Araştırma, yüksek zekâlı yetişkinlerle ortalama zekâ düzeyindeki yetişkinler arasında siyasi yönelimler bakımından genel ve güçlü bir fark bulunmadığını ortaya koydu. Sadece erkeklerde, zekâ düzeyi düştükçe muhafazakârlık eğiliminin arttığı görüldü.
Almanya’daki Saarland Üniversitesi ve Marburg Üniversitesi araştırmacılarının yürüttüğü çalışma, Intelligence dergisinin Ocak-Şubat 2026 sayısında yayımlandı. “Exploring exceptional minds: Political orientations of gifted adults” başlıklı araştırmada, çocuklukta üstün zekâlı olarak tanımlanan bireylerle, ortalama zekâ düzeyine sahip kontrol grubunun yetişkinlikteki siyasi görüşleri karşılaştırıldı.
Araştırmanın verileri, Almanya’da 1987-1988 öğretim yılında başlayan Marburg Üstün Yeteneklilik Projesine dayanıyor. Araştırmacılar önce 7 bin 23 üçüncü sınıf öğrencisini taradı; IQ’su 130 ve üzeri olan çocukları “üstün zekâlı” grup olarak belirledi. Bunlar daha sonra benzer sosyoekonomik özelliklere sahip, IQ’su yaklaşık 100 olan bir kontrol grubuyla eşleştirildi. Yaklaşık 35 yıl sonra, ortalama yaşı 43 olan 87 üstün zekâlı ve 71 üstün zekâlı olmayan yetişkinin siyasi eğilimleri yeniden ölçüldü.
Araştırmada katılımcılara önce kendilerini soldan sağa uzanan tek boyutlu bir siyasi skalada nereye yerleştirdikleri soruldu. Sonuçta iki grup arasında anlamlı bir fark bulunmadı; hem üstün zekâlılar hem de diğer grup kendilerini genel olarak merkeze yakın konumlandırdı. Daha sonra ekonomik özgürlükçülük, liberalizm, muhafazakârlık ve sosyalizm olmak üzere dört ayrı ideolojik boyut incelendi. Burada da genel olarak üstün zekâlı olmanın siyasi yönelimler üzerinde belirgin bir ana etkisi görülmedi.
Ancak tek dikkat çekici istisna muhafazakârlık alanında ortaya çıktı. Araştırmaya göre, üstün zekâlı olmayan erkekler, üstün zekâlı erkeklere kıyasla daha yüksek muhafazakârlık puanları aldı. Kadınlarda ise üstün zekâlı olanlarla olmayanlar arasında bu açıdan anlamlı bir fark saptanmadı. Çalışmanın özetinde de açıkça, “üstün zekâlı olmayan erkeklerin üstün zekâlı erkeklerden daha yüksek muhafazakârlık puanı gösterdiği, kadınlarda ise anlamlı fark bulunmadığı” belirtildi.
Araştırmacılar, bu bulguyu “bilişsel esneklik” kavramıyla yorumluyor. Buna göre bazı erkeklerde daha düşük bilişsel kapasite, karmaşık toplumsal meseleleri değerlendirirken geleneksel ve daha katı çerçevelere yaslanma eğilimini artırabiliyor. Ancak çalışma, bu ilişkinin bütün siyasi alanlara genellenemeyeceğini de özellikle vurguluyor. Çünkü liberalizm, sosyalizm ya da ekonomik özgürlükçülük gibi başlıklarda zekâ düzeyine bağlı belirgin farklar bulunmuş değil.
Bu yönüyle çalışma, yıllardır tekrarlanan “yüksek zekâ otomatik olarak daha sol, daha liberal ya da daha sıra dışı siyasal görüşler üretir” tezine güçlü bir düzeltme getiriyor. Araştırmanın temel sonucu, üstün zekâlı bireylerin siyaseten sanıldığı kadar farklı olmadığı; çoğu konuda toplumun geri kalanına oldukça benzediği.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.