SerbestiyetSerbestiyet
Anasayfa / Dış Haber / Fransız aşırı sağının İsrailci liderinin antisemitik geçmişi ortaya çıktı: “Bütün bankalar Yahudilerin elinde”

Fransız aşırı sağının İsrailci liderinin antisemitik geçmişi ortaya çıktı: “Bütün bankalar Yahudilerin elinde”

Ulusal Birlik’in lideri Jordan Bardella’ya ait 2013-2015 tarihli özel yazışmalarda antisemitik ve komplocu ifadeler yer alıyor.

Mediapart, aylar süren araştırmasında Bardella’ya ait olduğunu öne sürdüğü “onlarca yazılı konuşmaya” ulaştığını ve bunların bağımsız yöntemlerle doğrulandığını açıkladı.

Yazışmaların en eskileri 2013 yazına uzanıyor. Bardella o sırada 17 yaşındaydı ve 18’inci doğum gününe birkaç hafta kalmıştı. Front National’e ise 2012’de üye olmuştu. Bir yıl sonra partinin Seine-Saint-Denis teşkilatının başına geçti.

“Bütün bankalar Yahudilerin elinde”

Mediapart’ın Bardella’ya atfettiği mesajlardan biri şöyle:

“Bütün bankalar Yahudilerin elinde.”

Bardella’ya atfedilen başka mesajlarda Yahudilerin diğer halklara egemen olmak istediği ileri sürülüyor; Bernard-Henri Lévy ve Jacques Attali’nin isimleri anılarak İsrail’in hâkimiyetindeki bir “Yeni Dünya Düzeni”nden söz ediliyor.

Bir başka mesajda ise önemli bakanlıkların, “İsrail ve bankacılık çıkarlarını Fransa’nın çıkarlarının önünde tutan” kişilere verildiği iddia ediliyor.

Alain Soral ve Dieudonné

Mediapart’ın yayımladığı yazışmalara göre Bardella o yıllarda antisemitik görüşleri nedeniyle birçok kez mahkûm edilmiş aşırı sağcı polemikçi Alain Soral’ın fikirlerine de ilgi duyuyordu.

Bardella’nın Soral’ın analizlerinin olaylarla doğrulandığını savunduğu, antisemitik açıklamaları nedeniyle mahkûmiyetleri bulunan komedyen Dieudonné’nin ise “gerçek bir fikir mücadelesi” yürüttüğünü söylediği ileri sürüldü.

Yazışmalarda ayrıca 11 Eylül saldırıları, ABD Merkez Bankası, helal gıda ticareti ve Adolf Hitler’in 1945’ten sonra hayatta kaldığı iddiası gibi çeşitli komplo teorilerinin de konuşulduğu belirtiliyor.

Mediapart’ın dosyasına göre Bardella ayrıca Marine Le Pen’in iktidara gelmesi halinde manipüle edilmiş bir uçak kazası ya da saldırının hedefi olabileceğini öne sürüyor ve dönemin Suriye lideri Beşar Esad rejimini savunuyordu.

Partinin imajını düzeltme tartışmaları da yazışmalarda

Mediapart’ın aktardığı mesajlarda Front National’in kamuoyundaki görüntüsünün değiştirilmesiyle ilgili parti içi tartışmalar da yer alıyor.

Bardella’ya atfedilen bir mesajda Marine Le Pen’in söyleminin daha “cilalı” hale gelmesinden sonra seçmen sayısının arttığı belirtilirken, partinin temel ideolojisine bağlı kalmaya devam ettiği savunuluyor.

Mediapart ayrıca Bardella’nın 2014’te Seine-Saint-Denis teşkilatını yönettiği dönemde İslam’a yeni geçmiş bir parti üyesinin, din değiştirmesinin parti içinde sorun olarak görülmesi üzerine teşkilattan uzaklaştırılmaya çalışıldığını öne sürdü.

Bardella: “Bunlar kaba sahtecilik”

Jordan Bardella ise Mediapart’ın iddialarının tamamını reddetti.

Bardella, kendisine atfedilen ırkçı ve antisemitik sözleri “ne kamuya açık ne özel olarak, ne sözlü ne de yazılı biçimde” hiçbir zaman söylemediğini belirtti.

Belgeleri “kaba sahtecilik” olarak nitelendiren Bardella, yayını 2027 Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde kendisini hedef alan bir “destabilizasyon operasyonu” olarak tanımladı.

Bardella daha sonra avukatına Mediapart hakkında hakaret/iftira davası dahil gerekli hukuki işlemleri başlatması için talimat verdiğini açıkladı.

Marine Le Pen de Bardella’ya destek verdi. İddiaları “çılgınca” bulan Le Pen, yayımlanan belgelerin sahte olduğuna inandığını söyledi.

RN’nin yıllardır değiştirmeye çalıştığı imajı açısından kritik

İddialar, RN açısından özellikle hassas bir dönemde ortaya çıktı. Marine Le Pen, babası Jean-Marie Le Pen’den parti yönetimini devralmasından bu yana Front National/Rassemblement National’in antisemitizm ve ırkçılıkla özdeşleşen geçmişinden uzaklaşmak için “dédiabolisation” olarak adlandırılan normalleşme stratejisini yürütüyor.

Bardella da bu yeni görüntünün öne çıkan isimlerinden biri olmuştu. İsrail’le ilişkilerini geliştiren Bardella, 2025’te İsrail hükümetinin antisemitizmle mücadele konferansına davet ettiği ilk RN lideri olmuştu.

Mediapart’ın ortaya attığı ve Bardella’nın bütünüyle reddettiği iddialar, bu nedenle yalnızca 17-18 yaşındaki bir parti üyesinin eski mesajlarıyla ilgili değil; RN’nin yıllardır oluşturmaya çalıştığı yeni siyasi kimlik ve 2027 Cumhurbaşkanlığı seçimleri açısından da Fransa’da tartışma yarattı.

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın