Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında konuştu.
Özel, partisinin grup toplantısında fon skandalı hakkında şu ifadelere yer verdi:
“Emekliye zam deyince, para deyince kaynak yok demişlerdi. Şimdi bütün emekliler, bütün çiftçiler, bütün esnaflar soruyor: Hani kaynak yoktu? Çalınan bu paralar hepimize yetiyordu, artıyordu. Siz bize vermediniz, kendiniz yediniz; bu memleketi bitirdiniz.’Borsa tarihinin en büyük çöküşlerinden birini yaşadı, yaşamaya devam ediyor. ‘Ben satıyorum’ diyene ‘ver alayım’ diyecek biri lazım ama borsamız o alıcıyı bulamıyor; çünkü güven yok, korku var. Üstünden tam 48 gün geçti. Milletin devlete emanet ettiği paralara Tayyip Bey’in atadığı kadrolar ya çöktü ya çöktürdü. Cumhuriyet tarihinin en büyük soygunu, bütünüyle Adalet ve Kalkınma Partisi kadrolarının büyük bir organizasyonudur.
Türkiye Yüzyılı dediler ya, bütün bakanlıklara reklam yaptılar ya, gazeteleri ‘Türkiye Yüzyılı’ diye böyle 60 sayfa bastılar ya devletin parasıyla. İşte Türkiye Yüzyılı’nda yüzyılın vurgunudur. Türkiye Yüzyılı vurgunu ve bunun başındaki isim hiç kimse kıvırmasın oradan buradan; Recep Tayyip Erdoğan’dır. Çünkü Tayyip Bey’in bu soruya 2 cevabı var. Bu yaşananları biliyor muydun, bilmiyor muydun? 1 soru, 1 cevap. ‘Biliyordum.’ Derhâl istifa et, milleti nasıl soyarsın? ‘Bilmiyordum.’ Derhâl seçime götürür, ülkeyi yöneteceklere emanet et. Burnunun dibindeki bu soygunu nasıl görmüyorsun?
Mağdur ne 455 bin tekil yatırımcıdır ne aileleriyle 2 milyondur ne borsadaki 6.7 milyon yatırımcıdır. Borsa çökmüştür, ekonomi çökmüştür ve toplam 86 milyon vatandaşımız bu yükün altında kalmıştır. Vurgunun yapıldığı fon şirketlerinin yöneticileri AK Parti’li, vurgunu yapıp servetine servet katanların neredeyse tamamı AK Parti’li. Bu isimlerin hepsini atayan AK Parti’nin Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan. Şimdi bu atadıklarını koruyup kollayan da yine Recep Tayyip Erdoğan.
Masada liste var. Listenin içinde bakanlar var, milletvekilleri var, parti yöneticileri var; yenisi var, eskisi var ama Erdoğan’da çıt yok. 245 kişilik ana listeyi yayımlamıyor. 80 kişilik o çok dönüp dolaşan listeyi ne yalanlıyor ne doğruluyor ama bir yandan ‘Merak etmeyin, fon vurgununu çözeceğim, masa kurdum, 6 toplantı yaptım.’ Bakın, kurdu masayı. Masanın burasında Yunus Arıncı, Takasbank Genel Müdürü gözaltına alındı, adli kontrolle evde duruyor. Kuzuyu kurda emanet etmişler. Kediyi ciğerin başına bekçi koymuşlar. Burada SPK Başkanı Mahmut Sütçü masada oturuyor. Krizi çözecek; gözaltında, hapiste, görevden alınmalar… Borsa İstanbul Genel Müdürü Korkmaz Enes Ergun. Tutuklu, burada oturuyor. Bu masa ne? Erdoğan’ın fon krizini çözecek masası. Masada oturanlar teker teker adaya veda ediyorlar.
