldırı
Sonraki İçerikCübbeli Ahmet’ten “aforoz edildim” dediği eski cemaati İsmailağa’ya: “Para toplamak için uydurduğunuz şeyhi terk edin”