Johns Hopkins Üniversitesi profesörü ve Iran’s Grand Strategy kitabının yazarı Vali Nasr Financial Times’a yazdı.
Savaşın başlamasından iki hafta sonra İran’ın stratejisi daha net biçimde ortaya çıkıyor. İran başlangıçta Amerikan ve İsrail saldırılarını soğurmayı, aynı zamanda İsrail şehirlerine ve ABD üslerine drone ve füze saldırılarıyla karşılık vermeyi hedefledi. Amaç, karşı tarafın önleme füze stoklarını tüketmekti. Uzun vadeli plan ise savaşın ikinci aşaması için daha büyük ve daha ölümcül füzeleri saklı tutmaktı.
Ancak İran bunun yanında paralel ve muhtemelen daha etkili bir strateji daha uyguluyor: küresel ekonomiye karşı savaş açmak.
İran füzeleri ve insansız hava araçları Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki petrol ve doğalgaz tesislerini, Körfez’deki petrol tankerlerini hedef aldı. Aynı zamanda Hürmüz Boğazı’ndan geçişi kısıtladı; bu da fiilen boğazın kapanmasına ve petrol fiyatlarının hızla yükselmesine yol açtı.
ABD Başkanı Donald Trump, savaş başlamadan birkaç gün önce 24 Şubat’taki Birliğin Durumu konuşmasında İran’dan neredeyse hiç söz etmedi. Ancak benzin fiyatları, enflasyon ve ekonominin durumu üzerinde uzun uzun durdu.
İranlılar şunu biliyor:
Amerikalıların çoğu bombaları ve füzeleri fark etmeyebilir, ancak benzin fiyatlarını ve enflasyonu mutlaka fark eder.
Nitekim haklı çıktılar. Çatışmalar Körfez’e yayılınca enerji fiyatları hızla yükseldi ve küresel piyasalar sarsıldı. İran böyle bir senaryoyu önceden uyarmış olsa da ABD hazırlıksız yakalandı. Bu hazırlıksızlık da yaklaşan krize dair korkuları daha da artırdı.
Ancak İran yalnızca enerji arzını hedef almıyor. İran’ın drone ve füze saldırıları Körfez’deki teknoloji şirketlerinden havayollarına kadar birçok hayati sektörü de etkiledi. Amazon’un veri merkezleri, Dubai Havalimanı ve Körfez’deki çeşitli liman tesisleri saldırıların hedefi oldu.
Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin aksaması, petrokimya ürünleri ve tarım için gerekli gübre gibi sanayi mallarını taşıyan konteyner taşımacılığını da etkiliyor.
Savaşta coğrafya en az teknoloji kadar önemlidir. İran, Körfez’in kuzey kıyısının tamamını kontrol ediyor ve güney kıyısındaki enerji sahalarının ve bu sulardan geçen her şeyin üzerinde baskı kurabiliyor.
İran’ın müttefiki Husiler, Kızıldeniz’in girişinde ve Süveyş Kanalı’na giden geçidin üzerinde bulunuyor. Böylece İran, Arap Yarımadası’nın iki tarafından küresel ekonomiyi sıkıştırabilecek bir konuma sahip.
Bugün İran’ı yönetenler Irak ve Suriye’deki asimetrik savaşların tecrübeli isimleri. Şimdi aynı stratejiyi ABD’ye karşı küresel ekonomi savaş alanında uyguluyorlar.
Drone’lar, kısa menzilli füzeler ve mayınlarla tankerlerin ve limanların vurulması, Irak’taki yol kenarı bombalarının (IED) yarattığı etkiyi yaratabilir — ancak bu kez küresel tedarik zincirlerini bozarak ve petrol fiyatlarını yükselterek çok daha büyük bir etkiyle.
İran’ın İsrail’in giderek azalan önleme füze stoklarına yönelik saldırıları, Haziran 2025’teki çatışmada ABD ve İsrail’i ateşkese yaklaşmaya zorlamıştı.
Ancak bu kez küresel ekonomi üzerinden yürütülen savaş farklı bir sonuç doğurabilir.
İran karşı saldırılarını daha uzun süre sürdürebilir. Ayrıca yalnızca bir ateşkes bile, İran’ın Körfez üzerinde yarattığı risk gölgesini ortadan kaldırmaya yetmeyebilir.
Bu nedenle İranlı liderler, Washington bu savaşın küresel ekonomik maliyetini tam olarak kavrayana kadar ateşkesi kabul etmeyeceklerini söylüyor. Çünkü savaş yeniden başlayabileceği endişesi sürerse iş dünyası, yatırımcılar ve turistler Körfez’e dönmeyebilir.
ABD, İran’ı işgal edip rejimi devirmeye ve ardından istikrarı sağlamak için ülkede kalmaya hazır değilse, Körfez’e güvenin geri dönmesi ancak ABD ile İran arasında kalıcı bir ateşkes anlaşmasıyla mümkün olabilir.
Bu yönde Washington üzerindeki baskı giderek artıyor. Savaşın bitmesini isteyenler yalnızca Körfez ülkeleri değil; Asya, Afrika ve hatta Avrupa’daki birçok ülke de çatışmaların devam etmesi halinde ciddi ekonomik krizlerden korkuyor.
Son günlerde ABD ve İsrail, İran’ı çökertmek ya da teslim olmaya zorlamak umuduyla bombardımanın hızını ve yoğunluğunu artırdı.
İran rejimi ise buna karşılık küresel ekonomi üzerinde asimetrik savaş yürütmeye ve Washington’u siyasi bir çözümün tek seçenek olduğuna ikna edecek kadar uzun süre direnmeye hazır.
İran, ateşkesi ancak egemenliği için uluslararası garantiler verilmesi halinde kabul edeceğini söylüyor. Bu muhtemelen Rusya ve Çin’in doğrudan rol üstlenmesi anlamına gelecektir. Ayrıca savaş tazminatı ve Lübnan’da doğrulanabilir bir ateşkes talep edebilir.
Bunun karşılığında ABD’nin, Şubat ayında Cenevre’de masada bıraktığı nükleer anlaşmanın bir versiyonunu kabul etmesi ve yaptırımları kaldırmayı taahhüt etmesi gerekebilir.
İran liderleri bu savaşa son savaşları olması hedefiyle girdiler. Ya bu savaş onları kıracak ya da ülkenin koşullarını kökten değiştirecek.
Onların hesabı şu:
Yeterince uzun süre ayakta kalıp küresel ekonomiyi yeterince sıkıştırabilirlerse bu hedefe ulaşabilirler.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.