Türkiye’yi sarsan fon krizinde, parasını kurtarmak için zamanında satış emri verdiği halde parasını alamayan yatırımcıların hukuki statüsü tartışması büyüyor. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), 22 Ekim’de yayımladığı yeni açıklamayla, para blokesi (PBLK) bulunan yatırımcıların da diğer fon sahipleriyle eşit koşullarda tasfiye sürecine dahil edileceğini duyurdu.
Ancak SPK’nın bu açıklaması, Kurulun daha önce yayımladığı bültende yer alan ve gerçekleştirilemeyen satış emirlerinden doğan alacakların öncelikle ödenmesini öngören düzenlemeyle çeliştiği gerekçesiyle tepki çekti.
Tartışmanın merkezinde, fon krizinin patlak verdiği 17 Eylül öncesinde satış talimatı veren ancak fonların temerrüde düşmesi veya fiyat açıklamaması nedeniyle parasını alamayan yatırımcılar bulunuyor.
Bu yatırımcılar, satış emri vererek fonlardan çıkmak için gerekli işlemleri yaptıklarını, paralarının kendilerine ödenmesi gerektiğini savunuyor. SPK ise son açıklamasında, satış emri verilmesinin tek başına takas işleminin tamamlandığı anlamına gelmediğini ileri sürüyor.
SPK’nın önceki bülteninde ne yazıyordu?
Tartışmayı büyüten asıl konu, SPK’nın önceki düzenlemesinde gerçekleştirilemeyen satış talimatlarına ilişkin açık bir ödeme mekanizması öngörmüş olması.
Önceki bültende yer alan hüküm şöyleydi:
“Takasbank TEFAS Platformu üzerinden fon satım emri verilen ve gerçekleştirilmeyen iade talimatları karşılığında oluşan tutar fon hesabına borç olarak tahakkuk ettirilir ve banka tarafından yukarıdaki (5) nolu maddede yer verilen yöntemlerle elde edilen nakit ile öncelikli olarak bu borçlar ödenir.”
Bu hüküm, gerçekleştirilemeyen satış emirlerinden kaynaklanan tutarların fon hesabında borç olarak kaydedilmesini ve elde edilen nakitten öncelikli olarak ödenmesini öngörüyordu.
Dolayısıyla yatırımcıların beklentisi, fonların tasfiyesi sırasında satış talimatlarından doğan bu alacakların diğer ödemelerden önce karşılanmasıydı.
Ancak Meclis’te kabul edilen yeni düzenleme ve SPK’nın son açıklaması, bu yatırımcıların öncelikli ödeme konumunu tartışmalı hale getirdi.
Meclis’te gece yarısı değişiklik yapıldı
21 Ekim gecesi TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen 294 sıra sayılı kanun teklifine AK Parti milletvekillerinin imzasıyla yeni bir hüküm eklendi.
Kabul edilen önerge şöyle:
“Şu kadar ki, tasfiyeye konu fonlara ilişkin olarak 17/9/2026 tarihi ve öncesinde TEFAS’a iletilmiş olmakla birlikte, ilgili fonun temerrüdü ve/veya katılma payı fiyatının açıklanmaması nedenleriyle gerçekleştirilemeyen talimatlar bakımından, katılma payları bloke edilmiş olanlar, fon pay sahibi sıfatıyla bu Kanundaki tasfiye hükümlerine tabidir.”
Böylece krizden önce satış emri verdiği halde işlemi tamamlanmayan yatırımcıların, fon payı sahibi sıfatıyla tasfiyeye dahil edilmesi kanun metnine girdi.
Değişiklik, PBLK statüsündeki yatırımcıların tepkisine yol açtı.
Yatırımcılar, fonlardan çıkmak için zamanında satış emri vermelerine rağmen, fonların yükümlülüklerini yerine getirememesinin sonuçlarına katlanmak zorunda bırakıldıklarını savundu.
SPK’dan yeni açıklama: Satış emri takasın tamamlandığı anlamına gelmez
Tepkilerin ardından SPK, 22 Ekim tarihli “Takas Kesinliği ve PBLK Hususlarına İlişkin Basın Duyurusu” başlıklı bir açıklama yayımladı.
Açıklamada, Sermaye Piyasası Kanunu’nun 79. maddesindeki takas kesinliği ilkesinin bütün TEFAS satış emirleri için otomatik olarak uygulanamayacağı savunuldu.
SPK, TEFAS’ın klasik organize piyasalardan farklı olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
“TEFAS’ta verilen her satış talimatı kendiliğinden tamamlanmış bir takas işlemi değildir.”
Kurula göre satış talimatının verilmesi veya sistemde belirli bir kaydın bulunması, tek başına takasın başladığı anlamına gelmiyor.
SPK, takasın ancak nakdin yatırımcının hesabına geçirilmesi ve fon katılma payı sahipliği kaydının kaldırılmasıyla tamamlandığını belirtti.