Şimdi ama bir şey dikkatimi çekti. Bakın, uzakta oturanlar gidiyor. Bir de yakında oturanlar var. Bakın, Erdoğan’a kim en yakın? Galiba Adalet Bakanı Akın. Sayın Erdoğan, sakın ha sakın, uzaktakileri adadan yollayarak bu işten çıkamazsın. Biraz yaklaş bakalım, yakın yakın. En yakındakilere gel, görelim. O en yakındakileri koruyarak bu milletin gönlünde asla affa uğrayamazsın. Esas bu işi kurgulayanlar sağında solunda dolaşırken, esas o içeriye konulanlar konuşmasın diye onlara her gün avukatlar yollanırken, bu işin kurgucuları en yakınında otururken uzaktan 3-5 bürokratla bu işten kurtulamazsın. Millet her şeyin farkındadır. Bu millet hakkını yiyenin hakkını sandıkta verecektir inşallah.
Nasrettin Hoca hikâyesi gibi bir kanun teklifi…”
Bu masadan çözüm çıkmayacağı konusunda artık mağdurlar da neredeyse hemfikir olmuş durumdalar. Bunların oturup hazırladığı kanun teklifi yasalaştı. Görev verdikleri bankalar, bu işe kendileri teknik olarak uzaklaştı. Diyorlar ki ‘Niye biz? Hangi kanunla, hangi güvenceyle? Ek güvence verin, böyle kanun mu olur?’ Bir kısım mağdura ‘1 milyon hemen yatıracağız’ dediler ya. ‘1 milyon altındaki herkesin parasını yatıracağız.’ 50 gün oldu, bir kısım mağdura 250’şer bin lira yatırdılar, para bitti. Şimdi bekliyorlar ki o tamahkârların, o günahkârların, o kıyamam nefsine uyan evlatlar, tövbe hesabına para koyacaklar. Hem peşlerine Adalet Bakanlığının düşmesinden kurtulacaklar hem de bekleyenler paralarını alacak. Nasreddin Hoca’nın ‘Telleri gerdim, koyunlar gelip altından geçecek. Yünler toplanacak, eğirtilecek. Gidilecek, satılacak. Ondan sonra para olacak’ gibi bir kanun teklifine bütün millet mesafeli.
Maalesef vurgunun ardından ortaya çıkan çok acı hikâyeleri hep birlikte okuyoruz. Bu konuda arkadaşlarımız çalışıyorlar, derliyoruz. Hatta dernekleşmelerini, bir büyük mücadele vermelerini destekliyoruz. Ameliyat parasını yatıranlar, kirasını yatıranlar, çocuğun okul taksitini yatıranlar, borç ödemesini yani ‘Kredi kartının yüzde 20’sini yatırmak yerine fona yatırayım, herkes gibi ben de üçe katlayayım. Geçen ay öyle olmuş. Bütün herkesin parası orada büyüyormuş, ben de belki borçtan kurtulurum’ diyenlerin şimdi borçlarını ödeyemeyen, kiralarını yatıramayan, alışverişe gidemeyen bir noktaya geldiklerini; ameliyatını olamayan bir noktaya geldiklerini, özellikle KOBİ’lerin ödeme dengelerinin bozulduğunu, özel sektör tahvillerinin aksadığını, bir domino etkisinden büyük endişe duyulduğunu bir kez daha burada söylemek gerekiyor.
Şunu söyleyelim: Geçen haftaya kadar görülebilen veri, Borsa İstanbul’un BIST 100 endeksiydi. Ona göre ilk hesaplama 20 milyar dolar, sonra bu borsadaki çöküşle 90 milyar dolar, 110-119-129 milyar dolar… Şimdi tüm borsa verileri açıklandı, ayın sonu geldi ve borsadaki 100 şirketin değil, 623 şirketin toplam 174 milyar dolar kayba uğradığı, Merkez Bankasının 21 milyar dolar rezerv kaybettiği, toplam ekonomideki kaybın 195 milyar dolara ulaştığı ortaya çıktı. Yani asrın felaketinin 10 şehirde 100 milyar dolarlık yıkım yaptığı o büyük depremde, o depremin bütün yıktığının, yarattığı bütün hasarın neredeyse 2 katına kadar; 195 milyar dolar bir hacimle karşı karşıyayız. O yüzden rakamlar kimine küçük, kimine büyük gelirken doğru algılanması açısından bir kez daha vurgulamak lazım: 6 Şubat depreminin yarattığı yıkımın tam 2 katı asrın vurgunuyla karşı karşıyayız.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.
