Zühtü Arslan’dan Soylu’ya cevap: Eleştirmek için önce metni okuyup anlamak gerek

Anayasa Mahkemesi'nin ‘Karayollarında toplantı ve gösteri düzenlenemez' düzenlemesini iptal etmesine “Bisikletinle işe git gel bakalım” sözleriyle tepki gösteren İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'ya AYM Başkanı Zühtü Arslan'dan cevap geldi: Herhangi bir metni eleştirmek için öncelikle onu okuyup anlamak gerekir. Bu yargı kararları için de geçerlidir. Daha kararın gerekçesi bile yayımlanmadan yöneltilen eleştiriler kamuoyunu yanlış bilgilendirme ve yönlendirme sonucunu doğurmaktadır.

Anayasa Mahkemesine bireysel başvurunun kabulünün 8. yılı vesilesiyle “İnternet Çağında Temel Hak ve Özgürlüklerin Korunması” konulu sempozyum düzenlendi. Sempozyumun açılış konuşmasını yapacağı duyurulan Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan, kayınpederi Derviş Tarakçı’nın vefatı nedeniyle açılışa katılamadı. Cenaze için Kahramanmaraş’a giden Arslan’ın hazırladığı konuşmayı Başkanvekili Hasan Tahsin Gökcan okudu.

“Bir metni eleştirmek için öncelikle onu okuyup anlamak gerekir”

Zühtü Arslan, İçişleri Bakanı Soylu’nun sözlerine şu sözlerle cevap verdi:

“Daha önce birçok kez ifade ettiğim gibi yargı kararlarının eleştirilmesi de ifade özgürlüğü kapsamındadır. Yargı kararları, özellikle Anayasa Mahkemesi kararları, kutsal metinler değildir. Eleştirilebilir, dahası eleştirilmelidir. Bundan en fazla kurumsal olarak kararları eleştirilen yargı kurumu faydalanır.

“Birincisi herhangi bir metni eleştirmek için öncelikle onu okuyup anlamak gerekir. Bu yargı kararları için de geçerlidir. Daha kararın gerekçesi bile yayımlanmadan tamamen varsayımlar üzerinden yapılan veya yayımlandıktan sonra okunmadan yöneltilen eleştiriler kamuoyunu yanlış bilgilendirme ve yönlendirme sonucunu doğurmaktadır. Kararlara yönelik bazı eleştirilerden görüyoruz ki kararlarımız okunmadan, bazen de okunduğu halde yeterince anlaşılmadan eleştirilmektedir. Halbuki sağlıklı bir eleştiri, okumayı ve okunanı doğru anlamayı gerektirmektedir. Aksi takdirde kararda söylenmeyenler, söylenmiş gibi gösterilebilmektedir.

“‘Nasıl’ söylediğiniz, ‘ne’ söylediğinizin önüne geçer”

“İkinci olarak eleştirinin eleştirilenler bakımından etkili ve faydalı olabilmesi büyük ölçüde kullanılan üsluba bağlıdır. Çoğu kez ‘nasıl’ söylediğiniz, ‘ne’ söylediğinizin önüne geçer. Hiç şüphesiz üslup ya da ifade tarzı da ifade özgürlüğünün güvencesi altındadır. Elbette herkes dilediği üslubu tercih etmekte serbesttir. Ancak yargı kararından ziyade kararı verenlere odaklanan ve eleştiri ötesine geçen ifadelerin fayda getirmeyeceği, zira eleştiriyi mecrasından uzaklaştıracağı açıktır.

Mevlana referansı

Zühtü Arslan, kullanılan dilin kimliği ve kişiliği yansıttığını, Mevlana’nın Mesnevi adlı eserinde, “İnsan, dilinin altında gizlidir. Bu dil, canın kapısına perdedir. Bir rüzgar perdeyi savurunca, evin içindeki sır bize aşikar olur” dediğini aktardı.

“Lütfen kararlarımızı eleştirin”

Arslan, sözlerini şu şekilde noktaladı:

“Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın ve kanunların kendisine verdiği görev ve yetkiler kapsamında, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel hak ve özgürlükleri güvenceye alan demokratik hukuk devleti niteliğini korumaya çalışıyor. Görevini en iyi şekilde yerine getirmek için de çaba gösteriyor. Bu vesileyle buradan kamuoyuna bir çağrıda bulunmak istiyorum. Anayasa Mahkemesi’ne katkı yapmak istiyorsanız, lütfen kararlarımızı eleştirin. Eleştirileri gerçekten dikkate alıyor ve değerlendiriyoruz.”

Soylu’dan yanıt: Bir AYM üyesinin bisikletini gösterip, sadece PR üzerinden tweet atması sakil bir davranıştır

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, konuk olduğu TGRT Haber canlı yayınında, Anayasa Mahkemesi üyesi Prof. Engin Yıldırım’ın Twitter’dan bisikletli fotoğrafları ile anayasa maddelerini paylaşmasına yanıt verdi:

“Anayasa Mahkemesi ile kişisel bir sorunumuz olamaz. Bir AYM üyesinin bisikletini gösterip, Anayasa’nın 138. maddesini ortaya koyup, sadece PR üzerinden tweet atması son derece sakil bir davranıştır. Ben görünce, bir reaksiyon ortaya koymuşum, eleştirme hakkı her zaman var. AYM içerisinde bulunan arkadaşlar, üyeler karşı oy yazmıyorlar mı? Öyle bir hava oluşturuluyor ki, biz buna müdahale etmişiz de, bir şey söylemişiz de, bu da Anayasa’sa aykırı gelmiş.”

Soylu, Anayasa Mahkemesi’nin “Barış İçin Akademisyenler” kararını da eleştirdi:

“Bu ülkede çukur, barikat, hendek olayları oldu mu, olmadı mı? Yüzlerce evladımız şehit oldu. Peki ne istediler? ’17-18 yerde özerklik ilan ettik’ dediler. Peki bu yakıp yıkarken, seyahat özgürlüğünü engellediler mi, konut hürriyetini engellediler mi, yaşam hakkını engellediler mi? Peki devletin görevi ne, kamu düzemini, nizamını oturtup bunu ortaya çıkanlara ders vermek değil mi? Peki millilik, yerlilik, vatanseverlik sadece Cumhurbaşkanı’nın, polisin, jandarmanın uhdesinde midir? Hayır. Peki AYM ne yaptı? AYM şöyle bir karar verdi. Birtakım sözde akademisyenler bir bildiri imzaladılar, bu bildiri şurada duruyor. Diyorlar ki ‘Bu suça ortak olmayacağız’. Yani devletin bu hadiseleri bitirebilme kabiliyeti suç. Devlet uluslararası alanda şikâyet ediliyor, yaşam hakkını, özgürlüğü ortadan kaldırdı diyor, uluslararası sisteme şikâyet ediyor. “Bu kasıtlı ve planlı kıyım” cümlesini kim kabul eder? “Katliam ve uyguladığı bilinçli sürgün politikası”. Kimse kusura bakmasın. Başkomiser Ahmet Çamur katil mi? Şehit oldu orada. Onlarca-yüzlerce evlat şehit oldular. Bu memleket kolay mı kurtarıldı? Geçen gün Van’da bir teröristin açtığı ateş sonucu 3 askerimiz şehit oldu. Bu insanlar niye şehit oluyorlar? Bu rezil bir bildiri ve bunlara ilk derece mahkemeler diyorlar ki “Siz suç işlediniz, terör örgütleriyle eş bir tavır ortaya koydunuz”. AYM de diyor ki, “Her ne kadar PKK terör örgütünün söyledikleriyle özdeşleşse de bunu söyleme hürriyeti vardır”. Peki, AİHM Batasuna’yı niye kapattı, kendisi için bir tehdit olduğu için kapattı. Şurada okuduğumdan rahat bir şekilde anlıyorum, diyor ki bir PKK, terör örgütü bildirisi bu. Devlet katildir, sizin şehit olarak nitelendirdikleriniz de katildir diyor. AYM ne diyor, düşünce özgürlüğüdür diyor. Peki biz bu ülkenin varlığı ve birliği için mücadele edenlere ne anlatacağız?”

Ne olmuştu?

Somalı madencilerin tazminatlarını talep etmek amacıyla Ankara’ya yürüyüşünün engellenmesi üzerine Bağımsız Maden İş Sendikası’nın başvurusuyla Manisa 1. İdare Mahkemesi, işçilerin yürümesinin engellenmesine gerekçe olarak gösterilen “Şehirlerarası karayollarında gösteri yürüyüşleri düzenlenemez” hükmünün iptali için Anayasa Mahkemesi’nde somut norm denetimi davası açtı. Anayasa Mahkemesi, 12 Eylül döneminden kalan bu maddeyi iptal etmişti. Bunun üzerine İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Toplumsal Olaylarda Müzakere Kursu’nda yaptığı konuşmada Anayasa Mahkemesi’nin başkanı Zühtü Arslan’a “Madem özgür bir ülkeyiz, polis koruması almana gerek yok. Bisikletinle işe git gel bakalım. Anayasa Mahkemesi Başkanı’na söylüyorum kendi arabamla tek başına gitmeye ben varım, sen var mısın?” sözleriyle yüklenmişti.

Önceki İçerikMacron’dan BM’ye Uygurlar için uluslararası misyon talebi
Sonraki İçerikKılıçdaroğlu, Kaftancıoğlu’na sahip çıktı: ‘İster Gazi Mustafa Kemal deyin, ister Atatürk’