Altman’ın “Bu sabah erken saatlerde yazdım ve gerçekten yayınlayıp yayınlamayacağımdan emin değildim, ama işte burada” notuyla paylaştığı yazının çevirisi;
“İşte ailemin bir fotoğrafı. Onları her şeyden çok seviyorum.
Görüntülerin bir gücü var, umarım. Normalde oldukça mahrem kalmaya çalışırız ama bu durumda bir fotoğraf paylaşmamın nedeni, benim hakkımda ne düşünürlerse düşünsünler, bir sonraki kişinin evimize molotof kokteyli atmasını belki engelleyebilmektir.
İlk kişi bunu dün gece, sabaha karşı 03:45’te yaptı. Neyse ki şişe eve çarpıp sekti ve kimse zarar görmedi.
Kelimelerin de gücü var. Birkaç gün önce hakkımda kışkırtıcı bir yazı yayımlandı. Dün biri bana bunun yapay zekâ konusundaki büyük kaygıların arttığı bir döneme denk geldiğini ve beni daha da tehlikeye attığını düşündüğünü söyledi. Ben ise bunu geçiştirdim.
Şimdi gecenin ortasında uyanığım, öfkeliyim ve kelimelerin ve anlatıların gücünü hafife aldığımı düşünüyorum. Bu da bazı şeyleri ele almak için iyi bir zaman gibi görünüyor.
Birincisi, neye inandığım:
• Herkes için refahı artırmak, tüm insanları güçlendirmek ve bilim ile teknolojiyi ilerletmek benim için ahlaki bir sorumluluktur.
• Yapay zekâ, insan kapasitesini ve potansiyelini genişletmek için şimdiye kadar görülmüş en güçlü araç olacak. Bu araca olan talep neredeyse sınırsız olacak ve insanlar onunla inanılmaz şeyler yapacak. Dünya çok büyük miktarda yapay zekâyı hak ediyor ve bunu nasıl mümkün kılacağımızı bulmalıyız.
• Her şey yolunda gitmeyecek. Yapay zekâya dair korku ve kaygı haklı; uzun zamandır, belki de tarihte ilk kez bu ölçekte bir toplumsal dönüşüme tanıklık ediyoruz. Güvenliği doğru kurmamız gerekiyor. Bu sadece bir modeli hizalamak meselesi değil—yeni tehditlere karşı dirençli olabilmek için toplum çapında acil bir yanıt gerekiyor. Buna, daha iyi bir geleceğe ulaşmak için zor bir ekonomik geçişi yönetmeye yardımcı olacak yeni politikalar da dahil.
• Yapay zekâ demokratikleştirilmek zorunda; güç aşırı yoğunlaşmamalı. Geleceğin kontrolü tüm insanlara ve onların kurumlarına ait olmalı. Yapay zekâ bireyleri güçlendirmeli ve geleceğimiz ile yeni kurallar hakkında kararları birlikte vermeliyiz. Birkaç yapay zekâ laboratuvarının geleceğimizin şeklini belirleyecek en kritik kararları vermesinin doğru olduğunu düşünmüyorum.
• Uyarlanabilirlik kritik. Hepimiz çok hızlı gelişen yeni bir şeyi öğreniyoruz; bazı inançlarımız doğru çıkacak, bazıları yanlış ve bazen teknoloji geliştikçe ve toplum değiştikçe fikrimizi hızla değiştirmemiz gerekecek. Süper zekânın etkilerini henüz kimse tam anlamıyor ama etkileri çok büyük olacak.
İkincisi, bazı kişisel değerlendirmeler:
OpenAI’deki ilk on yılıma baktığımda, gurur duyduğum pek çok şey ve yaptığım hatalar var.
Yaklaşan Elon’la davamızı düşünürken, onun OpenAI üzerinde tek taraflı kontrol talebine karşı nasıl direndiğimi hatırladım. Bununla gurur duyuyorum. O dönemde OpenAI’nin varlığını sürdürebilmesini sağlayan o dar yolu bulmamız ve sonrasında gelen tüm başarılar önemliydi.
Ancak çatışmadan kaçınan biri olmaktan gurur duymuyorum; bu hem bana hem OpenAI’ye büyük bedeller ödetti. Önceki yönetim kurulumuzla yaşadığım bir anlaşmazlığı kötü yönetmem de şirket için büyük bir karmaşaya yol açtı—bundan da gurur duymuyorum. OpenAI’nin bu çılgın yükselişi boyunca başka pek çok hata yaptım. Son derece karmaşık bir durumun merkezinde olan kusurlu bir insanım; her yıl biraz daha iyi olmaya çalışıyorum ve hep misyon için çalışıyorum. Yapay zekânın ne kadar büyük bir mesele olduğunu baştan biliyorduk ve iyi niyetli insanlar arasındaki kişisel anlaşmazlıkların büyüyeceğini de tahmin ediyorduk. Ama bunu yaşamak, bu acı çatışmaların içinde olmak ve çoğu zaman arabuluculuk yapmak bambaşka bir şey—bedelleri ağır oldu. Kırdığım insanlardan özür diliyorum ve keşke daha hızlı öğrenebilseydim diyorum.
Ayrıca OpenAI’nin artık küçük bir girişim değil, büyük bir platform olduğunun farkındayım; daha öngörülebilir bir şekilde hareket etmemiz gerekiyor. Son yıllar son derece yoğun, kaotik ve baskı doluydu.
Ama en çok da misyonumuzu hayata geçirebilmiş olmaktan gurur duyuyorum. Başlarken bunun gerçekleşmesi pek olası görünmüyordu. Tüm zorluklara rağmen, çok güçlü yapay zekâlar geliştirmeyi başardık, bunu sunacak altyapıyı kuracak sermayeyi bulduk, bir ürün ve iş şirketi kurduk, büyük ölçekte makul derecede güvenli ve sağlam hizmetler sunmayı başardık ve daha fazlasını yaptık.
Birçok şirket dünyayı değiştireceğini söyler; biz gerçekten değiştirdik.
Üçüncüsü, sektör üzerine bazı düşünceler:
Son yıllardan çıkardığım kişisel sonuç ve bu alandaki şirketler arasında neden bu kadar “Shakespearevari” dram yaşandığına dair görüşüm şu:
“Yapay Zeka’yı bir kez gördüğünüzde artık onu görmemiş gibi yapamazsınız.”
Bunun güçlü bir “yüzük” etkisi var ve insanlara çılgınca şeyler yaptırıyor.. Yapay Zeka’nın kendisinin yüzük olduğunu söylemiyorum ama “Yapay Zeka’yı kontrol eden kişi olmak” fikrinin yarattığı bütüncül zihniyeti kastediyorum.
Bunun tek çözümü, teknolojiyi geniş kitlelerle paylaşmaya yönelmek ve kimsenin o “yüzüğe” sahip olmamasını sağlamak. Bunun iki açık yolu var: bireysel güçlenme ve demokratik sistemin kontrolü elinde tutması.
Demokratik süreçlerin şirketlerden daha güçlü kalması önemli. Yasalar ve normlar değişecek ama ne kadar karmaşık ve yavaş olursa olsun demokratik süreç içinde hareket etmeliyiz. Biz bir ses ve paydaş olmak istiyoruz ama tüm gücü elinde tutan taraf olmak istemiyoruz.
Sektörümüze yönelik eleştirilerin büyük kısmı, bu teknolojinin yüksek riskleri konusunda duyulan samimi endişelerden kaynaklanıyor. Bu çok anlaşılır ve iyi niyetli eleştiri ile tartışmaları memnuniyetle karşılıyoruz. Teknoloji karşıtı duyguları da anlıyorum; teknoloji her zaman herkes için iyi olmayabilir. Ama genel olarak teknolojik ilerlemenin geleceği inanılmaz derecede iyi bir hale getirebileceğine inanıyorum—senin ailen için de benimki için de.
Bu tartışmaları sürdürürken, söylemi ve yöntemleri yumuşatmalı ve hem mecazi hem de gerçek anlamda daha az patlamanın yaşandığı bir ortam yaratmalıyız.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.