Azerbaycan ile Türkiye arasında son dönemde yaşanan siyasi tartışmalar sürerken, Aliyev yönetimine yakınlığıyla bilinen Qafqazinfo haber sitesinde Türkiye’ye yönelik dikkat çekici bir yazı yayımlandı.
Sitede, Azerbaycan Kartografları Kamu Birliği Başkanı Müqabil Bayramov’un sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım, “Kardeş tuzağı ile Erivan haritamızdan nasıl silindi?” başlığıyla okurlara sunuldu.
Yazıda Osmanlı Devleti’nin 1918 yılında Ermenileri kendi sınırlarından uzak tutmak amacıyla Erivan’ın Ermenistan’a bırakılmasını sağladığı, Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’ni kendi topraklarına katmak istediği ve Mustafa Kemal Atatürk’ün Sovyet Rusya’nın Bakü’yü işgaline göz yumduğu iddia edildi.
Bayramov, Türkiye’nin bugün Ermenistan’la normalleşme politikasını da tarihsel bir devamlılık içinde değerlendirdi ve yazısını “Kardeş ihaneti” suçlamasıyla bitirdi.
Qafqazinfo’da yayımlanan yazının tamamı şöyle:
“Kardeş tuzağı” ile Erivan haritamızdan nasıl silindi?
Azerbaycan Kartografları Kamu Birliği Başkanı Müqabil Bayramov, kuruluşun sosyal medya hesabında, tarihî Azerbaycan şehri Erivan’ın Ermenistan’a verilmesiyle ilgili bazı tarihî bilgileri kamuoyuyla paylaştı.
“1918 yılında Osmanlı Devleti için en büyük sorunlardan biri Ermeni meselesiydi. Birinci Dünya Savaşı’nın sonlarında Ermenileri kendisinden uzaklaştırmak, onların devletlerini kendi sınırları dışında kurmalarına imkân sağlamak için Osmanlı’nın bir kurbana ihtiyacı vardı. Bu kurban olarak, Mart soykırımında on binden fazla Azerbaycanlının kanı pahasına kurulan Azerbaycan Halk Cumhuriyeti seçildi.
Osmanlı, Ermenilerin merkez olarak talep ettiği Kars veya Gümrü şehirlerini onlara vermek istemiyordu. Bu nedenle tarihî Azerbaycan yurdu olan Erivan şehri hedef seçildi.
Azerbaycan heyetinin üyesi Nesib Bey Yusufbeyli, Transkafkasya Seymi’nin eski üyelerinin 27 Mayıs 1918 tarihli olağanüstü toplantısında bu gerçeği açıkça dile getirdi. Batum’dan yeni dönen Nesib Bey, Osmanlı’nın planını şöyle anlattı:
‘Türkiye heyetine göre Transkafkasya’nın gelişmesinin en önemli güvencesi, Transkafkasya halklarının dayanışması ve birliğidir. Bunun sağlanabilmesi için Azerbaycan tarafının Ermenilere belirli ölçüde toprak tavizinde bulunması gerekmektedir.’
(Bakınız: Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Arşivi, fon 970, liste 1, dosya 1, yaprak 46.)
Osmanlı paşaları arasında bu konuda görüş ayrılıkları bulunsa da sonuçta Batum görüşmelerinde Osmanlı heyetine başkanlık eden Şûrâ-yı Devlet Başkanı ve Adliye Nazırı Halil Menteşe ile Osmanlı Orduları Kafkas Cephesi Komutanı Ferik Mehmet Vehip Paşa, Güney Kafkasya’da Azerbaycan toprakları üzerinde Ermenilere bir devlet kurmayı amaç edindiler.
O sırada Bakü işgal altındaydı, Azerbaycan’ın silahlı gücü yoktu. İçinde bulunduğumuz bu ağır durumdan yararlanan Osmanlı paşaları, ‘çıban’ olarak adlandırdıkları Ermeni devletini kendi topraklarında değil, Azerbaycan topraklarında kurdular. Azerbaycan Millî Şurası taviz vermeye zorlandı.
Bu, kardeş Türkiye’nin ilk oyunuydu.
Osmanlı’nın ikinci oyunu ise Bakü üzerineydi. Birçok cephede yenilgiye uğrayan Osmanlı, Bakü petrolünü ele geçirmek, Azerbaycan’ı ve Kuzey Kafkasya’yı kendisine bağlamak amacıyla Batum’da Azerbaycan’a askerî yardım sözü verdi.
Ancak Gence’de yaşanan ilk gelişmelerde Osmanlı’nın mevcut Azerbaycan Halk Cumhuriyeti hükümetinin yapısından memnun olmadığı ortaya çıktı. Bunun sonucunda tarihe ‘Haziran Krizi’ olarak geçen olaylar yaşandı. Azerbaycan Millî Şurası kendisini feshetmek zorunda kaldı.
Osmanlı, Müsavat hükümetini istemiyordu. Kendisinin yakın bulduğu ve tarihte ‘ilhakçılar’ olarak anılan güçleri iktidara getirmek istiyordu.
Nitekim o yıllarda Azerbaycan’a gönderilen Osmanlı subaylarından Behiç Erkin, hatıralarında Enver Paşa’dan şu emirleri aldığını yazıyordu:
‘Barıştan sonra Osmanlı ve Azerbaycan devletlerinin Avusturya-Macaristan örneğinde olduğu gibi tek bir hükümdarın yönetimi altında birleşmesi biçimini görüşmek. (Asıl düşünülen Azerbaycan’ın doğrudan Türkiye’ye ilhakıydı. Ancak Enver Paşa, Almanların buna karşı çıktığını bana söyledi. Şahsi birlik biçimi de bu muhalefet nedeniyle düşünülmüştü.’
Osmanlı’nın bu planını gerçekleştirmesini engelleyen nedenin İngilizlere yenilmesi ve Mondros Mütarekesi’ni imzalaması olduğu açıkça görülmektedir.
Sonuçta Mondros Mütarekesi’nin 15. maddesi uyarınca Osmanlı, İngilizlerin Bakü’yü işgal etmesine göz yumdu.
İngilizler galip gelmeseydi Osmanlı, Azerbaycan’da nasıl bir politika izleyecekti?
Hiç şüphesiz, ‘Haziran Krizi’ni yaratan Nuri Paşa kısa sürede Azerbaycan’ı Osmanlı’ya bağlayarak sultanın yönetimine verecekti.
Nitekim kendisi de bir Osmanlı paşası olan Mustafa Kemal Atatürk, daha sonra Rusların Bakü’yü işgal etmesine göz yumdu, parlamentoda Gence Ayaklanması’nın aleyhinde konuştu.
Yakın geçmişe baktığımızda Osmanlı’nın Bakü’yü kurtardığını, ancak orada tutunamayarak şehri İngilizlere teslim ettiğini, ardından da Rusların Bakü’yü işgal etmesine göz yumduğunu görüyoruz.
Bugün Ermenistan’la kardeşleşme politikası izleyen Türkiye yönetiminin davranışlarına baktıkça tarihin gerçekten de ders çıkarmak açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum.
‘Kardeş ihaneti’ ise ihanetlerin en ağırıdır. İnsanı sırtından vurur, unutulmaz…”
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.