Gündoğmuşlar çetesi Kağıthane’de büyüdükten sonra önce İstanbul’a daha sonra da Avrupa’nın bazı kentlerinde ittifak halinde olduğu gruplarla silahlı saldırılar düzenler hale gelmişti. Kağıthane’de rekabet halinde oldukları Anucurlar grubu ile başlayan çatışmalara diğer yeni nesil çetelerin de dahil olmasıyla 20’nin üzerinde kişi ölmüş, bir o kadar da kişi yaralanmıştı. Çetenin adı son olarak yine Kağıthane’de kalaşnikoflu saldırıda 37 kurşun sıkılarak öldürülen Burak Tunçel infazında geçmişti.
Mekin H. de tıpkı diğer yeni nesil çetelere tetikçi olan akranları gibi Gündoğmuşlar çetesi üyelerinin sosyal medyada verdikleri silahlı pozlar ve varlıklı hallerinden etkilenmişti. Bu etkilenmişlik haliyle sosyal medyadan bir grup üyesine kendilerine katılmak istediği mesajı geçti. Mesaj gönderdiği kişi hemen İstanbul’a gelmesini söyledi. İstanbul’a geldiğinde kendisine verilen adrese giderek burada bir çete yöneticisi ile görüştü. Burada Mekin H’nin verilen talimatlara uyup uymayacağı silahlı bir keşif görevine gönderilerek test edildi. Bu testi geçince de kendisine bir cep telefonu verildi. Kendine ait cep telefonu kırılarak atıldı. Talimatların bu telefondan verileceği söylenerek talimat gününü beklemesi istendi. Bir miktarda harçlık için para verildi. Çok geçmeden telefon çaldı, telefondaki kişi kendisine Dayı diye hitap etmesini istedi. Dayı lakaplı kişi saldırı gününün yaklaştığını söyleyerek kendisine kalaşnikofu verecek kişiyle buluşturdu. Bu kişiden kalaşnikofu alan Mekin H., saldırı gününü beklemek için tekrar eve döndü. İstanbul’a geleli daha birkaç gün olmuştu ve herşey çok hızlı gelişiyordu. Kendisine saldırı yapacağı kişiyle ilgili fotoğraflı bilgi verildi. Bu bilginin ardından da Dayı lakaplı kişiden yeni bir talimat aldı, saldırı günü gelip çatmıştı. Mekin H., aldığı talimat doğrultusunda 28 Ocak’ın ilk saatlerinde kendisine verilen araçla saldırıyı düzenleyeceği Çağlayan Mahallesi’ne giderek yol kenarında beklemeye başladı.
Kalaşnikofu saldırdığı kişiye kaptırdı
Saatler sabah 05.30’u gösterdiğinde Dayı’nın söylediği gibi saldıracağı kişi yolda belirdi. Mekin H., araçtan kalaşnikofla indi. Yolda yürüyen hedefine aldığı kişiye peş peşe ateş açtı. Ateş açtığı kişi omuzundan yaralanmasına rağmen hamle yaparak Mekin H’ye saldırdı. Elinden kalaşnikofu alarak tüfeğin kabzası ile Mekin H’ye vurmaya başladı. Mekin H. yaşanan boğuşma sırasında bir fırsatını bularak kaçmaya başladı. Bu kez roller değişmişti. Saldırdığı kişi elinden aldırdığı kalaşnikofla kendisine ateş ediyordu. Mekin H. de üzerindeki tabancayı çıkartarak birkaç el ateş edebildi. Kalaşnikofa karşı gelmesinin mümkün olmadığını saniyeler içinde anlamıştı. Mekin H. can havliyle yol kenarında bekleyen aracına binerek kaçmaya başladı. Mekin H’nin eğitimli bir tetikçi olmadığı her halinden belliydi. Saldırı düzenlediği kişiye silahını kaptırmış, canını da zor kurtarmıştı. İstanbul’a adım atar atmaz tıpkı diğer çetelere katılan akranları gibi göz açıp kapayıncaya kadar kendini tetikçi olarak bulmuştu.
“4 gün önce İstanbul’a geldim talimatı dayı verdi”
Silah seslerini duyan çok sayıda polis ekibi bölgeyi abluka altına aldı. Mekin H’nin Çağlayan Tüneli’ne girdiği belirlenince ekipler peşine düşerken başka ekipler de tünelde önünü kesti. Mekin H., önce bir araca daha sonra da polis aracına çarpmasıyla kaçış öyküsü de kısa sürdü. Polis tarafından gözaltına alındı. Kaçtığı araçta bir de tabanca bulundu. Polis ekipleri saldırıya uğrayan kişinin aracını da durdurdu ve omuzundan hafif yaralı olan kişiyi hemen hastaneye götürdü. Yakalandığı araçta da Mekin H’ye ait kalaşnikof bulundu. Olay yerinde yapılan incelemede de 30’u kalaşnikofa ait 34 mermi kovanı bulundu. Olay yeni nesil çete işine benziyordu. Bu nedenle Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri olayı devraldı. Mekin H., sorgusunda, 4 gün önce İstanbul’a geldiğini, bir mesajlaşma uygulaması üzerinden ‘Dayı’ lakaplı biriden 600 bin lira karşılığında ismi Enes olan bir kişiyle saldırı olayını aldıklarını itiraf etti. Saldırdığı yaralı olarak hastaneye götürülen kişinin adının da Sedat İ. olduğu belirlendi. Tedavisinin ardından Emniyete götürülerek sorguya alınan Sedat İ’nin uyuşturucu kullanmak, kasten yaralama ve oto hırsızlığından emniyette kaydı olduğu anlaşıldı. Polis yaptığı araştırmaya göre; Sedat İ. ile para meselesi yaşadığı husumetlisi olan bir kişi Gündoğmuşlar çetesine ulaşmış ve saldırı olayı için anlaşmıştı. Çete daha sonra da harekete geçmiş Mekin H’yi tetikçi olarak Sedat İ’yi vurması için göndermişti.
Sol örgütlerin yerini yeni nesil çeteler aldı
Bundan yaklaşık 12 yıl önce başta DHKP-C olmak üzere bazı sol örgütler hem polise hem de hedef aldıkları yerlere silahlı saldırılar düzenliyor, bir yandan da sokak eylemleriyle güç gösterisi yapıyorlardı. Bölgelerinde uyuşturucuya karşı da mücadele ettiklerini söyleyerek propaganda da yapıyorlardı. Bu saldırılarda polisler şehit olmuş hatta DHKP-C üyesi Elif Sultan Kalsen canlı bomba olarak aranırken Vatan Caddesi’ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne saldırmıştı. Polis bu eylem ve saldırılara karşı peş peşe operasyonlar gerçekleştiriyordu. Polis, operasyonlarla örgütlerin etkinliğini giderek zayıflatmış, neredeyse bitirme noktasına getirmişti. Bu operasyonlarda bazı örgüt üyeleri öldürülmüş, bazıları da yaralı olarak ele geçmişti. Bazıları da çareyi yurt dışına kaçmakta bulmuştu. Çok sayıda örgüt üyesi de yakalanmış ve cezaevinin yolunu tutmuştu.
Yeni nesil çeteler bir bir ortaya çıkıyor
İşte 2016 sonları ve 2017 başlarında sol örgütlerin etkinliğini yitirdiği yerlerde yeni nesil suç örgütleri bir bir ortaya çıkmaya başlayacaktı. Sultangazi’de Arap Emrah ve Volkan Rençber, Okmeydanı’nda Şapkasızlar, Kağıthane’de Gündoğmuş ve Anucurlar ile Beyoğlu’nda Barış Boyun çetesi hızla büyüyorlardı. Bu bölgelerin dışında Bağcılar’da Çirkinler ve Ay, Yenibosna’da Daltonlar, Bahçelievler’de Redkitler ve Şirinevler’de Casperlar da adlarını duyurmaya başlamışlardı. Uyuşturucu, haraç ve yağmayı merkezlerine alan yeni nesil çetelerin hızla büyümesi beraberinde kanlı bir rekabeti doğuracak, kanlı çatışmalar ülke dışına taşacaktı.
Kanlı çatışmalarda 20’den fazla çeteci öldü
Sokaklarda sol örgütlerin duvarlara yazdıkları sloganlar halen duvarlardaki varlıklarını sürdürselerde artık meydan yeni nesil çetelerindi. Nurtepe’de filizlenen Gündoğmuşlar ve Anucurlar çeteleri Kağıthane’de kıyasıya bir rekabetin içine girmişti. Her iki çetenin kanlı çatışmalarına diğer yeni nesil çeteler de dahil olunca deyim yerindeyse kan gövdeyi götürmüştü. Gündoğmuşlar Çetesi’nin lideri Uğurcan Gündoğmuş’un 2020 yılında Kağıthane’de Mücahit Kanat’ı öldürmesiyle başlayan ve günümüze kadar devam eden çatışmalarda çete liderleri İnan Anucur, Halil Ay, Ferhat Yeşilkaya da dahil olmak üzere 20’den fazla kişi öldürülmüş, bir o kadar çete üyesi de yaralanmıştı.

Siirtli Naci’yle yol yürüyen çete: Gündoğmuşlar
Gündoğmuşlar Çetesi’nin lideri Uğurcan Gündoğmuş, Mücahit Kanat’ı öldürünce kaçtığı Yunanistan’da silahlı saldırıya uğramış ve yaralanmıştı. Bu saldırıdan sonra Uğurcan Gündoğmuş, yurt dışına uyuşturucu baronu Siirtli Naci’nin yani Naci Yılmaz’ın yanına gidecek ve onun yanında faaliyetlerine devam edecekti. Naci Yılmaz, Güney Amerika’dan Avrupa’ya uzanan uyuşturucu ağının önemli figürlerinden biriydi. Hakkında uyuşturucu soruşturmaları kapsamında 6 kırmızı bülten çıkarılmıştı. Kırmızı bültenlerle aranırken, son olarak Atlantik’te United S gemsinde ele geçen 10 ton kokain soruşturmasında da adı geçecekti.

Çete Burak Tunçel’i kalaşnikoflarla tarayarak öldürmüştü
Gündoğmuşlar çetesi, geçen ayın 15’inde de cezaevinden yeni çıkan Burak Tunçel’i Kağıthane’de hedef almış, kalaşnikoflarla 37 kurşun sıkarak öldürmüştü. Saldırıyı düzenleyen kişilerin kaçmasına aracılık edenler polis tarafından yakalanmış, tetikçilerin izine ise rastlanılmamıştı. Saldırının intikam amacıyla düzenlendiğine yönelik bilgilere ulaşılmıştı.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.