Bu yorum, satış emri vermiş ancak parasını alamamış yatırımcıların nakit alacaklısı oldukları yönündeki itirazlarına karşı SPK’nın temel savunmasını oluşturdu.
SPK: PBLK yatırımcıları ayrı bir grup değil
SPK açıklamasının en dikkat çekici bölümü, para blokesi bulunan yatırımcıların diğer fon sahipleriyle aynı statüde değerlendirileceğinin duyurulması oldu.
Kurul, henüz takası tamamlanmamış talimatların tasfiye kapsamına alınmasının fon varlıklarının adil dağıtılmasına katkı sağlayacağını savundu.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Nitekim pay blokaj kaydı bulunan kişiler de 455.758 fon payı sahibi arasında yer almakta olup ilave bir grup teşkil etmemektedir.”
SPK, yeni düzenlemenin yalnızca takas süreci tamamlanmamış işlemleri kapsadığını, tamamlanmış işlemleri etkilemediğini belirtti.
Böylece Kurul, satış talimatı vermiş ancak işlemi tamamlanmamış yatırımcıların diğer fon sahiplerinden ayrı bir alacaklı grubu oluşturmadığı görüşünü açıkça ortaya koydu.
Önce borç ve öncelikli ödeme, şimdi eşit koşullarda tasfiye
SPK’nın iki farklı düzenlemesi arasındaki tartışmanın özü burada ortaya çıkıyor.
Önceki bültende, gerçekleştirilemeyen satış emirlerinden doğan tutarların fon hesabına borç yazılması ve öncelikle ödenmesi öngörülüyordu.
Yeni açıklamada ise henüz takası tamamlanmamış satış talimatlarının diğer fon paylarıyla eşit koşullarda tasfiyeye dahil edileceği belirtiliyor.
Bu iki yaklaşımın aynı yatırımcı grubuna uygulanıp uygulanmadığı ve önceki öncelikli ödeme hükmünün hangi işlemler için geçerliliğini koruduğu açıklığa kavuşmuş değil.
SPK, son duyurusunda önceki bültendeki öncelikli ödeme hükmünü neden ve nasıl değerlendirdiğine ilişkin doğrudan bir açıklama yapmadı.
Bu nedenle yatırımcıların tepkisi yalnızca yeni kanun maddesine değil, SPK’nın daha önce düzenlediği ödeme yönteminin sonradan farklı yorumlanmasına da yöneliyor.
Asıl soru şu: SPK daha önce gerçekleştirilemeyen satış emirlerinden doğan tutarları fon hesabına borç yazıp öncelikle ödemeyi öngörürken, şimdi bu yatırımcıları neden diğer fon sahipleriyle eşit koşullarda değerlendiriyor?
CHP’li Cevdet Akay: 79. maddeye göre paralarını almaları gerekiyor
Meclis görüşmelerinde CHP Karabük Milletvekili Cevdet Akay da para blokesi bulunan yatırımcıların hukuki statüsüne itiraz etmişti.
Akay, satış işlemlerinde takas kesinliği oluşmuş yatırımcıların Sermaye Piyasası Kanunu’nun 79. maddesi uyarınca korunması gerektiğini savundu.
“Normal yatırımcı var. PBLK dediğimiz para blokesi olan, yani takas kesinliği olduğu hâlde SPK Kanunu’nun 79. maddesine göre paralarını alması gerekenler var, bunlar da alamıyorlar.”
Akay, fonların fiyat açıklamaması ve temerrüde düşmesinin gerekçe gösterilmesini eleştirerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bugün mağdurlar Anayasa Mahkemesi’ne gitse, buradaki 79. madde gereğince alamadıkları paranın hepsini dava sonuçlandığında faiziyle birlikte alırlar.”
Akay’ın değerlendirmesi, takas kesinliğinin hangi aşamada oluştuğu konusundaki hukuki anlaşmazlığa dayanıyor.
SPK ise yeni açıklamasında, satış talimatı verilmesinin tek başına takas kesinliği oluşturmadığını savunarak bu itiraza yanıt vermiş oldu.
Ancak önceki bültende yer alan öncelikli ödeme düzenlemesi hakkındaki belirsizlik devam ediyor.
Yatırımcılar ne kaybedebilir?
Bu tartışma yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendiren fon tasfiyesinin en kritik başlıklarından biri haline geldi.
Satış talimatından doğan tutarın fon hesabında öncelikle ödenmesi gereken borç olarak değerlendirilmesi ile yatırımcının tasfiye kapsamındaki fon payı sahiplerinden biri sayılması arasında önemli fark bulunuyor.
Öncelikli ödeme mekanizmasında, elde edilen nakdin belirli alacaklara öncelikle yönlendirilmesi öngörülürken eşit koşullarda tasfiyede ödeme, kanunda belirlenen genel dağıtım esaslarına göre yapılıyor.
Bu durum, yatırımcıların paralarına hangi sırayla ve ne zaman kavuşacaklarını etkileyebilir.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.