Tarih Vakfı, kurucularından tarihçi ve siyaset bilimci Mete Tunçay’ı ölümünün birinci yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait Metro Han’da düzenlenen etkinlikle andı.
Anma, Tunçay’ın klasikleşen eseri Türkiye Cumhuriyeti’nde Tek-Parti Yönetiminin Kurulması (1923-1931) kitabının sekizinci baskısının yayımlanmasıyla birlikte gerçekleştirildi.

Programın ilk oturumunda Tunçay’ın eşi Gönül Paçacı Tunçay, Tarih Vakfı Başkanı Nurşen Gürboğa, Mülkiye’den çalışma arkadaşı ve Tarih Vakfı’nın kuruluşunda birlikte çalıştığı Şevket Pamuk, vakfın kurucularından ve uzun yıllar yönetim kurulu başkanlığını yapan Orhan Silier, Toplumsal Tarih dergisi editörü Elif Kevser Özer ve Fatma Coşkuner konuştu.
Konuşmalarda Tunçay’ın tarihçiliğinin yanı sıra sivil toplum mücadelecisi, aydın, sosyalist ve demokrat kimliği üzerinde duruldu. Tarih Vakfı’nın kuruluşundaki öncü rolü ile önce Tarih ve Toplum, ardından Toplumsal Tarih dergileri aracılığıyla Türkiye’de eleştirel tarihçiliğe alan açmak için verdiği emek, Tunçay’ın bıraktığı mirasın önemli parçaları olarak anlatıldı.
“Aslında yazılması planlanmamış bir kitaptı”
Tarih Vakfı Genel Yayın Yönetmeni İsmet Akça’nın moderatörlüğündeki ikinci oturumda ise Tunçay’ın Türkiye tarihyazımındaki yeri ve Türkiye Cumhuriyeti’nde Tek-Parti Yönetiminin Kurulması kitabının etkisi ele alındı.
Ahmet Demirel, Tunçay’ın ardından Türkiye’de tarihyazımındaki aynı paradigmatik dönüşüm içinde yer alan Erik Jan Zürcher’i, doktora tez danışmanı Taha Parla’yı ve Levent Köker’i de andı.
Neslişah Başaran Lotz ise Tek Parti dönemine ilişkin yeni tarihyazımının toplumu, sınıfları ve farklı kesişimsellikleri merkeze alan yaklaşımlarını anlattı; Tunçay’ın çalışmasına yönelik eleştirel değerlendirmeleri de bu çerçevede ele aldı.
Oturumda, 12 Eylül döneminde yayımlanan Türkiye Cumhuriyeti’nde Tek-Parti Yönetiminin Kurulması kitabının Türkiye tarihyazımındaki önemli eşiklerden biri olduğu vurgulandı.
Demirel’in anlattığına göre Tunçay başlangıçta çalışmayı 1950’ye, bunun mümkün olmaması halinde ise 1938’e kadar getirmeyi düşünüyordu. Ancak Zafer Toprak, elindeki metni daha fazla bekletmeden yayımlaması için Tunçay’ı ikna etti.
Kitabın ortaya çıkış hikâyesi de anmada anlatıldı. Tunçay aslında Türkiye solunun tarihi üzerine çalışıyordu. Ancak Türkiye solunun hangi siyasi ve toplumsal koşullarda ortaya çıktığının mevcut kaynaklarda yeterince açıklanmadığını düşününce, araştırmasına bir tür “parantez” açtı. Başlangıçta bağımsız bir kitap olarak tasarlanmayan bu çalışma, zamanla Tunçay’ın en önemli eserlerinden birine dönüştü.
Farklı kuşaklardan yoğun katılım
Anmaya Tunçay’ın kendi kuşağından isimlerin yanı sıra sonraki kuşaklardan tarihçiler, sosyal bilimciler ve genç araştırmacılar da yoğun ilgi gösterdi.
Toplantının ortak vurgusu, Mete Tunçay’ın mirasının Tarih Vakfı’nın kuruluşundaki emeğinin çok ötesine geçtiğiydi. Tunçay’ın eleştirel tarihçilik anlayışının, yayıncılığının ve sivil toplum çalışmalarının yeni kuşak tarihçilerden sosyal bilimcilere ve sivil topluma uzanan geniş bir alanda etkisini sürdürdüğü vurgulandı.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.