Oral Çalışlar

Anayasa mahkemesi ve demokrasi ilişkisi

Özkaya hakim ve savcıların ahlaki sorumluluğuna, bağımsızlık ve tarafsızlık ilkesine, adil yargılanma hakkına ve hâkim-savcıların vicdani yükümlülüklerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konuşmada öne çıkan başlıklardan biri, “kul hakkı” meselesiydi. Özkaya, hâkim ve savcıların karar verirken mevzuatın yanında vicdan, ahlak ve hakkaniyet duygusunu da gözetmeleri gerektiğini ifade etti. Özkaya, yargı mensuplarına seslenerek, “Adaletin tesisinde hamasete, husumete, kindarlığa, kayırmacılığa ve hatta duygusallığa yer olmadığını asla unutmamalıdırlar” ifadelerini kullandı.

Günahların tümünü kaleci Ederson’a yıkmayalım

Yıllardır lig şampiyonluğuna hasret kalmış bir kulübün taraftarıyla, yönetimiyle, oyuncularıyla üzerindeki baskı, sinirleri iyice germişti. Bu gerilimin yükü en çok futbolcuların sırtına binmişti. Özellikle kaleci Ederson’un son maçlarda yediği hatalı goller, onu topun ağzına koymuştu. Ederson’un hataları elbette tartışılacak. Fakat bir takımın bütün psikolojik çöküşünü tek bir kalecinin omuzlarına yüklemek kolaycılık.

Yunanistan’da muhalefet güçleniyor

Çipras’ın meselesi yalnızca “erken seçim” değil; dağılmış Yunan muhalefetini yeniden kendi etrafında toplamak. Fakat bugünün Yunanistan’ında sorun şu: İktidar yıpransa da muhalefet hâlâ ikna edici bir alternatif üretemiyor. Tabii şunu da göz ardı etmemek gerek: Yunanistan’da ne olursa olsun güçlü ve dinamik bir sol gelenek var. Bu gelenek kendini öyle veya böyle hissettiriyor.

Blogcu Viktoria Bonya, Putin’i sıkıştırıyor

Milyonlarca takipçisi olan blogcu Viktoria Bonya, Putin’e hitaben çektiği videoda, ülkedeki gerçek sorunların ona aktarılmadığını, halkın sıkıştığını ve insanların korku içinde yaşadığını söyledi. Kremlin bu çıkışı “alışılmadık biçimde” ciddiye almak zorunda kaldı. Devlet televizyonunun ağır saldırıları, Bonya’yı daha görünür hale getirdi.

Brezilya Devlet Başkanı Lula: ‘Bizi yeniden silahlanmaya zorluyorlar’

Lula şöyle diyor: “Herkes yeniden silahlanmaya zorlanıyor. Brezilya’da silahsızlanmaya inandık ve 1988’de nükleer silah üretimini yasaklayan bir Anayasa çıkardık. Ne oldu? ABD silahsızlanmadı, Rusya da öyle. Çin silah üretti. Hindistan da, Pakistan da, Kuzey Kore de... Ve işte biz Brezilya olarak, 16 bin 800 kilometrelik kara sınırımız ve 8 bin 500 kilometrelik kıyı şeridimizle neredeyse savunmasız kaldık. Ama ben silahlara değil; kitaplara, gıdaya, işlere yatırım yapmak istiyorum.

İstiklal’de ‘yüzyılın izleri’

Müze 1971’de açıldığında Sadberk Hanım artık hayatta değildi. O müzeye de önemli bir yer ayıran sergi, 8 Nisan 2026 tarihinden itibaren İstanbul’da, Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık binasında ziyaretçilere açıldı. Sadberk Hanım Müzesi’nin oluşmasında emeği geçen isimlerden Semahat Arsel, annesi Sadberk Hanım’dan bir anlamda özür diliyor.

Macaristan: Çoğulculuk mu, yeni bir lider kültü mü?

Moskova AB içindeki en kullanışlı siyasal kanallarından birini kaybetti. Ukrayna’daki tablo, doğrudan doğruya etkilenecek. Macaristan seçimlerinin “kazanan”ı veya “sevinen”i, şimdilik, daha çok batı dünyası gibi görünüyor… Özellikle de Avrupa Birliği...

Macaristan ‘Avrupa’ dedi

Macaristan küçük ama dünya tarihinde kritik roller üstlenmiş bir ülke. Sovyet hegemonyasına Doğu Avrupa’da en erken itiraz eden ülkelerden biriydi. Şimdi de dünyaya yeni bir mesaj verdi. Peter Magyar’ın partisi Tisza, yaklaşık yüzde 53 oyla 199 sandalyeli parlamentoda 138 sandalye kazandı ve üçte iki çoğunluğa ulaştı.

Bahçeli’nin açtığı barış kapısı

Milliyetçi siyasetin sert figürlerinden birinin, bugün milli barışın siyasi mimarlarından biri gibi konuşması, başlı başına kayda değer bir tablo. O bir yılı aşkın zamandır yaptığı açıklama ve değerlendirmelerle bir portföy oluşturmuş vaziyette. Bir misyonu üstlenmiş halde, düzenli çıkışlar yapıyor. Bu bir anlamda onun hikayesine dönüşüyor.

Narmikan Köyü’nün kitabı

Yıllar önceydi… 12 Mart 1971 askeri darbesinden sonra, İbrahim Kaypakkaya ile birlikte Malatya-Gaziantep yöresine, darbe rejimine karşı direnmek için gelmiştik.

Yeni Şam yönetimine Avrupa ayarı

Şansölye Merz’in “Almanya’daki Suriyelilerin yaklaşık yüzde 80’inin önümüzdeki üç yıl içinde geri dönebileceği” yönündeki sözleri ortalığı karıştırdı. Suriyeli göçmenler, çok uzun süredir, Almanya’da. Belli bir kısmı, artık Alman vatandaşı. Bu yüzden büyük çaplı bir “geri dönüş” çok mümkün değil.

Herkesin bir Robert de Niro’su olsa

Ünlü Amerikalı şarkıcı Bruce Springsteen, Trump’ı protesto etmek için, “Streets of Philedelphia” şarkısını “Streets of Minneapolis”e dönüştürdü. Trump’ın “ICE” adlı göçmen karşıtı ırkçı örgütlenmesinin...

Ardalı, Kenanlı, Hakanlı milli takım

Arda, dünya çapında bir şöhret ve Türkiye doğumlu. Şimdiye kadar genelde takımın en parlak oyuncuları “Avrupa tabanlı” olurdu. Gerçi hala bir “kemik Avrupa tayfası” var: Hakan Çalhanoğlu, Orkun Kökçü, Oğuz Aydın, Kenan Yıldız, Ferdi Kadıoğlu, Mert Müldür gibi isimler, Almanya-Hollanda- Avusturya doğumlu. Ama Türkiye doğumlu oyuncularımızın ağırlığı da giderek artıyor.

Savcı Doğan Öz Kürt meselesinde hassastı

Doğan Öz davası hukuk fakültelerinde ders olarak okutulacak bir hukuksuzluk ve adaletsizlik örneğidir. O ise hak konusunda son derece duyarlı bir savcıydı. Türkçe bilmeyen yurttaşın derdini anlayabilmek amacıyla Kürtçe öğrenmeye karar vermişti. Osman Aydın isimli genç bir avukattan yardım istemişti. Tam bir sene çalışmış bir yılın sonunda Kürtçe cümleler kurabilecek, kısa mektuplar yazabilecek kadar ilerlemişti. O günün koşullarında Kürtçe ders kitabı olarak sadece Memuzin’i bulabilmişler ve onu ders kitabı olarak kullanmışlardı.

Savcı Öz: Sezen biz Kürtçe öğrenmeliyiz

Kürtçe yasağını hiçbir zaman kabul etmeyen Doğan Öz, ülkemizin öncü aydınlarındandı. Hakkın ve adaletin savunucusu oldu. O yüzden başı dertten kurtulmadı. 1960’lar Türkiye’sinde bir savcının görev yaptığı yörenin insanlarının “yasaklı” dilini öğrenmek istemesi, derin bir insan hakları duyarlılığını ifade eder.

Erbakan ve Türkeş’le cezaevinde bir bayram anısı

En önde, ortadaki sırada, birkaç gün önce yeniden tutuklanan MSP Genel Başkanı Necmettin Erbakan oturuyor. Günlük elbiselerini giymiş. Hemen yanında sandalyede MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş var. Her zamanki gibi lacivert elbisesi üzerinde ve şık. Kollarını önüne sarkıtmış, Erbakan ile sohbet ediyor. Liderler Hapishanesi’nde bir bayram sabahı böyle başlamıştı.

12 Mart 1971’de askeri yönetim nasıl bertaraf edildi?

Türk modernleşmesinin her harcında askerî bir zihniyetin varlığı inkâr edilemez. Türk modernleşmesinin yolu askerî otoriterleşmeye çıkar. Muhafazakârlık da otoriter bir zemin üzerinde oturur. 12 Mart Muhtırası’nı veren generallerin nasıl tasfiye edildiklerinin hikâyesi de bu iddiamızı doğrular nitelikte.

Türkiye’yi kadınlar yönetseydi

Kadınlar yönetimde olsalardı, geçen yıl Türkiye’de 294 kadın erkekler tarafından öldürülmezdi. 297 kadın da şüpheli ölümlere terk edilmezdi. Bir başka önemli veri daha var: 2025 verilerine göre öldürülen kadınların yüzde 61’i evlerinde öldürüldü. Ayrıca 203 kadın aile içindeki erkekler tarafından öldürüldü. Bu tablo, ev içi erkek şiddetinin ne kadar büyük bir kriz olduğunu gösteriyor.

Türkiye ve AB’nin militarizme zorlanması

Alman medyası, Türkiye’ye yönelik füze tehdidini hemen manşetten verdi. Onlar için önemli olan, İran’ın bir NATO ülkesini doğrudan hedef almış olma ihtimali. NATO; Kuzey Amerika, Batı Avrupa ve Türkiye’yi içeren ve toplam 32 ülkeden oluşan bir ittifak.

Tek kutuplu dünyaya mı gidiyoruz?

İran’daki rejimi yıkmaya kararlı olduğunu saklamayan İsrail, ABD ile ortak şekilde hedeflediği yeni dünya düzeninin de sinyalini veriyor. Öte yandan, Çin ve Rusya’nın pasif görüntüsü de İsrail’in ve ABD’nin elini şu noktada güçlendiriyor. Eğer İran’daki rejim yıkılırsa, kurulacak yeni iktidar, büyük olasılıkla Batı ile iş birliği yapabilir.

İyi ki de Rusya müdahale etmedi

Rusya, yaşanan sürece müdahale etmedi veya edemedi. “Etmeli miydi?” diye soracak olursanız, “iyi ki etmedi” derim. Çünkü öyle bir durumda dünya savaşının zemini oluşabilir, dünya daha büyük felaketlerle yüz yüze gelebilirdi. Rusya ve Çin, yani dünyanın iki devi, ABD’nin saldırıları karşısında paralize olmuş durumdalar.

Galatasaray turu nasıl aldı?

Gazeteci arkadaşlarımızdan fanatik Galatasaraylı Tuncer Köseoğlu maç bittiğinde şöyle bir tweet attı: “Öldük öldük, dirildik.” Tuncer acaba GS-Juventus maçının ikinci yarısını seyrederken ne haldeydi? Herhalde çok ıstırap çekti.

Yaşar Kemal

Yaşar Abi’yle yıllar önce yaptığımız bir söyleşide onun dil konusundaki duyarlılığı şöyleydi: “Dilini ver adama. Adam kardeşinin dilini keser mi? Ben yalnız Kürtler için demiyorum. Örneğin elimde Çerkezlerin Nart Destanı var.

Abdı İpekçi ve Uğur Mumcu

Türkiye’nin gerçek ve sağlam bir demokrasiye sahip olabilmesi, özellikle aydınlarının kendilerini özgür hissetmelerine bağlı. Aydınlar ne kadar konuşabiliyorlarsa, eleştiri yapabiliyorlarsa ve kendilerini devletin tehdidi altında hissetmiyorlarsa demokrasi o kadardır.

Rapor için 88 saat çalıştılar

Uygulamada beklenen adımların atılmadığı bir gerçek. Ancak her şeyin bir başlangıcı vardır. Bahçeli, bu çıkışı yaptığı dönemde ortada hiçbir şey yoktu. Bugün tartışılan konu Öcalan ve umut hakkı noktasına kadar genişledi. Bu rapor benim görüşüme göre toplumun belli bir noktaya gelmiş olmasının ürünüdür.

Semiha Berksoy: O resimlerde benim bütün hayatım var

Semiha Berksoy’un “Tüm Renklerin Aynası” başlıklı sergisi 22 Ocak–6 Eylül 2026 tarihleri arasında İstanbul Modern’de. Sergi, sanatçının erken dönem desenlerinden opera temalı resimlerine, otoportrelerinden portrelerine uzanan 200’ü aşkın yapıtı bir araya getiriyor.

Kürtçe büyük ustasını kaybetti

Kürtler açısından kalıcı bir iz bıkaran Kürtçe Alfabe’yi (1968) yazıp yayınladı. Oğlu Gani arkadaşımızdı. Şairdi. Genç yaşta aramızdan ayrıldı. Diğer oğlu Halit Bozaslan ise Paris’te uzun yıllar hocalık yaptı. Aynı günlerde Bozaslan bir önemli çalışmayı daha tamamladı. Ahmedi Hani’nin Mem u Zin’ini çevirip yayınladı (1968).

Avrupa, Trump sarsıntısından sonra kendine geliyor

Macron, ABD ve diğer güçler karşısındaki boyun eğme stratejisinin işe yaramadığını belirtiyor. Kalıcı istikrarsızlık dönemine hazırlanmak için, Avrupa’nın, birliğini acilen derinleştirmesi çağrısında bulunuyor. Merz ile Meloni’nin bir araya gelme nedeni de zaten bu.

Arda Güler’ın büyük bir yıldıza dönüşmesi

Arda İspanya da son derece popüler bir isim. Öte yandan İspanya’da Arda’ya yönelik eleştiriler de var. Genç yaşı, yeteneği ve Real Madrid’deki potansiyeli sıkça övülüyor. Yaratıcılığı, pas kalitesi vurgulanıyor, “geleceğin yıldızı” gibi ifadeler kullanılıyor.

Orban için işler zorlaşıyor

Macaristan’da hayat pahalılığı ve enflasyon can yakarken, ülkede hayatın tadını çıkarabilen yegâne kitleyi turistler ve expatlar oluşturuyor. Köşeye sıkışan Orbán ise ilginç bir ironiyle; yolsuzlukla mücadele, donmuş AB fonlarını geri getirme ve bizzat kendisinin bozduğu kurumları “normalleştirme” vaadine sarılıyor.