Anasayfa / Öne Çıkanlar / “Ortasından başla”: Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan Anne Carson’dan yazarlara tavsiye

“Ortasından başla”: Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan Anne Carson’dan yazarlara tavsiye

2026 Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan Kanadalı şair ve yazar Anne Carson, Nobel Komitesi’nin telefonlarını açmadı, eşinin ısrarıyla geri aradı. Ödül haberini Reykjavik’teki evinde çay içip kitap okurken alan Carson, “Bence hepiniz çıldırmışsınız” dedi. Ödül parasını bağışlamayı düşündüğünü söyleyen yazar, kutlama için ormanda yürüyüşe çıkıp sessizliği dinleyeceğini anlattı. Yazarlara ise tek bir tavsiyesi vardı: “Ortasından başlayın"

2026 Nobel Edebiyat Ödülü’nün sahibi Kanadalı şair, denemeci ve klasik filolog Anne Carson oldu. Nobel Komitesi’nin ödülün ardından gerçekleştirdiği telefon söyleşisi, Carson’ın edebiyata, hayata ve Nobel’e yaklaşımını ortaya koyan sıra dışı bir konuşmaya dönüştü.

Carson, ödül haberini İzlanda’nın başkenti Reykjavik’te, deniz kenarındaki evinde aldı. O sırada mutfakta oturmuş çay içiyor ve London Review of Books okuyordu. Sonra yerlerin süpürülmesi gerektiğini fark ederek ayağa kalktı.

Tam o sırada telefonu çalmaya başladı. Ancak Carson, her zamanki gibi aramaları reddetti.

Nobel Komitesi’nin kendisine ulaşabilmesi için eşi Robert Currie’nin devreye girmesi gerekti.

Currie, telefon görüşmesine katılarak eşine takıldı:

“Ben eşiyim ve bana bir teşekkür borçlusun. Çünkü o numarayı geri aramasını sağlayan kişi benim.”

Carson da eşini doğruladı:

“Evet, telefonu o açtı. Ben genelde kapatırım. Sonra beni geri aramaya zorladı.”

Nobel Komitesi yetkilisi Jan, ödülü kazanmanın nasıl hissettirdiğini sorduğunda Carson’ın yanıtı kısa oldu:

“Bence hepiniz çıldırmışsınız.”

Ödülü bekleyip beklemediği sorusuna ise “Cennet aşkına, tabii ki beklemiyordum” diye karşılık verdi.

“Sizin için pek dramatik bir hikâye sunamıyorum”

Carson, ödül haberini aldığı evini de anlattı:

“Reykjavik’te, deniz kenarında; Kuzey Kutbu’na bakıyor. Kusura bakmayın, sizin için pek dramatik bir hikâye sunamıyorum. Burada sadece sıradan bir gün.”

Nobel’in kendisi için ne anlama geldiğini henüz düşünmediğini söyleyen Carson’ın aklındaki ilk konu, ödülle birlikte verilecek paranın nasıl kullanılacağıydı.

“Sadece parayı nasıl bağışlayacağımızı düşünüyoruz. Evi olmayan bir arkadaşımız var ve her zaman Sınır Tanımayan Doktorlar’a çokça bağış yaparız. İşte bu tarz şeyler.”

Ödülü nasıl kutlayacağı sorulduğunda ise bir tören ya da parti planından söz etmedi:

“Ormanda yürüyüşe çıkacağız. Böylece telefonlara cevap vermek zorunda kalmayacağız, dürüst olmak gerekirse. Sonra da sessizliği dinleyeceğiz.”

“Yazarlığı istemeden yapıyorum”

Nobel Komitesi yetkilisi, Carson’dan yazarlığını hiç tanımayan birine nasıl anlatacağını sordu.

Carson, yazarlığını “istemsizce” diye tanımladı. Yazmanın, genellikle başka bir şey yapmaya çalışırken ortaya çıktığını söyledi.

Kendisini ilk kez okuyacaklara hangi kitabını önereceği sorulduğunda Kırmızının Otobiyografisini işaret etti. Kitabın okurlar için erişilebilir olduğunu belirtti. Ancak kitaplarına nereden başlanması gerektiği konusunda kesin bir sıralama önermedi.

Bunun yerine kendi yazma yöntemini anlattı:

“Ben her zaman ortadan başlayın derim.”

Yeni bir kitap yazmaya nasıl başladığı sorulduğunda da aynı yanıtı verdi:

“Ortadan başlamak. Sahip olduğum tek kural budur.”

Komite yetkilisi bunun ne anlama geldiğini öğrenmek istediğinde Carson, insanın kendisini hikâyenin ortasına götüren yerden başlaması gerektiğini söyledi.

“Homeros’un bugünle ilgili olması değil, bizim Homeros’a uygun olmamız önemli”

Antik Yunan edebiyatı üzerine çalışan, şiirlerinde ve kitaplarında mitolojik anlatılardan yararlanan Carson’a en önemli ilham kaynağı soruldu.

Yanıtı tek kelimeydi:

“Homeros.”

Ardından antik metinlerin neden günümüz insanı için hâlâ önemli olduğu soruldu.

Carson, bu sorunun dayandığı düşünceyi kabul etmedi:

“Güncellik ya da önemle ilgilendiğimi sanmıyorum. Ben bizim onlara uygun olmamızla ilgileniyorum.”

“Hayat sıkıcı ama onunla bir şeyler yapabilirsiniz”

Söyleşinin son bölümünde Carson’a sıkılmaktan neden kaçındığı soruldu.

Yazar, kimsenin sıkılmaktan hoşlanmadığını belirterek bunun kendisi için büyük bir felsefi mesele olmadığını anlattı.

Sıkıntıdan kaçınmanın günün geri kalanında ne yapacağına karar vermesini sağladığını söyledi. Bazen uyumak, bazen Homeros okumak arasında seçim yaptığını anlattı.

Ardından hayatın sıkıcı olduğunu söyledi, ama ekledi:

“Hayatla bir şeyler yapabilirsiniz.”

Görüşmenin sonunda kendisine yazar olmak isteyenlere bir mesajı olup olmadığı soruldu.

Carson yeni bir tavsiye vermedi:

“Hayır, aynı mesaj: Ortadan başlayın.”

Arka planda telefonlar çalmaya devam ederken Nobel Komitesi yetkilisi görüşmeyi sonlandırdı. Carson teşekkür ederek telefonu kapattı.

Nobel’in resmî kanallarında yayımlanan söyleşi yaklaşık beş dakika sürdü.

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın